
Maraşlı aydın, siyasetçi, sanatçı, şehit ailesi ve inanç önderleri de yerel seçimlerin tarihi bir öneme sahip olduğunu ifade ederek, yöredeki insanların kimliğine ve geleceğine sahip çıkmasını istedi.
Aziz Tunç (Yazar):
Tüm Türkiye ve Kürdistan da olduğu gibi, Maraş ve ilçelerinden de bu seçimlerin favorisi BDP ve HDP olacaktır. Bu gelişmenin iki dayanağı bulunmaktadır. Birincisi HDP’nin Maraş çevresinde ortaya koyduğu fedakarlığı, halka güvene ve büyük bir emeğe dayanan yüksek tempolu, seçim çalışmasıdır. HDP’nin Maraş ve ilçelerinde gelişmesinin ikinci dayanağı ise, genel siyasal gelişmelerdir. Söz konusu siyasal gelişmeler ise, ibret ve hayretle izlenen AKP ile cemaat arasındaki çatışmalar ile CHP’nin bu konuda izlediği, AKP’ye karşı cemaatle işbirliğine dayanan politikasıdır. Bu yerel seçimlerde, tüm ülkede olduğu gibi, Maraş ve ilçelerindeki halkın önüne, mevcut AKP zulmü ile cemaatten ve MHP’lilerden medet uman bir CHP seçeneği konmuştur. Bu durum CHP’nin laik ve demokrat olduğunu sanan ve başka seçenek olmadığını düşünerek CHP’ye, istemese de oy vermek zorunda kalan bölge halkının CHP’den uzaklaşmasına yol açan temel gelişme olmuştur. Bu gelişmenin ve HDP’nin yaygın ve etkin çalışmasının sonucu olarak bölgede HDP’nin oylarının yükseleceği görülmektedir.
Kürdistan’da zaten önemli bir gelişme gösterilmiş, Kürt halkı partisini belirlemiştir. Kürtlerin ve Alevilerin seçimi hangi parti olmalıdır sorusunun cevabı; elbette Kürdistan da BDP Türkiye ve diğer yerlerde HDP olmalıdır. Türkiye ve Kürdistan’ın tüm siyasi tarihinde bu cevap, ilk defa bu kadar net ve açık olarak verilebilmektedir. Maraş‘ta devrimci, yurtsever demokrat çevreler HDP ile ilk kez bu denli halkla iç içe olabiliyor ve ilk kez bu kadar kazanmaya yakın olabiliyorlar. Onun için halkın gücü ve sağduyusu, HDP’nin yanında olmayı dayatmaktadır artık. Bu gerçeği ne CHP’nin sahte yaklaşımları, ne de CHP’de nemalanan bazı şahıslar değiştiremezler. Maraş ve çevresinin Kürt-Türk alevi halkı, ırkçı MHP’nin ve dini gericiliğe dayanan cemaatin payandası olan CHP’ye bu güne kadar veremediği cevabı vermeli, soramadığı hesabı sormalıdır. Yakın tarihimizde yaşanan Maraş katliamının tertipçilerine ve kolaylaştırıcılarına karşı, bu katliamların hesabını soracak ve yeni katliamları önleyecek olan HDP, bölgede özgürlüğün, demokrasinin ve kardeşçe bir arada yaşamanın adıdır. CHP’ye oy vermek yeni Maraş katliamlarına davetiye çıkartmak olacaktır. Kürt- Türk Alevi halkı ve tüm demokratik güçler, kırk katıra veya kırk satıra mahkum ve mecbur değillerdir.
