Hürriyet Gazetesi tarafından her yıl çeşitli kategorilerde popüler figürlere verilen Altın Kelebek’in bu yılki ödül töreninin seviyesizliğini bir yana bırakalım. En iyi televizyon dizisi dalında ödül alan TRT 1’in dizisi Diriliş Ertuğrul ekibinin konuşmalarına izin verilmediği için başlattıkları tartışmaya Erdoğan da katılınca bizim de dikkatimiz bu olaya kaydı. Zira fakir 26 Ocak 2016 tarihinde Erdoğan ile bu dizinin ilişkisine dikkat çeken “Diriliş Erdoğan” başlığı ile bir yazı yazmıştı. (http://www.yeniozgurpolitika.org/index.php?rupel=nivis&id=9838)
Diriliş Ertuğrul ekibinin protestoları ardından başlayan tartışmaya Erdoğan’ın da katılması bu konuda ikinci bir yazı yazmayı zorunlu bir hale getirdi. Erdoğan’ın tartışmaya hem katılması hem de katılış biçiminin sorunlu olduğunu da ayrıca vurgulamak gerekir. Zira koca cumhurbaşkanı-reisin- bir ödül töreninde yaşananlara ilişkin söz söylemesi saçmalıktı. Ayrıca katılış biçimi kendisi açısından çok ahmakçaydı “biz ve onlar” ayrımının bizzat kendisi tarafından yürütülen bir algı operasyonu olduğu bir kez daha ortaya saçıldı zira.
Kısaca bu biçimde özetlenebilecek vaka asında kendi içinde birçok başka tartışma başlığını da barındırıyor. İlk başlığı vererek başlayalım, Diriliş Ertuğrul dizisinin senaryosu 1988’de yine TRT’de yayınlanmış Kuruluş-Osmancık dizisinden esinlenmenin ötesinde çalınmış bir senaryo. Dizinin çekimleri, sergilenen oyunculuk, oyunun kurgulanması da dahil aslında tüm proje bu çalıntının birer parçası.
Şöyle. 1988 tarihli Kuruluş Osmancık’ın ilk bölümü ekrana yansıyan “1280” tarihi ile başlıyor. İlk diyalog ise babası Ertuğrul Gazi’nin “Osmancık nerdedir” sorusuna verilen, “Osmancık yeğenim ya çalgıdadır ya kavgada” biçimindedir ki buradaki amaç Osmancık’ın ele avuca sığmaz etrafına topladığı üç beş alpi ile maceradan maceraya koşan bir genç olduğunun altı çizilmektedir. Osmancık’ın toyla töreyle ilgisi yoktur.
Ekrana yansıyan “1225” tarihi ile başlayan Diriliş Ertuğrul’un birinci bölümünde ağabeyi Gündoğdu’nun kendisini toya (beyler Meclis)’ne daveti üzerine Ertuğrul’un sarf ettiği “toy senin av benim olsun ağabey” sözleri ile vurgulanan Ertuğrul’un uçarılığıdır ki bu da iki karakterin copy paste karakterler olduğunu göstermesi bakımında yeterli olur sanırım. (Nitekim dizilerin ilerleyen bölümlerinde her iki karakter de obalarının başına geçecek birbirinin kopyası büyük birer kahramana dönüşecektir.)
Diriliş Ertuğrul’a göre ne hikmetse Süleyman Şah oğlu Ertuğrul da aynı oğlu Osmancık gibidir. Hani isimlerini değiştirseniz aralarındaki farkı anlamanız mümkün değildir. Öyle ki Diriliş Ertuğrul’un “senaristleri” Tarık Buğra’nın 1988 tarihli Kurtuluş Osmancık senaryosundaki Osmancığın yerine Ertuğrul yazıp yeniden çektikleri halde Kelebek Ödül’ü adaylarını belirleyenler bunu fark edemediler.
Yine Diriliş Ertuğrul’da işlenen Süleyman Şah ile oğlu Ertuğrul arasındaki ilişki Kuruluş Osmancık dizisinde işlenen Ertuğrul Gazi ile oğlu Osmancık arasındaki ilişki ile birebir aynı. (Ya da resmi Türk tutarlılığı olsa gerek kuşaklar arası hiç bir değişim dönüşüm söz konusu değil.) http://www.trt.tv/izle/113073/dirilis-ertugrul-1-bolum https://www.youtube.com/watch?v=3030xgYgWTQ
Ufak tefek değişiklikler de yok değil elbette iki senaryo arasında. Osmancık’ın senaryosuna göre Ertuğrul Gazi’nin bağlandığı Şeyhi Edebali iken Diriliş Ertuğrul’da bu isim Şeyh El Arabi ile yer değiştirmiş. Bu da Tayyip Erdoğan’ın selefi İslam’ına olan ilgisine paralel bir değişiklik olsa gerek.
Diriliş Ertuğrul’un 1988 tarihli Kuruluş Osmancık senaryosundan çalıntı olduğuna hiç şüphe yok. Yine de meraklısına kolaylık olsun babında iki dizinin de birinci bölüm linklerini yukarıya ekledik.
Gelelim Erdoğan’ın Altın Kelebek ödül töreninde yaşananlara ilişkin tepkisine. Erdoğan’ın sözleri şöyle, “Onların o şekilde yorum yapmalarına değerlendirmelerine hiç kulak asmayın. Onların orada verilecek şekli bir ödülü önemli değil. Asıl önemli olan şu milletin gönlünü siz kazandınız ya asıl mükafat asıl ödül bu. Mesele budur. Benim torunlarım bile bırakamıyor. Tamamını izlemek yetmiyor bir de özetini izliyorlar. Bu denli artık gönülleri fethetmiş bir dizi bu. Sıradan değil. Ama onlar beyefendi izleyememiş fırsat bulursa izleyecekmiş. Kardeşlerim, başkalarının bizi anlamasını ve hakkıyla anlamasını beklemenin boş bir çaba olduğunu anlamamız gerekiyor.”
Dünyada yükseldiğini iddia ettiği islamafobiye karşı cansiperane mücadele edilen AKP iktidarında Diriliş Ertuğrul her satırına işlenmiş kaba ırkçılığı ve Hıristiyan karşıtlığı ile Batı’da yükselen islamafobiye taş çıkartır cinsten. Senaryoya hakim olan ırkçı hezeyan Hıristiyanları sadece Müslümanların korumasına muhtaç zavallılar oldukları sürece “iyi” tarif ediyor. Dizinin tek Ermeni figürü Haçaturyan gibi. O da Ertuğrul tarafından canı kurtarıldığı için Ertuğrul “zinhar istemediği” halde zorla kendisini onun kölesi ilan ediyor. Bunun dışında kalan tüm Hıristiyan erkekler katil, hırsız, üç kağıtçı tüm melanetlere sahip, tüm Hıristiyan kadınlar da “düşkün” koşulsuz şartsız Türk erkeklerine hayran karakterler olarak çıkıyor karşımıza.
Görüldüğü gibi üzerinde çokça durulan toplumu kutuplaştırma faaliyetinde birinci sırayı yine Erdoğan alıyor. Sahiplendiği dahası torunlarının uykusuz kalma pahasına özeti yenisi bir bütün seyrettiği Diriliş Ertuğrul bir çalıntı senaryodur, ırkçıdır, ötekileştiricidir toplumlar arası düşmanlığı körükleyen bir projedir.