Ölüm orucundaki Aslı Doğan, direnişin bu önemli aşamasında sadece dert yanmanın, doğruları söylemenin ve eleştirmenin yetmediğini söyleyerek, ”Bıçak kemikte. Herkes bulunduğu yerde örgütlenmeli ve elinden ne geliyorsa yapmalıdır. Halk ve zindandakiler olarak birbirimizi tamamlamalıyız.

Doğan, direniş dolu bir tarihe, 40 yıllık mücadelenin yarattığı devasa bilme, anlama düzeyi ve tecrübeye dikkat çekerek, şunların altını çizdi: ”Yeter ki tecridi kıracağımıza inanalım, kendimize güvenelim ve elimizden ne geliyorsa yapalım. Birbirimizi tamamlarsak mutlaka başaracağız.”

Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan üzerindeki tecridin kaldırılması talebiyle 30 Nisan’da açlık grevini ölüm orucuna dönüştüren 15 tutsağın ardından, dün itibarıyla 15 kişilik ikinci bir grup da ölüm orucuna başladı.

DTK Eşbaşkanı ve Hakkari Milletvekili Leyla Güven, Öcalan üzerindeki tecridin sonlandırılması talebiyle cezaevinde 79. günden sonra Amed’deki evinde sürdürdüğü ve 185. gününde olan süresiz-dönüşümsüz açlık grevi, 16 Aralık’tan itibaren Türk cezaevlerinde yayıldı. 16 Aralık’ta 10 cezaevinde başlayan ve 36 tutsağın dahil olduğu ilk grubun eylemi 147, 17 Aralık’ta 3 cezaevinde başlayan 10 tutsağın eylemi 146, 26 Aralık’ta 13 cezaevinde başlayan 35 tutsağın eylemi de 137. gününde. 2 Ocak’ta bir cezaevinde bir tutsağın başladığı eylem 130, 5 Ocak’ta 26 cezaevinde 100’ü aşkın tutsağın eylemi 127. gününde. 15 Ocak’tan bu yana süresiz-dönüşümsüz açlık grevinde olan DBP Eşbaşkanı Sebahat Tuncel ve HDP eski Milletvekili Selma Irmak’ın eylemi de 116. gününe girdi. 17 Ocak’ta bir cezaevinde 3 tutsak; 27 Ocak’ta bir cezaevinde 5 tutsak; 28 Ocak’ta bir cezaevinde 2 tutsak; 29 Ocak’ta, bir cezaevinde 3 tutsak; 15 Şubat’ta da 8 tutsak daha eyleme katıldı. 1 Mart’tan itibaren ise tüm cezaevleri eyleme dahil oldu. HDP Milletvekilleri Dersim Dağ (3 Mart), Tayip Temel ve Murat Sarısaç (8 Mart) da Amed’de eylemdeler. Ayrıca Güney Kürdistan’ın Hewlêr kentinde HDP’li Nasır Yağız, 172; Mexmûr’da İştar Kadın Meclisi Üyesi Fadile Tok, 122; Germiyan’da Herêm Mehmûd, 77 gündür eylemde.

Tahliye olanlar da bırakmadı

Erzincan T Tipi Kapalı Cezaevi’nde 7 Ocak’ta açlık grevine başlayan Sedat Akın, tahliye edilmesinin ardından eylemini Batman’daki evinde 125. gününde sürdürüyor. Gurbet Ektiren, Bakırköy Cezaevi’nde 15 Ocak’ta başladığı açlık grevi eylemini tahliye olduğu 8 Mart’tan bu yana Mardin’in Derik ilçesindeki evinde; İhsan Sinmiş (56), 1 Mart’ta Silivri Cezaevi’nde başladığı açlık grevini 11 Mart’ta tahliye olduktan sonra İstanbul Küçükçekmece’deki evinde; Mardin E Tipi Kapalı Cezaevi’ndeki Murat Aksin, 15 Mart’ta başladığı eyleme, 25 Mart’ta tahliye edildikten sonra Derik’teki evinde; Mardin E Tipi Kapalı Cezaevi’nde 5 Ocak’ta açlık grevine başlayan Mahsun Şen, eylemini tahliye olduğu 17 Nisan’dan sonra Derik’teki evinde; Amed’de HDP binasında açlık grevine başlaması üzerine gözaltına alınıp tutuklanan İsmet Yıldız 29 Mart’ta, Sevican Yaşar 2 Nisan’da, Salih Tekin ve Bilal Özgezer ise 5 Nisan’da tahliye edildikten sonra evlerinde sürdürüyor.

