HDP Eşbaşkanı Sezai Temelli, Kürtlerle savaş, daha fazla silahlanma, milliyetçi oylarla iktidarda kalmanın ve kaynağı yandaş sermayeyle birlikte bir yolsuzluk ekonomisi içine sürüklemenin iktisadi krizden kaçamayacağını söyledi.

 

HAYRİ DEMİR / SELMAN GÜZELYÜZ / MA / ANKARA

 

HDP Eşbaşkanı Sezai Temelli, “Onlar bir gemide ama batan bir gemideler. Biz o gemide değiliz” dedi.

Halkların Demokratik Partisi (HDP) Eşbaşkanı Sezai Temelli, Mezopotamya Ajansı’nın (MA) sorularını yanıtladı. Bu otoriter rejimin her yeri ele geçirdiği, tüm hakları gasp ettiği bir düzlemle karşı karşıya olunduğunu belirten Temelli, "Bunu sürdürdüğü iki tane önemli ayak var. Birisi, Kürt düşmanlığı ve buna bağlı savaş politikaları; diğeri yandaş sermaye grubuyla beraber yol aldığı yolsuzluk ekonomisidir. Her ikisine karşı, savaşa karşı politikalarımızla da, bu sömürü ve talana karşı politikalarımızla da bu otoriter rejimine karşı mücadeleyi örgütleyeceğiz. Mahallede, işyerinde, sokakta, olduğumuz her yerde bu sistemden mağdur olmuş herkesi yan yana gelmeye, mücadelede buluşmaya çağıracağız. Bir dayanışma ağı öreceğiz ve bu dayanışma ağında buluşanların direnişini örgütleyeceğiz" dedi.

Faşizme karşı ittifak

Kürt sorunu olmadan Türkiye’de demokrasi sorununu aşmanın mümkün olmadığını belirten Temelli, 'Faşizme karşı demokratik toplumsal muhalefet' çağrısı yaptıklarını hatırlattı. Çeşitli kurum ve yapılarla görüşmelerin sürdüğünü kaydeden Temelli, HDK ile birlikte planlama yapılıp saha çalışmasının başladığını söyledi. Diğer taraftan DTK’nin çalışmaları olduğunu aktaran Temelli, "Türkiye bugün bir tecrit koşullarında yaşıyor. Tecride karşı çalışmalarımız var. İmralı tecridinin sonlanmasına yönelik çalışmalarımız var. Çok sayıda HDP’li ve bileşen partilerimizden arkadaşlarımız tutsak. Bunların özgürlüğüne kavuşması için çalışışıyoruz. Bu rejime karşı mücadelemizi her alanda yükseltiyoruz" şeklinde konuştu.

Yerel seçimlere hazırlık

Yerel seçimler ve örgütlenme çalışmalarının bu mücadele hattının içine oturduğunu kaydeden Temelli, şöyle devam etti: "Eğer yerel seçimlerden sağlıklı bir sonuç bekliyorsak kayyım coğrafyasını alt etmemiz, sonlandırmamız gerekiyor. Yerel seçimler hangi tarihte yapılırsa yapılsın biz bu yerel seçimleri 24 Haziran’ın ikinci turuna çevireceğiz. Önce kayyım coğrafyasından kayyımdan kurtulmalıyız, sonra tek adam iktidarını yerellerden kuşatmalıyız. Yerellerde AKP’nin iktidarını devirmemiz bize büyük bir kapıyı açacaktır."

Kürtlere rağmen gelecek yok

Dünya siyasetine yön veren merkez konumundaki Ortadoğu’nun en önemli dinamiği Kürtler olduğunu,  Ortadoğu’da Kürtlere rağmen bir gelecek düzenlenemeyeceğini vurgulayan Temelli, "Düzenlenemediği için de kaos devam ediyor. Biz şunu biliyoruz; tecrit aslında bir savaş politikasıdır. Savaşın sürdürülebilirliğine dair bir politikadır. Savaş politikalarının kendini beslediği bir alandır. O yüzden tecride karşı mücadele etmek aynı zamanda bir barış mücadelesidir. Savaş karşıtlığı mücadelesidir. Bunu Türkiye toplumuna yeterince anlatamadık. Bunu çok daha güçlü bir şekilde Türkiye toplumuna, tüm kesimlerine ama sadece Türkiye toplumuna değil Avrupa’ya da, Ortadoğu’yu da anlatmak zorundayız" diye konuştu.