Pir Mehmet Yüksel:
30 Mart 2014’te yapılacak olan yerel seçim, başka bir ifadeyle belediye seçimleri olmasına rağmen, ülkedeki her kesim şimdiden bir genel seçim atmosferine girmiş durumda. Bunun en önemli sebebi de toplumdaki kamplaşmanın ve kutuplaşmanın 12 yıllık AKP iktidarında had safhaya ulaşmış bulunması. Ayrıca Erdoğan iktidarının tek adam diktatoryasını inşa etmeye yönelik uygulamaları, bu gerginliği artıran bir diğer faktör. Burada asıl önemli olanın, Erdoğan’ın uzun zamandır inşa etmeye çalıştığı tek adam idaresine karşı, gerçek anlamda bir muhalefetin gelişememesi ve topluma bir ümit verememesi olduğunu belirtmekte fayda var. Kürt hareketi ve siyasetini bir tarafa ayırırsak, Meclis’te bulunan diğer muhalefet partileri CHP ve MHP’nin muhalefet anlayışları tamamen AKP karşıtlığı ve Erdoğan hükümetinin belirlediği gündeme dair söz yarışından öteye gitmemektedir. Bu durum AKP’nin güçlenmesine yaramaktadır.
Kürt siyasetini ayrı değerlendirmemiz ise onların ana gündeminin Kürt sorununun çözüme kavuşturulması ve bu anlamda toplumun tüm kesimlerini rahatlatacak demokratik düzenlemeleri talep edmeleridir. Bununla birlikte bütün engellemelere rağmen Meclis’te birçok konuda gerçek anlamda muhalefet ve siyaset yapmaya çalıştıklarını düşünebiliriz. Bütün yaşadıkları KCK operasyonları ve ana akım medyanın görmemeye çalışan ya da manüpilatif/provokatif algıyı destekleyen yayınlarına rağmen. Yine de hakkını yemeden en azından BDP/HDP bileşenlerinin siyaset olarak bu kavgaya dahil veya taraf olmamak gibi bir duruş göstermesinin olumlu bir siyaset olduğunu belirtmeliyim.
Bir diğer önemli konu da Kürt ve Alevilerin yoğun yaşadığı bölgelerde yapılacak doğru siyaset ve kullanılacak doğru üslubun, bu ve diğer seçimlerde çok önemli sonuçlar doğurur. Kimlik ve aidiyetlerinin yanı sıra toplumun diğer tüm bireyleriyle ortak yaşadığı sorunlara dair, doğru ve herkesi kavrayıcı reel politik çözümler sunmak olduğunu belirtmekte fayda var. Doğru bir değerlendirme yapıldığı taktirde gerek AKP’nin, gerekse de CHP’nin yaptıkları, içinde bulundukları son durum ve bilhassa CHP’nin seçim için kurduğu ittifaklar yeterli malzemeyi vermektedir. Geriye kalan, toplumun sorunlarının doğru tespiti ve toplumla direk temas kurmaktır.
Ozan Emekçi:
İnsanlar neleri kaybettiklerinin farkında değilse, önüne sürülenlere katlanmak zorunda kalıyor. Cumhuriyet elimizde Aleviliği’mizi aldı, Kürtl’üğümüzü aldı, 1 Mayıs’ımızı, Newroz’umuzu aldı. Ermenileri, Rumları, Süryanileri, Ezidileri aldı. Son doksan yılın Alevi katliamlarının baş sorumlusu Cumhuriyettir. Onun kurucusu CHP, Alevilerin şeriattan gelen korkularını istismar ederek şeriatçılar eliyle Alevi katliamları tezgahlayıp Alevilerin korkularını tazaleyerek, Alevileri kendilerine mecbur bıraktılar. Böylelikle şeriatçılar cenneti CHP’de Alevi ve diğer gayri-Müslimlerin oylarını ‘garantiledi’. Böylelikle CHP doksan yıldır Alevilerin haracını yiyor.
