Türk devleti ve çeteleri için İdlib'de çember daralıyor. Rusya'nın desteklediği Suriye ordusu çok sayıda köyü ele geçirdi. Erdoğan ise bir yandan operasyonun durması için Rusya nezdinde girişimlerde bulunurken bir yandan da Avrupa'yı tehdit ediyor.

Türk devleti ve çetelerinin işgali altında bulunan İdlib'de yaklaşık bir  hafta önce başlayan Rusya-Suriye operasyonunda çember, Türkiye ve çeteleri aleyhine daralıyor. Onlarca köyün Suriye ordusunun denetimine girdiği, Türk 'askeri gözlem noktasını' kuşatma altına alındığı ve çok sayıda çetenin de öldürüldüğü belirtiliyor.

Yaşanan çatışmalar ve yoğun bombardımanlar nedeniyle bölgede yaşayan onbinlerce kişinin de kuzeye yani Türkiye sınırına doğru kaçtığı kaydediliyor.

Türk Cumhurbaşkanı R.Tayyip Erdoğan İdlib'deki sıkışmayı "İdlib'den 80 bin kişi sınırlarımıza doğru geliyor. Moskova'ya bir heyet göndereceğiz. Duruma göre tedbir alacağız" ifadeleriyle dile getirdi.

İdlib kenti ve çevresi AKP-MHP yönetimindeki Türk devletinin pratikleştirmek istediği 'Yeni Osmanlıcılık' işgal projesi çok önemli bir üs görevi görüyor. İdlib'de oluşturulan statü, çete, çetelerin etkilediği nüfus ve Türkiye için önemli bir moral ve motivasyon kaynağı. Ayrıca, Libya, Rojava ve dünyanın farklı bölgelerine işgal için çete transfer ve hareketinde İdlib, önemli bir kaynak durumunu oluşturuyor.

Suriye Ordusu’nun Rusya hava kuvvetlerinin desteği ile desteğiyle İdlib’e dönük başlattığı operasyonu değerlendiren Gazeteci Hediye Levent, Türkiye için çemberin sınıra doğru giderek daralacağını belirterek, "Türkiye’nin gözlem noktalarından çekilmesi yönünde baskılar artabilir" dedi.

[caption id="attachment_221586" align="alignnone" width="660"] Koyu Yeşil ve Yeşil alanlar: Çetelerin denetimdeki alanlar, Turuncu renk: Suriye ordusunun denetimindeki alanlar,beyaz-turuncu flamalar: Suriye'nin son bir haftada ele çetelerden aldığı topraklar, Mavi Nokta ise Suriye ordusu tarafından ablukaya alınan 'Türk ordusunun gözlem noktasını' sembolize ediyor...[/caption]

3 yıllık sürecin bir sonucu

Mezopotamya Ajansı'ndan (MA) Ferhat Çelik'in sorularını yanıtlayan Levent yaşananların da şaşırtıcı olmadığını, 3 yıldır peyderpey gelişen bir sürecin sonucu olduğunu vurguladı.

Rusya’nın 3 yıllık süreçte hiçbir zaman İdlib’e dönük operasyondan vazgeçmediğini ifade eden Levent şu ifadeleri kullandı: "Rusya bu operasyonu iptal ettiğine dair bir açıklama yapmadı. Aksine Türkiye-Rusya ilişkilerinin çok iyi olduğu günlerde bile Rusya’nın İdlib’e yönelik hep bir şerhi vardı. Yaptıkları açıklamalarda sürekli olarak İdlib’e yönelik operasyonun devam ettiği, İdlib’de teröristlerle savaşılması gerektiği, Türkiye’nin İdlib’deki silahlı gruplara yönelik saldırıları gözden geçirmesi gerektiği ve Türkiye’nin vaatlerini yerine getirmesi gerektiği dile getiriliyordu."

'Türkiye belli bir derinliğe kadar indi'

Suriye Ordusu’nun da sahaya uzun süredir yığınak yaptığını dile getiren Levent, Türk devletinin 'Fırat Kalkanı' ve Efrîn'de 'Zeytin Dalı Operasyonu' adını verdiği işgal saldırılarını hatırlattı ve şunları ekledi: "Türkiye’nin son dönemde Suriye’de belli bir derinliğe kadar girdiğini ve bazı grupları destekleyerek orada kalıcı bir yapı oluşturmaya çalıştığını biliyoruz. Son günlerde bölge basınında Türkiye’nin desteklediği grupların Halep civarına sarkmaya çalıştığına ya da Hama ve Humus’u birbirine bağlayan güzergah çevresine sarkmaya çalıştığına dair haberler var. Dolayısıyla İdlib operasyonunun başlamasının sebeplerinden biri de böyle bir hamlenin önünü kesmek olabilir."