İktisadi krizden kaçamadılar

Kürtlerle savaş, daha fazla silahlanma, milliyetçilik oylarla iktidarda kalma ve kaynağı yandaş sermayeyle birlikte bir yolsuzluk ekonomisi içine sürüklemenin iktisadi krizden kaçamayacağını dile getiren Temelli, "Bakın kaçamadılar. Geçiştirdiler, ötelediler ve şu anda krizin en dip noktalarını yaşıyorlar" dedi.

 Halkın sırtına yükleyecektir 

Mevcut krizden çıkışın bir kaç yolu olduğunu söyleyen Temelli, şöyle izah etti: "Birincisi, sermayenin kontrolü. Bunu yapamaz, çünkü o zaman dış dünyaya ne mal satabilir ne mal alabilir ne de yeni kaynak bulabilir. İçeriğe dönük tedbirler alıyor, işte BDDK, Merkez Bankası. İkinci bir yol IMF politikalarıdır. Bunun IMF'siz de uygulayabilirsiniz. Bunun adı halkın bildiği şekliyle kemer sıkma politikasıdır. Şimdi bu kemeri halkın beline değil, boğazına taktılar. Türkiye'nin genel anlamda iktisadi krizi, yani cari açık, bütçe açığı, yanlış yatırım politikalarını tüm maliyetlerini halkın sırtına yıkmaya çalışacaklar. Enflasyon yükseleceği için zam dalgası gelecek ki, başladı zaten. Sanayi bölgelerinde ciddi işçi çıkarımları yaşanacak. Buna itirazımız var, diyenlerle birlikte mücadeleyi örgütlemeyi önümüze hedef olarak koyduk.

Çözüm mahallemizde, iş yerimizde dayanışma buluşmaları yapıp, direnişi hep birlikte örgütlemektir. HDP bunun öncüsü olacaktır. Bu saldırılara karşı koyabilmemizin yolu, işimize, aşımıza, geleceğimize hep birlikte sahip çıkmaktır. Her yerde bu direnişi örgütlememiz lazım."

Biz o gemide değiliz

Türk Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın "Hepimiz aynı gemideyiz" sözlerine de yanıt veren HDP Eşbaşkanı Sezai Temelli, şöyle konuştu: "Onlar bir gemide, bu bir gerçek. Ama batan bir gemideler. Türkiye'nin de bütün kamusal mirasını batan geminin malları olarak satıyorlar. Evet, onlar bir gemide ve bu ülkeyi batırmakla meşguller. Biz o gemide değiliz."

 
 

Tüketicinin güveni kalmadı

   

Tüketici güven endeksi, Ağustos’ta 68,3 seviyesine gelerek 2018'in en düşük seviyesine indi.

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), 2018 yılı Ağustos ayı Tüketici Güven Endeksi verisini açıkladı. Türkiye İstatistik Kurumu ve Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası işbirliği ile yürütülen tüketici eğilim anketi sonuçlarından hesaplanan tüketici güven endeksi, Ağustos ayında bir önceki aya göre yüzde 6,5 oranında azaldı; Temmuz ayında 73,1 olan endeks Ağustos ayında 68,3 oldu. Böylece tüketici güveni yılın en düşük seviyesine inmiş oldu.

Hane daha kötüsünü bekliyor

Hanenin maddi durum beklentisi endeksi bir önceki aya göre yüzde 7 oranında azalarak Ağustos ayında 85,5 oldu.

Bu azalış, gelecek 12 aylık dönemde hanenin maddi durumunun daha kötü olacağını bekleyenlerin artmasından kaynaklandı.

Ekonomi kötüye gidecek

Genel ekonomik durum beklentisi endeksi Temmuz ayında 96,3 iken, Ağustos ayında yüzde 8,3 oranında azalarak 88,3 değerine düştü. Bu düşüş, gelecek 12 aylık dönemde genel ekonomik durumun daha kötü olacağı yönünde beklentisi olan tüketicilerin bir önceki aya göre artmasından kaynaklandı.

İşsiz sayısı beklentisi endeksi

İşsiz sayısı beklentisi endeksi bir önceki aya göre yüzde 3,6 oranında azalarak Ağustos ayında 74,1 oldu. Bu azalış, gelecek 12 aylık dönemde işsiz sayısında artış bekleyenlerin yükselmesinden kaynaklandı.

Tasarruf etme ihtimali zayıfladı

Tasarruf etme ihtimali endeksi Temmuz ayında 27,1 iken, Ağustos ayında yüzde 6,6 oranında azalarak 25,3 oldu. Bu azalış, gelecek 12 aylık dönemde tasarruf etme ihtimali olduğunu düşünen tüketicilerin bir önceki aya göre azalmasından kaynaklandı.