Artık oylarımızı CHP’ye haraç olarak vermek yerine BDP-HDP’ye demokrasi için, saygın bir barış için vermek durumundayız. ‘Katilene aşık toplum’lar değiliz. Korkutulmuş toplumlarız. Korku ölümü çağırır. Kurumsal faşizmin kurucularına karşı dik duruş için tercihimizi BDP-HDP’de toplamalıyız. Demokratik bir Cumhuriyeti inşe etmek, Türk ve Müslüman olmayanların da mutlu yaşamaya hakları olduğunun bilincinde olarak ezilen inancların ve ezilen halkların gasp edilmiş haklarını iadesi için bir kez daha oylarımız BDP-HDP’ye diyorum. Elbistan ve Pazarcık gibi Kürt-Alevi kimlik ve inancında olan bölgelerimizin özgürlük, eşitlik, barış için verdikleri ağır bedellerin karşılığını BDP-HDP de toplamanın zamanı gelmiştir. Artık kendimizi yönetmenin zamanı gelmiştir.
Ozan Hasan Yıldız:
Yüz yıllardır inancımızı, kültürümüzü, kimliğimizi gizli yaşadık. Deyişlerimizi, sazımızı, sözümüzü dışarıya nöbetçi koyarak söyledik. Kürt Özgürlük Mücadelesinin verdiği bedellerle bugün Aleviliğimizi, Kürtlüğümüzü, sazımızı, sözümüzü, semahımızı tüm baskı ve asimilasyon polikalarına rağmen sahnelerde söylüyoruz. Artık kimliğimizi, inancımızı, kim olduğumuzu her yerde söyleyebiliyoruz. Bunu bize CHP ya da başka partiler vermedi. Bunu çocuklarımız mücadele ederek, şehit olarak, işkence çekerek, maphuslarda yatarak aldılar. İşte mücadelenin temsilcileri BDP-HDP şimdi de halkın kendi kendisini yönetmesi için seçim meydanlarına çıktı.
Biz Elbistanlılar, Pazarcıklılar, Nurhaklılar ve tüm Kürt Alevi canlarımız kendimiz için, haklarımız için, inançlarımız ve özgürlüğümüz için onları desteklemeliyiz. İnancımız bizi inkar eden, sömüren, kandıran, adımızı bile söylemekte korkan, bize bugüne kadar bir hak bile vermeyen, bizi korumayan, inancımızı resmiyette kabul etmeyen CHP’den artık vazgeçmeliyiz. Bölgemizi gerçek temsilcileriyle birlikte yönetmek için bir başkası için değil, kendimiz için BDP-HDP’de güç birliği yapmalıyız. Birçok iyi niyetli insan ‘Biz de o partideyiz ama kazanamayacağı için biz CHP’ye oy veriyoruz’ diyorlar. Ben diyorum ki aslında oraya verdiğiniz için biz hep kaybettik. Biz kendimize verdikçe kazanırız. Bugün kazandıklarımızı da hep böyle kazandık.
Ozan Ali Matur:
30 Mart yerel seçimleri tarihi bir öneme sahiptir. Bu seçimlerde her kesim saflarını biraz daha netleştirecektir. Bu nedenle Kürt Alevilerin seçimlere ilişkin alacağı tavır da bir o kadar tarihi bir öneme sahiptir. Özellikle bölgemizdeki Kürt Alevi canların bu seçimleri bir fırsat bilerek korku politikaları üzerinde kendisini yaşatan CHP ile aralarındaki yalancı bağı kırma fırsatı da vermektedir. Bölgemizdeki Aleviler, BDP-HDP çatısı altında birleşerek kendi öz yönetimlerini kurabilir, yüz yıllardır kendilerine karşı uygulanan inkarcı ve imhacı politikalara karşı durabilirler. BDP ve HDP’nin inançlar, kimlikler, kültürler ve tüm bunların özgürce yaşayabileceği, örgütlenebileceği yegane adreslerdir. Maraş’ın bile hesabını soramayan CHP’yi eteklerimizde döküp halkların kardeşliğine ve barışına bedeller vererek Maraşların, Sivasların hesabını soran BDP ve HDP’te birleşerek kendimizi yönetmeliyiz.
