Kendimi ürettiklerimle anlatıyorum

Kadın Haberleri —

20 Ocak 2021 Çarşamba - 19:00

  • “Müslümanlık ve feminizmi birlikte anmanın her zaman çokça eleştireni, çokça ‘düşmanı’ var muhakka, ama bir yandan da oldukça güçlenen ve Türkiye’de ve dünyada kendine alan açan bir hareket.”

HABER MERKEZİ
 
Müslüman feminist aktivist ve müzisyen Rümeysa Çamdereli, Boğaziçi Üniversitesi Bilgisayar Mühendisliği mezunu ve İstanbul Üniversitesi Kadın Çalışmaları Anabilim Dalı’nda yüksek lisans yapmış. Türkiye’nin ilk Müslüman feminist kadın derneği Havle’nin ve Müslüman muhalif kadınların yazdığı Reçel Blogun kurucularından Çamdereli, hikâyesini ve Müslüman feminist olmanın Türkiye’deki imkânlarını NuJINHA muhabiri Zeynep Akgül’e anlattı.

Elektro gitarı ilk defa lisede bir folk grubunda çaldığını söyleyen Çamdereli, “Başkalarının ne düşüneceğini, elektro gitarla başörtülü bir kadın olarak nasıl görüneceğimi vs. düşündüm ama çok kısa sürdü” diyerek, bundan sonra bu enstrümanı hiç bırakmadığını ifade etti.

Çamdereli, müziğine dair ise şunları söyledi: “Lisede folk grubunda türkü çalıyordum, sonrasında üniversitede etnik müzik/Anadolu müziği üzerine kafa yorma, aynı zamanda tiyatro müziği de yapma şansım oldu. Bunların hepsini yapabilmek ve gitara dair daha çok şey öğrenmek için arada rock/pop müzikle ilgili bir konser de yaptık. En son 90 pop içerisinde güçlü kadın şarkılarını yorumladığımız bir projemiz olmuştu. Kardeş Türküler sahnesinde bir süre yer almış olmam her zaman o etnik tınıları müziğimde korudu, ama bir yandan da hep pop/rock müzikle içli dışlı oldum. Müziğim bunların hepsinden biraz etkileniyor.”

‘Türbanlı bir gitarist’ olmanın birbiriyle çelişen bir şey olmadığını vurgulayan Çamdereli, kendisini başörtülü kimliğinden ayrı ürettikleriyle anlatabildiğini ifade etti.

  • “Başörtüsü meselesi bir kadın meselesi. Hem Müslüman hem feminist kimliğinin birbirini besleyen birçok noktası var. Kendimi başörtülü kimliğimden ayrı, ürettiklerimle anlatabiliyorum.”

Çok kimliliğe bağlı ayrımcılık

‘Başörtüsü meselesi bir kadın meselesi diyen Çamdereli, maruz kaldığı ayrımcılığı şu ifadelerle anlattı: “Başörtüsü meselesinin Müslüman kimliğime yönelen bir ayrımcılık olduğunu düşündürmüştü etrafımdaki erkek anlayış, uzunca bir süre. Meğer hem Müslüman olmamdan, hem kadın olmamdan ayrımcılığa uğruyormuşum. Bunu böyle söyleyince çok bariz olan bir şeyi söylüyormuşum gibi duyulabilir ama böyle farkındalıklara sahip olmak ne yazık ki bizi çevreleyen birçok engelden, birçok yargıdan ötürü belirli kırılmalar da ancak gerçekleşebiliyor. Benim için de üniversitenin başında kısa bir süreliğine de olsa deneyimlediğimiz tam yasaklar, bu süreci yaşattı. Ne zaman bir müzik mağazasında alışveriş yapsam hep kötü muameleye maruz kalıyorum, hâlâ da durum bu. Ama meğer tüm kadınlar böyleymiş, okudukça öğrendim. Başörtülü olmam buna bir katman katıyor sadece. Kesişimsellik ve öznelik kavramları etrafında artık bütün dünya bu çok kimliklilik ve çok kimliliğe bağlı ayrımcılığı konuşuyor. Ben o zaman kendi tecrübem üzerinden yaklaşmışım meğer bu tartışmalara…”

Birbirini besleyen çok noktası var

Çamdereli, müslüman ve feminist kimliğinin birbirini besleyen birçok noktası olduğunu, kendisinin de politika yaparken bu tecrübeyle mücadele yürüttüğünün altını çizdi ve ekledi: “Müslümanlık ve feminizmi birlikte anmanın her zaman çokça eleştireni, çokça “düşmanı” var muhakkak, ama bir yandan da oldukça güçlenen ve kendine Türkiye’de ve dünyada alan açan bir hareket. Zamanla daha fazla şey söyleyebileceğiz, ama şimdiden Türkiye’de yepyeni bir alan açtığını söylemek mümkün.”

Uzun zamandır müzik piyasasından uzak olduğunu, müziğini kendi alanlarında icra ettiğini söyleyen Çamdereli, 2021 yılı içerisinde birkaç parçasını single olarak yayınlamak için çalıştığını, aynı zamanda Filistinli bir arkadaşıyla birlikte yürüttüğü çalışmasını yakın zamanda yayınlamak istediğini aktardı.

paylaş

   

Yeni Özgür Politika

© Copyright 2021 Yeni Özgür Politika | Tüm Hakları Saklıdır.