 
 

Ekonomik krizin kaynağı da Kürt sorunu

     

Yeşiller ve Sol Gelecek Partisi Eş Sözcüsü Naci Sönmez, bugün yaşanan ekonomik kriz dahil tüm sorunların kaynağında Kürt sorunundaki vites değişikliği olduğunu söyledi.

İktidarın Suriye ve Ortadoğu meselesinde uluslararası güçler ile çatışması ve Kürt sorununda çözümsüzlüğü dayatmasının siyasi kriz yarattığına dikkat çeken Sönmez, “Türkiye’nin bu ekonomik badireyi yaşayacağı adım adım belliydi. Sürekli sinyal veriyordu. Karşı karşıya kaldığımız durum Türkiye’nin siyasi istikrarını arayarak çözebileceği mevzudur. Alınan ekonomik tedbirler geçici bir takım şeyler yaratabilir ama ekonomik kriz esas olarak siyasi krizle aşılacaktır” dedi.

 Sönmez, ABD ile Türkiye arasında yaşanan krizin ekonomiye olan etkisi bir tarafa kapalı kapılar ardında yürütülen siyasi krizden de bahsetmenin mümkün olduğunu dile getirdi. Ortadoğu ve Kürt siyasetinin bu durumdan bağımsız olmadığının altını çizen Sönmez, Türkiye’nin bugün yaşadığı durumun esas nedeni olarak Kürt meselesi stratejisindeki vites değişikliği olduğunu hatırlattı. Sönmez, şöyle devam etti: “Ortadoğu’da artık Kürtsüz bir coğrafya çizilemeyecek. Artık yüzyıl önceki gibi cetvel elde bir coğrafya olmayacak. Dünyanın kabul etmek zorunda kaldığını kabul ederek, kendi gerçeği ve kendi insanlarıyla barışarak Ortadoğu’da istikrarlı ve güçlü bir Türkiye’yi ancak konumlandırabilir. Eğer bu sağlanabilirse ekonomik sorunlar, ticaret hacmi vs. hepsi artar. Komşularıyla ve dünya ile barışık, barış eksenli bir Türkiye inşa edildiği zaman ekonomik sorunlar da peyderpey çözülecektir. Toplumun bunu anlaması gerekiyor. Bugünkü ekonomik sorun Ortadoğu’da ve bölgemizdeki siyasetin krizini çözerek aşılacaktır."

 
 

Kurla uğraşırken faiz şahlandı

   

Kurları düşürmek için atılan adımlar dolar/TL’yi önceki gün itibariyle 6’nın altına çekse de faizlerde sert çıkışa yol açtı. Ekonomist Haluk Bürümcekci, “Enflasyonda yüzde 20’lere doğru bir gidiş Eylül’de görülebilir” dedi.

Cumhuriyet’e göre Merkez Bankası’nın politika faizine zamanında müdahale etmemesi yatırımcının Türkiye algısını bozarken, kuru düşürmek için atılan adımlar piyasa faizlerine zirve yaptırdı. iki yıllık faiz yüzde 30 seviyelerine geldi. Faizlerdeki yükselişin banka maliyetlerini artırarak kredi faizlerine yansıması bekleniyor.

Merkez Bankası’nın swap hamlesi sonrası kurda 5.75 seviyesine düşüş görülürken tahvil faizleri yüzde 28’e yükseldi. Analistlere göre faizlerdeki yükselişte swaplar dışında Türk tahvillerindeki çıkış etkili oldu. Teoride bu yükselişe neden olan faktörler arasında enflasyon ve işsizlik beklentilerinin yükselmesi, bütçe ve cari işlemler dengesinin bozulması ve resesyon beklentisinin yükselmesi yer alıyor. Faizlerdeki yükseliş karşısında değer kaybeden tahvillerden çıkış artıyor.

Bilançolar bozulacak

Faizlerdeki artışın risk primlerini (CDS) yükselteceğine dikkat çeken analistler, bunun da yurtdışından alınacak kredilerin faizlerini yükselterek borç çevirmeyi zorlaştıracağını belirtti.

Buna göre borçları çevirirken yüksek faiz ile borçlanılacağından, faiz giderleri artacak ve şirketlerin bilançolarında bozulma ihtimalleri artacak.