Ozan Şêxo (Sanatçı):
Kürtler için bundan daha iyi bir ortam ve fırsat yok. Gün Kürtlerin günüdür. Pazarcık’ın Alevi Kürtleri, atalarından devraldıkları statükocu zihniyeti kırıp bu fırsatı en iyi şekilde değerlendirmelidir. Verdikleri bedellerin karşılığı olarak onları belediyeyi yönetecek Kürt siyasetçilerine oy versinler. Pazarcık’ta oylar HDP’nin olsun.
Ali Onuk (Sanatçı):
Kime niçin oy vermek gerekiğini bilmek gerekiyor. Dün ve yarını iyi düşünmemiz gerekiyor. Seçim sonuçları toplumun özünü belirler. Onun için oylarımızı BDP ve HDP’ye verelim.
Xate Dirlik (Kürt Özgürlük Mücadelesi’nde yaşamını yitiren Şexo Dirlik’in Annesi):
Benim çağrım şudur: Halkımız Kürt, Alevi halkımız Maraş’ta kendi değerlerini unuttu. Kültürünü, inancını ve kimliğini unuttu. Devlet Maraş’ta Kürdistan’da yapamadığını yaptı. Maraş en değerli evlatlarını, canlarını bu değerler için, bu kültür, inanç ve kimlik için toprağa gömdü. Çok acılar yaşadık, çok eziyetler çektik. Ne çocuklarımız ne de biz kendimiz için, para için, şan şöhret için ölmedik, acı çekmedik, sürgün edilmedik. Çocuklarımız halkımız için, halkımızın bu düşmanın elinde kurtarmak için ölümü seçti. Bunları unutan, bunları hayıflayan, bunları görmeyenleri laletliyorum. Maraş’ta yanlız Aleviler yok aynı zamanda Sünniler de var. Hepsi bizim insanımız. Hepsine çağrım şudur. Bu topraklar atalarımızın topraklarıdır. Bu kültür, inanç bize özgür olsun diye emanet edildi. Biz bunlara sahip çıkmalıyız. Halka, inançlarımıza, kültürümüze, dilimeze sahip çıkan ve hala bu gün can veren çocuklarımızın değerlerini koruyan partilerimiz BDP-HDP var.
Aleviler artık yanlışta, sadece kendisini düşünmekte vazgeçmeli. Biz bir gemideyiz batarsak hepimiz batarız. Avrupa’da yaşayan halkımıza da şunu söylüyorum; Memleketlerimize evler yapıyoruz, bahçeler yapıyoruz, her yıl köyümüze gidip tatil yapıyoruz. Bizim esas yurdumuz orasıdır. Ama, ev yapmışsın özgür değilsen neye yarar, gitmişsin gezmeye ama toprağını, dilini, inancını korumamışsın neye yarar. Senin memleketini başkaları yönetmiş, yemiş, talan etmiş, inkar etmiş orası senin memleketin olabilir mi? Sen orda yabancı olursun. Herkes aklını bir kez daha yoklasın. Yoksa yarın çocuklarınızın yüzüne bile bakamazsınız.
İbrahim Gezer (Kürt Özgürlük Mücadelesi’nde yaşamını yitiren Elif ve Ali Gezer’in Babası):
Halkımız kendi inancına kendi diline ve kültürüne bu seçimleri bir fırsat bilerek sahiplenmeli. Aslında halkımız kendisini sahiplenmeli. Umudumuzu hep başka yerlerde aradık. Bundan dolayı kendi umudumuzu bulamadık. Şimdi kendimiz için, kendi umudumuz için, kendimizi yönetmek için kendimize oy vermeliyiz. Biz Kürt Aleviler çok ağır bedeller verdik, çocuklarımız toplum kendi kaderini kendi eline alınsın diye mücadele etti, şehit düştü. Artık değerlerimizi toplamalıyız.