 Şimdiye kadar 8 şehit

 Almanya’nın Krefeld kentinde 20 Şubat’ta mahkeme önünde bedenini ateşe veren Uğur Şakar, tedavi gördüğü hastanede 22 Mart’ta şehit düştü. Zülküf Gezen (33), 17 Mart’ta Tekirdağ 2 Nolu F Tipi Cezaevi’nde; Ayten Beçet (24), 23 Mart’ta Gebze Kadın Kapalı Cezaevi’nde; Zehra Sağlam (23), 24 Mart’ta Oltu T Tipi Kapalı Cezaevi’nde; Medya Çınar (24), 25 Mart’ta Mardin E Tipi Kapalı Cezaevi’nde; Yonca Akici, 9 Mart’ta Şakran Kadın Kapalı Cezaevi’nde; Siraç Yüksek, 2 Nisan’da Osmaniye 2 No’lu T Tipi Kapalı Cezaevi’nde; Mahsum Pamay ise 5 Nisan’da Elazığ 1 No’lu Yüksek Güvenlikli Cezaevi’nde şehadete ulaştı.

Birinci ölüm orucu 12. gününde

PKK ve PAJK’lı tutsaklardan Nesrin Akgül, Şükran Aydın, Zozan Çiçek (Bakırköy Kadın Kapalı Cezaevi), Ardıl Çeşme, Aslı Doğan (Gebze Kadın Kapalı Cezaevi), Ahmet Anığı, Özhan Ceyhan, Vedat Özağar, İhsan Bulut, Erol Cengiz (Van Yüksek Güvenlikli Cezaevi),  Ergin Akhan, Enver Durmaz, Ahmet Topkaya, Abdulhalik Kaplan ve Ferhat Turgay (Diyarbakır D Tipi Cezaevi) tecridin kırılması amacıyla sürdürdükleri açlık grevini bir üst aşamaya çıkararak, 30 Nisan’dan itibaren ölüm orucuna da başladı.

Devletin kırma oyunları

AKP-MHP yönetimindeki Türk devleti, açlık grevi eyleminin başlamasıyla birlikte çeşitli hamleler yaptı. Kardeşi Mehmet Öcalan’ı 15 dakika görüştürerek, Öcalan’ın hayatta ve sağlıklı olduğunu gösteren devlet, eylemin bitirilmemesi üzerine Leyla Güven’i tahliye etti. Güven, tecrit sonlandırılmadan eylemi bitirmeyeceğini söyledi. Direniş yayılarak devam etti. Direniş, 7. ayına girerken avukatların 811. başvurusuna olumlu yanıt verildi, ancak talep edilen tecridin tamamen kaldırılması konusunda adım atılmadı. Öcalan da yanındaki üç tutsağın imzasını taşıyan ve devlet birimleri tarafından yazılı olarak avukatlara iletilen açıklamada, kararı direnişçilere bıraktı.

Tutsakların talebi net

Avukatların basın toplantısından sonra PKK ve PAJK’lı tutsaklar adına yazılı bir açıklama yapan Deniz Kaya, bu kısa süreli ve belirsiz görüşmenin de direnişe kırmaya yönelik olduğunu söyledi. Daha önce deklare ettikleri ve tecridin tamamen kaldırılmasını öngören 7 maddenin gerçekleşmesi ve yasal güvencesinin Türk Adalet Bakanlığı tarafından sağlanması gerçekleşene kadar direnişin devam edeceğini söyleyen Kaya, her koşul ve şart altında tecrit kalkana kadar direnişlerinden asla taviz vermeyeceklerinin bilinmesini istedi.

İkinci ölüm orucu grubu başladı

PKK ve PAJK’lı tutsaklar, Türk devletinin tecritteki ısrarına karşı ikinci bir ölüm orucu grubuyla direnişi yükseltti. 30 Nisan’dan beri 15 tutsağın sürdürdüğü ölüm orucu eylemine dünden itibaren 15 tutsak daha dahil oldu. Kandıra Cezaevi’nden Yaşar Cinbaş, Muhammed İnal, Diyadin Akdemir, Engin Kahraman; Bolu F Cezaevi’nden İbrahim Doğan, Ahmet Emin Eren, Mustafa Taştan; Patnos Cezaevi’nden Sena Efe, Burhan Şık, Faysal Atak, Şefik Kayhan; Tekirdağ 1 Nolu Cezaevi’nden Reşat Özdil; Tekirdağ 2 Nolu Cezaevi’nden Zeki Bayhan, Yılmaz Yıldız; Van Yüksek Güvenlikli Cezaevi’nden Sait Öztürk dünden itibaren eylemlerini ölüm orucuna dönüştürdü.