   

Kurda düşüş ABD ile son buldu

BDDK ve TCMB’nin attığı adımlar, AB ile ilişkilerin güçleneceği öngörüsü ve Katar’dan Türkiye’ye yatırım yapılacağının açıklanmasıyla birlikte dolar/TL’de düşüş haftanın dördüncü gününde sürerken, ABD’nin yeni yaptırımlar hazırladığını açıklaması kuru yeniden 5.86’nın üzerine yükseltti. Güne 6 civarında başlayan dolar/TL, Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak’ın açıklamalarıyla birlikte 5.70’in altını test ettikten sonra akşam saatlerinde 5.77 seviyelerinden işlem görüyordu. ABD Hazine Bakanı Steven Mnuchin, “Türkiye Brunson’ı bırakmazsa yeni yaptırımlar hazır” dedi. Bloomberg’e göre Trump, kabine toplantısında Türkiye’nin iyi bir dost olmadığının ortaya çıktığını belirtti. Kur yeniden 5.86’yı geçti. Dün öğle saatleri itibariyle dolar 6.20 TL’yi, euro da 7.10 TL’yi aştı.

Reuters verilerine göre bir hafta vadeli swap faizleri önceki gün sert yükselişle yüzde 36’yı geçti. İki yıllık gösterge tahvilin bileşik faizi ise yüzde 28.29’a yükseldi.

Enflasyon 20’yi aşacak

Ekonomist Haluk Bürümcekci, Cumhuriyet’e yaptığı açıklamada, kur şokunun ardından kurun hangi seviyede dengeleneceğinin henüz bilinmediğini vurgulayarak faizlerdeki yükselişin en önemli etmenlerden birinin bu olduğunu söyledi.

Kurlardaki yükselişin enflasyona yansıyacağını belirten Bürümcekci, “Enflasyonda yüzde 20’lere doğru bir gidiş Eylül’de görülebilir” dedi.

 
 

Net UYP'de açık geriledi

 

Türkiye'nin yurt dışı varlıkları Haziran’da geçen yıl sonuna göre yüzde 3,5 azalarak 224,7 milyar dolar, yurt dışı yükümlülükleri de yüzde 9,2 azalarak 628,1 milyar dolar oldu.

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) tarafından Haziran 2018 dönemine ilişkin Uluslararası Yatırım Pozisyonu (UYP) verileri açıklandı. Haziran sonu itibarıyla Türkiye'nin yurt dışı varlıkları, 2017 yıl sonuna göre yüzde 3,5 azalışla 224,7 milyar dolar, yükümlülükleri de yüzde 9,2 azalışla 628,1 milyar dolar olarak gerçekleşti. Böylece Türkiye'nin yurt dışı varlıkları ile yükümlülüklerinin farkı şekilde tanımlanan net UYP, haziran sonu itibarıyla 403,4 milyar dolar açık verdi. Söz konusu açık, 2017 sonunda 459,3 milyar dolar düzeyinde bulunuyordu.

Yükümlülükler alt kalemleri incelendiğinde, doğrudan yatırımlar (sermaye ve diğer sermaye) piyasa değeri ile döviz kurlarındaki değişimlerin de etkisiyle 2017 sonuna göre yüzde 23,5 azalışla 144,8 milyar dolar seviyesinde gerçekleşti.

Portföy yatırımları, Haziran döneminde geçen yıl sonuna kıyasla yüzde 12,4 azalarak 155,6 milyar dolar oldu. Bu dönemde, yurt dışı yerleşiklerin hisse senedi stoku yüzde 30,5 azalışla 36,1 milyar dolar, yurt dışı yerleşiklerin mülkiyetindeki DİBS stoku yüzde 27,6 düşüşle 22,4 milyar dolar oldu.

Hazine'nin tahvil stoku ise (yurt içi yerleşiklerce alınan tahvil stoku düşüldükten sonra) yüzde 4,6 artarak 46,4 milyar dolar seviyesinde gerçekleşti.

Bankaların toplam kredi stoku yüzde 1 azalışla 93,8 milyar dolar, diğer sektörlerin toplam kredi stoku yüzde 1,9 artışla 110,2 milyar dolar düzeyinde gerçekleşti.

 
 

Kapanan şirket sayısı yüzde 33 arttı

 

Temmuz ayında kapanan şirket sayısında yüzde 33'lük artış meydana geldi.

Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) tTemmuz ayına ilişkin 'açılan-kapanan' şirket istatistiklerini açıkladı.

Bir önceki aya göre kapanan şirket sayısında yüzde 32,94, kapanan kooperatif sayısında yüzde 59,09, kapanan gerçek kişi ticari işletme sayısında yüzde 72,80 oranında artış oldu.