Türkiye ile Libya Ulusal Birlik Hükümeti arasındaki anlaşma, Yunanistan, Kıbrıs Cumhuriyeti, Mısır’ın yanı sıra AB, ABD ve Rusya tarafından tanınmıyor.  Erdoğan yönetiminde Türkiye, bir kez daha uluslararası alanda yalnız kaldı.

AKP’li Cumhurbaşkanı R.Tayyip Erdoğan yönetimindeki Türk devleti ile Müslüman Kardeşler orjinli Libya Ulusal Birlik (Mutabakat) Hükümeti arasında Akdeniz’de pay kapma anlaşması, bölge ülkeleri ve uluslararası güçlerin tanımaması nedeniyle şimdiden hükümsüz bir anlaşmaya dönüştü.

DW Türkçe’nin haberine göre Belçika’nın başkenti Brüksel’de Perşembe günü toplanan Avrupa Birliği Liderler Zirvesi’nin ardından önceki gece geç saatlerde liderler, bir metin üzerinde anlaşmaya vardı. Üzerinde anlaşmaya varılan metinde anlaşma, sert biçimde eliştirildi, Türkiye ve uydusu Libya Ulusal Birlik Hükümeti arasında imzalanan ‘Deniz Yetki Alanlarının Sınırlandırılmasına İlişkin Mutabakat Muhtırası’nın, üçüncü tarafları bağlamadığı belirtildi.

AB anlaşmayı tanımıyor

27 Kasım’da İstanbul’da Türk devleti adına Erdoğan ve uydusu Müslüman Kardeşler kökenli Libya Ulusal Mutabakat (Birlik) Hükümeti’nin Başkanı Fayiz El Sarraj tarafından imzalanan anlaşmanın, geçerliliğinin bulunmadığını belirtildi.

AB’ye üye 27 ülkenin devlet ve hükümet başkanlarının Perşembe gecesi üzerinde uzlaşmaya vardığı ortak bildiride mutabakatın “üçüncü devletlerin egemenlik haklarını ihlal ettiği, deniz hukukuna aykırı olduğu ve bu nedenle üçüncü taraflar açısından hukuki sonuçlarının bulunmadığı” vurgulandı. Açıklamada AB üyesi Yunanistan ve Kıbrıs Cumhuriyeti ile  “Yanlış anlaşılmaya imkan vermeyecek şekilde” dayanışma içinde olunduğu da vurgulandı.

Yunanistan ve Türkiye BM’ye başvurmuştu

Türk devleti Akdeniz’de yasadışı bir şekilde sürdürdüğü petrol ve doğalgaz arama faaliyetlerine,  Libya ile yaptığı anlaşmayı da ekleyerek yeni bir hukuksuzluğa neden oldu. Akdeniz ülkelerinden Mısır, Kıbrıs Cumhuriyeti ve Yunanistan bölgede kendi haklarının gaspedildiğini belirterek Erdoğan-Sarraj’ın imzaladığı anlaşmaya karşı çıkıyor.

Yunanistan, Türkiye’nin mutabakatla Girit adası ve On İki Adanın yakınındaki bölgede hak iddia ettiğini belirterek Birleşmiş Milletlere (BM) şikayet başvurusunda bulunmuştu. Yunanistan, BM Genel Sekreteri Antonio Guterres ve BM Güvenlik Konseyi’nin Aralık Ayı Dönem Başkanı ABD’nin BM Daimi Temsilcisi Kelly Craft’a Türkiye’yi şikayet eden bir mektup göndermişti. Türkiye’yi Uluslararası Deniz Hukuku Anlaşması’nı ihlal emekle suçlayan Yunanistan, BM Güvenlik Konseyi’ni de toplantıya çağırmıştı.  Bu bölgenin kendi kıta sahanlığı içinde bulunduğunu ileri süren Türkiye ise önceki gün, Libya Ulusal Birlik Hükümeti ile yaptığı anlaşmanın tescili için BM’ye başvurduğunu açıklamıştı. Yunanistan Türkiye’nin adımının BM Deniz Hukuku Sözleşmesini ihlal ettiğini savunuyor. Türkiye ise bu anlaşmaya taraf değil.

