İngiltere Gündemi
Bire bir İngiltere ile ilgili değil belki ama yorum yapılmadan geçilmeyecek bir mesele bu. Batı’nın sadece Batı’yı algılayışı üzerine bir mesele bu. Batı medyasının hangi haberi öne çıkarıp hangisini öteleyeceği üzerine bir mesele bu. Geçtiğimiz hafta ABD’de Boston maratonuna yönelik bombalı saldırılarının ardından zanlıları bulmak için Amerikalı yetkililer, günler süren ve adına ‘insan avı’ dedikleri bir arayış işine girdi. Çok sayıda okul da tatil edildi, iş yerleri kapatıldı. Amerika’da hayat durdu. Tüm dünya gözlerini Amerika’ya çevirdi. Başta Amerika ve İngiltere medyası olmak üzere Batı dünya basını, bu arayışı dakikası dakikasına halka aktardı. Saldırılar üzerine sayısız analizler, yorumlar yapıldı.
Amerikalı yetkililer Boston zanlılarını tespit etmeden önce, Batı medyası saldırıyı gerçekleştirmiş olma ihtimali olan farklı gruplar üzerine durdu. Bu listede kimler yoktu ki? En çok İslamcı terörist gruplar, ırkçı beyaz milisler, derin devlet gibi ihtimaller üzerine duruldu. Daha bir çok farklı grubun bu saldırıya dahil olma ihtimali konuşulmadı değil.
E malum dünyanın en çok nefret ettiği bir ülkedir Amerika. Her kesimden düşmanları var Amerika’nın. Amerika düşmanlarına terörist diyor. Bir terörist hele ki Müslüman teröristse bütün akan sular durur. Bir Müslüman terörist bin dünyaya bedel. Öyle ki Amerika, Afganistan’da bir teröristi yakalamak için NATO ve Amerika misillemeleriyle onlarca sivilin hayatını kaybetmesinden beis görmüyor. Örneğin, Amerika ve NATO’nun insansız hava araçlarının yaptığı 422 saldırıdan ortaya çıkan kayıp bilançosu 3 bin. Bunlardan 176 tanesi ise daha çocukmuş. Kendi topraklarında bir kayba dayanamayan Amerikalı Başkan başka ülkelerde binlerin canını almayı hak görüyor kendine. Yani gerektiğinde ‘bir İslamcı için başka milletlerden binlerce kişi ölsün ama savaş benim ülkemde olmasın’ diyor Amerikan Başkanı. ‘Başkaları ölsün ben ölmeyeyim’ diyor. Sen gerektiğinde Ortadoğu’ya girip kendi güvenliğin için sivilleri vuracaksın, iç savaş çıkartacaksın ama yarattığın savaşların kendi ülkene sıçramasını istemeyeceksin. Sıçradığında ise tüm dünyayı yerinden oynatarak ‘teröre karşı küresel savaş başlatıp’ Amerikan milliyetçiliğini kışkırtacaksın.
Amerika’nın Post-11 Eylül sendromunun sarsıcı etkileri sadece kendi sınırlarını değil tüm dünyayı etkiledi. Öyle ki İngiltere ve Amerika gibi ülkelerde en ufak bir saldırı Batı medyasında günlerce manşet haber olurken, Asya ve Ortadoğu’daki savaşlar ve kayıplar dikkate bile alınmıyor. Amerika’daki ufak çaplı İslamcı bir saldırı, tüm dünyada İslam düşmanlığını körükleyebiliyor. Tüm Müslümanları zan altına tutulmasına sebep oluyor.
Boston’daki bombalı saldırının olduğu bu hafta bile Suriye, Irak, İran, Pakistan ve Çin’de savaşlar ve depremler yüzünden yüzlerce insan öldü. Hangisinin Batı medyasında ne kadar ilgi topladığı ortada. Asya ve Ortadoğu’da bir günde yüzlerce kişi ölebilir ama Amerika’da hiç kimse ölmemeli. Amerika’daki bir kayıp günlerce Batı medyasını kafasını kurcalayabilir. Hele ki İngiltere’de. Çünkü İngiltere, Amerika’nın başına gelenin kendisinin de başına gelebileceğinden korkuyor. İkisi de aynı suçların zanlıları çünkü.
Bombalı saldırıda 3 kişi hayatını kaybederken yüzerce kişi yaralandı. Elbette kimse ölsün istemiyoruz. Sadece öteki topraklardaki ötekileştirilenler de öldüğünde haber olsun istiyoruz. Örneğin, Amerika medyası Suriye’de yaşananları ya yeterince aktarmadı ya da yanlış aktardı. Haberler çoğunlukla yabancı dil bilmeyen muhabirlerin becerisine bırakılırken, Suudi Arabistan ve Katar tarafından fonlanan medya araçlarına güven duyuldu. Çünkü Batı medyası, Batı politikalarına hizmet vermektedir. Amerika ve İngiltere’nin Ortadoğu’ya yönelik emperyalist müdahalelerinin sorgulanması, sadece duyarlı birkaç gazetecinin insafında. Gerisi devlet politikalarını tüm dünyaya ulaştırmaktan öteye gitmiyor. Kısacası Batı medyası sadece kendine Müslüman bir medya. Bu böyle biline.
Kendine Müslüman Batı medyası