Gülistan Koçyiğit: Uluslararası güçler, insanlığın yeniden yeşereceği bu vahayı yok etmek istiyor. Biz de Türkiye’de kendi Rojavamızı yaratmak ve inşa etmek istiyoruz.
Leyla Güven: 2020 yılını Kürt halkının özgürlük yılı yapacağız. Bunun için de gelin bu tecridi kıralım. Ortadoğu’da barışı sağlayabilecek, paradigması olan Sayın Öcalan’dır.
Pervin Buldan: Bu dönem bir kez daha Kürt halkının ulusal birlik meselesinin artık taçlanması ve olgunlaşması gereken bir döneme gireceğiz.
Halkların Demokratik Kongresi (HDK), “Şili, Sudan, İran, Rojava kadın isyanıyla yeni yaşama” şiarıyla 10. Genel Kadın Konferansı’nı gerçekleştirdi. Ankara’da gerçekleştirilen konferansa Halkların Demokratik Partisi (HDP) Eşbaşkanı Pervin Buldan, Demokratik Toplum Kongresi (DTK) Eşbaşkanı Leyla Güven, Demokratik Bölgeler Partisi (DBP) Eşbaşkanı Saliha Aydeniz, Sosyalist Yeniden Kuruluş Partisi (SYKP) Eşbaşkanı Canan Yüce, Barış Anneleri ve çok sayıda sivil toplum örgütünün (STÖ) kadın temsilcileri kadın katıldı.
Açılış konuşmasını HDK Eşsözcüsü Gülistan Kılıç Koçyiğit yaptı.
Kadın mücadelesi iktidarı korkutuyor
4 Ocak 2016’da katledilen Sêvê Demir, Pakize Nayır ve Fatma Uyar’ı anarak konuşmasına başlayan Koçyiğit, dünyanın her yerinde erkek egemen sisteme karşı mücadele ettiği için katledilen, tecavüze ve tacize karşı direnen kadınlar olduğuna dikkat çekti. Paris’te katledilen Sakine Cansız, Leyla Şaylemez ve Fidan Doğan’ı da anan Koçyiğit, şöyle devam etti: “ Mücadeleleri mücadelemizdir. Bugün kadınların yeryüzünde bu tahakküme karşı mücadelesi bütün muktedirleri korkutuyor. Şili’den Lübnan’a Ortadoğu’dan bütün dünyaya kadınlar eşitlik özgürlük mücadelesi ile birlikte yaşamak ve yaşatmak istiyor. İşte ölümü savunanlar savaşı kutsayanlar kadının bu mücadelesine karşı elinden geleni ardına koymuyor.”
‘Bu faşizmi yıkacağız’
Türkiye’de kadın karşıtlığının AKP ile var olmadığını, ancak bunu en iyi uygulayanın AKP olduğunu ifade eden Koçyiğit, “Her geçen gün kendi iktidarını kadınların özgürlüğünü karşısına koymuştur. Kadını şöyle ifade ediyor: ‘Kadın evde oturmalı, mümkünse eşine çay servisi yapmalı.’ Biz bize dayatılan bu kadınlık rolünü reddediyoruz. Bu faşizmi yıkmak istiyoruz ve yıkacağız da. Kadın cinayetleri her geçen gün artarken binlere kadın katledilirken, çoğu koruma altında yaşamını yitirirken, onlar kadınların etek boyuyla, bir kadın ile erkek öğretmenin kucaklaşması ile ilgileniyor. Onlar kadının bedenini denetlemek, tahakküm altına almak istiyor. Çünkü bizim kadın mücadelemizin onları yerle bir edeceğini biliyorlar” ifadelerini kullandı.
En büyük saldırı eşbaşkanlık sistemine
AKP iktidarının kadınların en büyük kazanımlarından biri olan 6284 ve İstanbul Sözleşmesi’ne saldırdığını vurgulayan Koçyiğit, sözlerini şöyle sürdürdü: “Dişimizle, tırnağımızla kazandığımız nafaka hakkını geri almak istiyorlar. Biz kadınlar buna karşı mücadele ediyoruz. Bugün bu iktidar Las Tesis’ten korkuyor. Neden? Çünkü; ‘öldüren sensin; polis, yargı devlet’ diyor. Evet, biz de yıllarca bütün kadın cinayetlerini politik olduğunu ve erkek devletin, yargının güvenlik konseptinin katlettiğini binlerce defa söylemiştik. Sadece kazanımlarımız 6284, İstanbul Sözleşmesi ve nafaka hakkı ile sınırlı değil. Bugün özellikle Kürt kadın hareketinin binlerin önünü açtığı ve sistemleşen eşit temsiliyet de en önemli kazanımlarımızın başlığını oluşturuyor. Bugün Kürdistan’da kayyum uygulamasının gerekçesi olarak sunulan eşbaşkanlık sisteminin kadın özgürlük mücadelesine en büyük saldırı olduğunu söylemek istiyorum. Kendi istedikleri toplumsal düzeni dinci, militarist ve milliyetçi eksendeki düzenlere teslim etmek istiyorlar. HDP’li belediyeler ve kadın eşbaşkanlar en büyük saldırının ve zulmün de hedefi olmuşlardır.”