27 Kasım’da yapılan anlaşmayı Türkiye, 8 Aralık’ta yürürlüğe koydu.

BM: Üçüncü tarafların çıkarını dikkate alın

Türkiye’nin kendi lehine bir sonucun çıkması için başvuru yaptığı BM’nin sözcülerinden Farhan Haq ise üye devletlerin denizler üzerindeki egemenliği, egemenlik hakları ve yetki alanı ile ilgili konularda bir pozisyon almadıklarını belirtmişti. Haq, “Üçüncü tarafların çıkarlarının dikkate alınması” gerektiğini kaydetmişti. Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreter sözcülerinden Farhan Haq, “İlgili tüm taraflara bu tür hassas konularda diyalogu sürdürme ve görüş ayrılıklarını barışçıl yollarla çözme” önerisinde bulunmuştu.

ABD de tanımıyor

Öte yandan Türkiye-Libya anlaşmasına karşı bir açıklama da ABD’den geldi.

ANA-MPA ajansında yer alan habere göre ABD’nin Yunanistan Büyükelçisi Geoffrey Pyatt, ABD’nin Türkiye ile Libya arasında imzalanan ‘Deniz alanlarının sınırlandırılması mutabakatı’ konusunda Türkiye’nin argümanlarını reddettiğini açıkladı.  Pyatt ayrıca, ABD’nin Doğu Akdeniz’de “İstikrar ve işbirliğini teşvik etmekle” ilgilendiğini söyledi.

Hafta başında Yunanistan Başbakanı Kiriakos Miçotakis ile bir araya gelen Pyatt, görüşmenin ardından yaptığı açıklamada da “Kritik ve karmaşık olan bölgede istikrarın güvencesi olan Yunanistan’ın Washington nezdinde artan önemi ve ekonomik iyileşme sürecinde yapacağımız yardımla ilgili olarak Başbakan Miçotakis’in ABD ziyareti öncesinde mükemmel bir görüşme gerçekleştirdik” ifadelerini kullanmıştı.

Anlaşmanın Libya’da bile karşılığı yok

Bölge devletlerinin ya da uluslararası güçlerin Erdoğan ve Sarraj arasında yapılan anlaşmaya karşı çıkması bir yana anlaşmanın, Libya açısında da bir meşruiyeti bulunmuyor.

Zira, Türk devleti ve Katar tarafından desteklenen, askeri yapısını ise DAİŞ ve El Kaide kökenli diğer çete gruplarına dayandıran Libya Ulusal Birlik Hükümeti, Tobruk kenti merkezli General Halife Hafter Yönetimi’ndeki Libya Ulusal Ordusu ile savaş halinde. General Hafter, Suudi Arabistan, Mısır, Birleşik Arap Emirlikleri, Rusya ve Fransa gibi güçler tarafından destekleniyor.

Libya Ulusal Ordusu önceki gün General Halife Hafter’den Libya Ulusal Birlik Hükümeti’nin merkezi Trablus’u tümüyle ele geçirme talimatı aldı. Bu da, Türk Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın anlaşma yaptığı Libya Ulusal Birlik Hükümeti’nin yakın bir zamanda yok olma durumuyla karşı karşıya olduğu anlamına geliyor.  11 Aralık’ta Libya Ulusal Ordusu Deniz Kuvvetleri Komutanı Ferec el Mahdevi ise, Libya kıyılarına yaklaşması halinde Türk devletine ait gemileri batırma emri aldıklarını söylemiş, Tobruk’taki yönetimin anlaşmayı tanımadığı yönünde mesajı vermişti.

Mevcut durumda AKP-MHP yönetimindeki Türkiye için Libya’daki durum, Suriye, Irak, Akdeniz’in ardından yeni bir krizi haline geliyor. AKP-MHP’nin sorun çıkartarak kendisini iç ve dış politikada gündemde tutma ve saldırgan bir politikayla taviz koparma durumuna Libya da eklemiş oldu .

 

HABER MERKEZİ