Halk ve tusaklar buluşmalı

Birinci ölüm orucu grubunda yer alan tutsaklardan biri de Aslı Doğan. Doğan, Gebze Kadın Kapalı Cezaevi’nde tutuluyor. 1979’da Elazığ’ın Karakoçan ilçesinde dünyaya geldi. 2002’de Kürt Özgürlük Hareketi’ne katıldı. Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’a yenik zehirleme girişimi ve tecridin ağırlaştığı 2006’nın sonunda fedai eylem için Türkiye’ye geçti. Doğan, 2007’nin başında tutuklandı ve 13 yıldır tutsak. Doğan, 1 Mart’ta süresiz-dönüşümsüz açlık grevine dahil oldu, 30 Nisan’da ise ölüm orucuna dönüştürdü.

Tecrit kırılmadıkça soykırım sürer

Direnişin yarattığı başarı ruhu ve manevi gücün heyecanıyla tam ortasında yer almanın onurunu yaşadığını; kararlı, inançlı  ve yüksek moralli olduğunu belirten Aslı Doğan, 5 Mayıs’ta gönderdiği mektupta, AKP/MHP faşizminin soykırımdaki ısrarına karşın tecridi kırmaya kesin kararlı oldukları için eylemlerini büyüttüklerini söyledi. Doğan, “Soykırımın en temel ve en aslı amacı; Kürt Halk Önderi’ni unutturmak; kimliksiz, önderliksiz, tarihsiz, zihniyetsiz, yönetimsiz ve ekonomisiz bırakmaktır. İmralı işkence sistemi, soykırımın merkezidir. Tüm özel/psikolojik savaş biçimleri önce önce orada, sonra da halklara uygulanmaktadır. Soykırım budur. İmralı tecridi kırılmadıkça Kürt halkı üzerindeki kırım daha da vahşileşecek” dedi.

Ne kurbanı ne de suç ortağı

Doğan, direnişin bu önemli aşamasında sadece dert yanmanın, doğruları söylemenin ve eleştirmenin yetmediğini söyleyerek, şunları vurguladı: “Aksine tüm bunlar soykırımı, yani tecrit sistemini beslemekten öteye gitmiyor. Artık soykırımın ne kurbanı ne de suç ortağı olmalıyız. Bıçak kemikte. Kendi tarihimizin kaderini belirleyeceğimiz günlerdeyiz. Bunun için de herkes bulunduğu yerde örgütlenmeli ve elinden ne geliyorsa yapmalıdır. Halk ve zindandakiler olarak birbirimizi tamamlamalıyız.

Birbirimizi tamalayalım

Direniş dolu bir tarihimiz; 40 yıllık mücadelemizin yarattığı devasa bilme, anlama düzeyimiz ve tecrübemiz var. Yeter ki tecridi kıracağımıza inanalım, kendimize güvenelim ve elimizden ne geliyorsa yapalım. Birbirimizi tamamlarsak mutlaka başaracağımıza inanıyorum.”

 
 

Bir avukat ziyaretiyle olmaz

 

Van Yüksek Güvenlikli Cezaevi’nde 71 gündür açlık grevinde olan Recep Engin’in annesi Şemse Engin, sadece bir avukat görüşüyle bu sorunun çözülemeyeceğini, çözüm için kalıcı adımların atılması gerektiğini söyledi.

Tutulduğu Van Yüksek Güvenlikli Cezaevi’nde 1 Mart’tan beri açlık grevinde olan Recep Engin’in (19) annesi Şemse Engin, oğluyla yaptığı telefon görüşmesini anlattı. Ekonomik zorluklardan dolayı iki aydır oğlunun görüşüne gidemediğini ve önceki hafta oğlu ile telefonda görüşebildiğini söyleyen Şemse Engin, “Oğlum yaklaşık 6 yıl önce tutuklandı ve 15 yıl cezaya çarptırıldı. 1 Mart’tan beri açlık grevinde. Hükümet; ‘Ben iki avukatı Öcalan ile görüşmeye gönderdim de bu iş bitti’ demesin. Bu iş bu kadar kolay çözülmez. Bu işin çözülmesi için kalıcı adımların atılması gerekiyor” dedi.

Sadece açlık grevindeki ailelerin değil, bütün Kürtlerin eyleme destek vermesini isteyen Engin, şunları söyledi: “Artık sadece içerideki evlatlarımız değil, bizler de dışarıda büyük acılar çekiyoruz. Bu acıların son bulmasını istiyoruz. Kanımızın son damlasına kadar evlatlarımızın arkasındayız. Bizler onlardan daha değerli değiliz. Onlar bizim için her şeydir. Kanımızın son damlasına kadar çocuklarımızın arkasındayız. Kimse ‘biz bunları tutukladık ve bittiler’ demesin. Kürtler hiçbir zaman bitmez. En büyük dileğimiz, kalıcı bir huzur ortamının oluşması için yetkililerin bir an önce adım atmasıdır. Her günümüz kahırla geçiyor. Artık herkesin sesini çıkarmasının zamanı gelmiştir.”