Elbistan bir Alevi ve Kürt diyarıdır. Elbistan kendi özünü arıyor. Biz bu özü Elbistan’a teslim etmeliyiz. BDP-HDP bu özü temsil ediyor. Partilerimizin etrafında kenetlenmeliyiz. Bir güç olduğumuzu göstermeliyiz. Bizim dilimizi, kültürümüzü, inancımızı ve kimliğimizi yine ağır bedeller vererek koruyan, geliştiren ve bunun için mücadele veren bu partilerdir. Ben diyorumki ya kendimiz olacağız ya da başkaların elinde olacağız. Bir de şunu belirteyim: 90 yıldır ‘CHP’ diyoruz. Allah aşkına CHP Alevilere somut olarak ne verdi? Hala Genel Başkanı Alevi olduğu halde Alevileri ağzına almıyor. Artık buna ‘dur’ deme zamanı gelmedi mi?
Döne Taş (Ronahi-Bedriye Taş’nın annesi):
Artık kendimize, kendi gerçeğimize dönmeliyiz. Artık kendimiz için mücadele etmeliyiz. Çocuklarımız bir ideal için şehit düştü biz onların yolundayız. Çünkü onların yolu bizim inancımız, bizim kimliğimiz ve bizim kültürümüzdür. Alevilerin olması gereken yer onlar için mücadele eden BDP ve HDP’dir. Ancak bu partiler bizim haklarımızı savunur. Bugüne kadar da onlar savundu. Çok eziyet çektiler, ağır bedeller verdiler. Kim onlar kadar bizim için bedel verdi. Bak bir yıldır insan ölmüyor. Biz Kürt anneleri olarak gerilla için, Türk anneleri için, askerler için, barış ve kardeşlik için oyumuzu BDP ve HDP’ye vereceğiz. Bizim Aleviler de kardeşlik için, barış için bir daha ölümler olmaması için bu partileri desteklemeli.
Bektaş Sincer (Kürt Özgürlük Mücadelesi’nde yaşamını yitiren Engin Sincer’in (Erdal) babası):
Seçim döneminde Pazarcık’a gidersem kendi partimiz olan BDP ve HDP’ye çalışacağız. Bundan sonra halkımız artık kimin yanında duracağını bilecektir. Özellikle Pazarcık’taki şehit ailelerine çağrım; herkes kendi evlatları için elini vicdanına koysun öyle oy versin. Ben kendim nerede duracağımı çok iyi biliyorum. Bu sene çalışacağız ve kazanacağız. Sadece Pazarcık’ta seçim çalışması yürütmeyeceğim, Urfa’ya da gideceğim. Elimden geldiği kadar Osman Baydemir’e de yardımcı olacağım.
Ali Anuş (Kürt Özgürlük Mücadelesi’nde yaşamını yitiren Bese Anuş’un akrabası):
Pazarcık halkı, oylarını HDP ve BDP’nin dışında hiçbir partiye vermesinler. Artık CHP’yi unutmamız lazım. Yıllarca oy verdiğimiz CHP’den hiçbir zaman fayda görmedik. Onun için belli bir çizgimiz var, o çizgiden sapmadan, çıkmadan HDP’yle BDP’yi gözönüne alacağız. Şehitlerimizi hatırlayarak HDP ve BDP’ye gideceğiz.
Hatice Şenpınar (Bozlar Köyünden; Almanya’da yaşıyor):
CHP’ye neden oy versinler ki? Biz, kim canını ortaya koymuşsa oyumuzu da onlara vereceğiz. Kim dürüstse, haklıysa, hırsız değilse oyumuzu ona vereceğiz. Onlar yolumuzu açalardır. Onlar HDP’dir, BDP’dir. Her zaman onlarla birlikte olacağız ve onlarla birlikte yürüyeceğiz.
Selver Dönekli (Şıxraşon Köyünden):
Oylarımızı artık HDP’ye vereceğiz. Halkımız CHP’yi unutsun. Artık yolumuz belli, yolumuzu bilelim. Yeter artık CHP’nin bizi katletmesi, bizimle dalga geçmesi.