Kadın meclisleri örgütlenmeli
Hem Türkiye’de hem dünyada saldırıların yalnız kadın mücadelesine dönük olmadığının altını çizen Koçyiğit, son olarak Qasım Süleymani’nin öldürülmesiyle birlikte fiili bir savaşın Ortadoğu’ya dayandığını, buna karşı kadınların evrensel bir barış mücadelesini sahiplenmesi gerektiğini kaydetti.
Koçyiğit konuşmasının devamında; “Hep beraber bu erkek aklın karşısına çıkmalıyız. Bu anlamda kadın özgürlüğünün en önemli kazanımı olan Rojava Devrimi’ni anmadan geçemeyiz. IŞİD karanlığına karşı savaşan güzel kadınlar gerçekleştirdiler. Bugün yok etmeye çalışan bir akılla karşı karşıyayız. Bütün uluslararası güçler, insanlığın yeniden yeşereceği bu vahayı yok etmek istiyor. Biz de Türkiye’de kendi Rojavamızı yaratmak ve inşa etmek istiyoruz. Bunu bir sonraki devrime değil, bugünden inşa etmek istiyoruz” diyerek, bunun için HDK Kadın Meclisleri’nin örgütlenmesi gerektiğini vurguladı.
‘Tecridi kıralım’
Ardından kürsüye çıkan DTK Eşbaşkanı Leyla Güven ise, faşizmin tüm imkanları ile saldırdığına dikkat çekerek, HDP, SYKP, DTK temsillerinin kadın özgürlüğü için kadınların mücadele alanlarına çıkarmaları gerektiğini, bunun için de ev buluşmaları gerçekleştirmeleri gerektiğini ifade etti.
Yüzyıllardır Kürt kimliğinin, dilinin yok sayıldığını belirten Güven, “2020 yılını Kürt halkının özgürlük yılı yapacağız. Bunun için de Sayın Abdullah Öcalan üzerindeki tecrit kalkmalıdır. Sadece Sayın Öcalan üzerinde tecrit yok, bugün tüm toplum tecrit altındadır. Gelin bu tecridi kıralım. Ankara’dan sesleniyoruz. Sadece tecridi kırmak yeterli değil, İmralı’nı kapısı açılmalı ve Sayın Öcalan özgür kalmalıdır. Bir tek Ortadoğu’da barışı sağlayabilecek, paradigması olan Sayın Öcalan’dır.”
Ulusal birlik olgunlaşacak
Konferansta konuşan HDP Eşbaşkanı Pervin Buldan da dünyada 3. Dünya Savaşı’na doğru giden gelişmelerin yaşandığı bir döneme girildiğini belirterek, Türk devletinin de bu savaşın bir parçası olma yönünde karar aldığını belirtti. Her savaşın Türkiye halklarına yeni bir kriz ve kaos olarak döndüğünü hatırlatan Buldan, konuşmasını şu şekilde sürdürdü: “Bu son savaşta filler tepişecek ve altta çimenler ezilecek. Bundan Kürtler ve kadınlar nasibini alacak. Bu dönem bir kez daha Kürt halkının ulusal birlik meselesinin artık taçlanması ve olgunlaşması gereken bir döneme gireceğiz. Ulusal birlik olmadığı sürece Kürt halkı ezilmeye inkar edilmeye devam edecek. Kürt halkının öncülerinin somut adımlar atması 2020 yılı açısından bunun zemininin oluşması ve Kürt ulusal birliğinin bir an önce kurulması gerektiğini belirtmek isterim.”
Kadınlar üçüncü yolda bir araya gelmeli
Ardından konuşan DBP Eşbaşkanı Saliha Aydeniz ise tarihi bir süreçten geçildiğine dikkat çekerek, “Ortadoğu’da kadınlar siyasal süreci örmeye devam ediyor. Kadınların bu 3. dünya savaşı sürecinde üçüncü yol siyasetiyle direnmesi gerekiyor. Demokratik toplum için kadınlar üçüncü yolda bir araya gelerek direnmelidir. Kadınların mücadelesi kapitalist sistem karşısında güç olabilir” diye konuştu.
ANKARA