Seçim kimliğine sahip çıkmadır
Rojda Yıldırım (Avrupa Maraş HDP’yle dayanışma komitesi üyesi):
Kürdistan’da gerçekleşecek seçimlerle birlikte demokratik özerkliğin fiili olarak ete-kemiğe büründürülmesi gibi bir anlamı varken, Maraş ve bütün Güneybatı hattında seçimlerin varolmak gibi daha farklı bir anlamı vardır. Yöre halkımızın yaşadığı tüm tarihsel süreçler ağırdır ve kendi varoluş kararını verecektir. Çünkü kültürel soykırımın ağır uygulaması altında olan bir bölgeden bahsediyoruz. Bu anlamda diğer alanlarımızdan farklı olarak Maraş’taki seçimler kendi kimliğine sahip çıkma ve her türlü soykırıma karşı “dur” diyebilme anlamını taşımaktadır. Bu anlamda can alıcı bir eşikte bulunmaktayız. Çünkü halkımız bu alanda iki yönlü bir kuşatma altındadır. Hem Kürt olmaktan kaynaklı asimilasyonun hedefi halindedir, hem de Alevi kimliğinden dolayı sistematik olarak soykırım politikalarının hedefi altındadır.
Türkleştirme ve Sünnileştirme o kadar yoğun bir baskılama biçimi olarak kullanıldı ki bölge büyük oranda Maraş katliamından sonra boşaltıldı. Dolayısıyla Maraş’ta yaşanan hiçbir durumu normal görmemek lazım. Dolayısıyla bu soykırıma ‘dur’ mu diyeceğiz yoksa tümden düzen partilerinin insafına mı bırakacağız? Karar vermemiz gereken bu. Kürt Kızılbaş Alevilerin şuan içinde bulundukları durum kendi geleceklerine yanıt verme biçiminde olacaktır. Bu alanı başta CHP olmak üzere düzen partilerine bırakmak soykırım politikalarını direk onaylamak anlamına gelmektedir. Dolayısıyla bu seçimler aynı zamanda Cumhuriyet tarihiyle de hesaplaşma ve yüzleşme seçimleridir. Aleviler kendisine soykırım ve katliamı reva gören bu sisteme ‘dur’ deme iradesini gösterecektir.
Avrupa’da yaşayan Maraşlılar olarak son üç aydır oldukça yoğun bir seçim kampanyası yürüttük. İsviçre ve Almanya merkezli HDP’yle dayanışma amacıyla iki gece düzenledik. Onlarca toplantı gerçekletirdik. Avrupa’nın birçok kentinde HDP’yle dayanışma komiteleri kurduk. Kanada da yaşayan Maraşlılar ayrıca destek amacıyla kapsamlı bir kampanya yürüttü. Çeşitli seminerler organize ettik. Kendi topraklarımıza dönük seçim veilesiyle yoğun bir duyarlılığın geliştiğini gördük. Yüzlerce gönüllü üç aydan fazladır özveriyle çalışmakta. Yine bir çok gönüllü arkadaşımız seçim kampanyasına katılmak için memlekete gitti. Önemli bir duyarlılığın geliştiğini söylemek lazım. Seçimden sonra da bu çalışmamız devam edecek.
Halkımız bir kez daha asimilasyona ve kültürel soykırıma karşı mücadele edeceğinin kararlılığyla bu sürece yaklaşmıştır. Maraş seçim sonuçlarında bu emeklerinin karşılığını alacaktır. Seçime çok az bir zaman kaldı. Yüreği Pazarcık’ta, Elbistan’da, Nurhak’ta atan tüm yurtseverleri seçim kampanyasına hem burada hem de ülkeye giderek aktif katılmaya çağırıyoruz. İkibine yakın şehidi olan bu topraklar bizim onurumuzdur. Maraş’ı yeniden gerçek sahiplerine vermek boynumuzun borcudur. Bu aynı zamanda Bese Anuşlara, Bedriye Taşlara, Hüseyin Maturlara, Engin Sincerlere, Sultan Toroslara, Deniz Ömürcanlara, Barış Çağraşlara verdiğimiz sözünde gereğidir.
HAZIRLAYAN: ALİ ONGAN/ŞAHİN BOZLAR - DENİZ BAŞPENİR