Türk gözlem noktalarına dikkat

Türk devleti 12 Ekim 2017'de Astana'da Rusya, Türkiye ve İran ile sağlanan anlaşma sonucu İdlib vilayetinin etrafını çevreleyecek şekilde 12 gözlem noktası kurmaya başladı. Türkiye'nin bu çalışmaları 2018'in mayıs ayında tamamlandı. Türkiye'ye "bölgede kendisinin himayesini üstlendiği çete gruplarıyla Rusya, Suriye ve İran güçleriyle olan çatışmaların önlenmesi, gerginliğin azaltılması,  çete gruplarıyla Suriye arasındaki ateşkesin takibi" misyonuyla bu noktaları kurmasına izin verildi. Rusya bu süreçten önce Türkiye'yi kullanarak Hama, Humus ve Halep'teki çete gruplarını çok fazla bir savaşa girmeden çıkartıp, İdlib'de toplanmasını sağladı. İdlib'i çevreleyen hat üzerinde Türkiye'nin '12 askeri gözlem noktası', biraz da çetelerin farklı yerlerden tahliye edilip, İdlib'de toplanmasının bir sonucuydu. Ancak daha sonraları Suriye devlet yetkilileri sık sık bu bu 'gözlem noktalarının' çetelere yardım ettiğini, onlara istihbarat ve lojistik desteği verdiğini dile getirdi.

Bu noktalardan Morek, yaz aylarında yapılan operasyonlar sırasında Suriye ordu güçleri tarafından tamamen kuşatmaya alındı. Önceki gün de Surman'daki (Sirman) 8.numaralı Türk askeri gözlem noktasının Suriye ordusu tarafından kuşatıldığı belirtildi.

Gazeteci Levent de Suriye Ordusu’nun yine Rusya’nın desteğiyle Türkiye’nin İdlib’deki bazı 'gözlem noktalarına' daha önce girmiş olması üzerinde durdu. Bu gözlem noktalarının güvenliğini ve sorumluluğunu o zaman Rusya’nın üstlendiğini hatırlatan Levent, Suriye Ordusu’nun yine Rusya’nın desteğiyle İdlib çevresindeki çemberi Türkiye sınırına doğru daha da daraltacağını vurguladı. Levent "Bu durumda Türkiye’nin oradaki gözlem noktaları hatta destekledikleri grupların bekası gibi konular bir kez daha gündeme gelebilir. Türkiye’nin gözlem noktalarından çekilmesi, boşaltması veya başka yere kaydırması yönünde baskılar artabilir" dedi.

Gidişat nihai operasyona doğru

İdlib’e yönelik nihai operasyonun ise daha başlamadığının altını çizen Levent, “Bölgeden geçen M4, M5 karayolları var. Bu operasyonlar M4 ile M5’in birleştiği İdlib kırsalındaki kavşağa kadar ilerler. Suriye Ordusu orayı emniyete aldıktan sonra belki bir kez daha durur. Daha sonra sahayı doğrudan etkileyen siyasi şartlara bağlı olarak başka operasyonlar yapabilir" ifadelerini kullandı.

Göç artacak

Türk Cumhurbaşkanı Recep T. Erdoğan’ın "İdlib’den 50 bin kişi (Erdoğan önceki akşam ise 80 bin kişiden bahsetti) Türkiye’ye geliyor" sözlerine de değinen Levent, şu yorumlarda bulundu: “Türkiye’ye gelen 50 bin kişinin profilini, nasıl geldiğini, hangi şartlardan geçeceklerini bilmiyoruz. Şimdi oradan gelecek insanlar ağırlıklı olarak oradaki cihatçı ve silahlı grupların aileleri, çevreleri, yakınları ve hatta kendileri olacaklar. Ancak bunun dışında hatırı sayılır bir sivil nüfus da var. Dolayısıyla İdlib’den Türkiye sınırına doğru yığılmalar önümüzdeki haftalarda şiddetlenerek artacak gibi görünüyor. Türkiye’nin artık bir karar vermesi gerekiyor. Artık çok manevra yapabileceği bir alanı da kalmadı. Türkiye bütün bu insanlara sınırları açacak mı? Açmayacak mı? Belli değil. Bu insanlara sınırları açarsa Türkiye ne tür insanlarla karşılaşacak belli değil. Diğer taraftan sınırı açmazsa ne olacak belli değil. Çünkü bu insanların ağırlıklı olarak cihatçı ve cihatçı yakını oldukları biliniyor. Bu saatten sonra Türkiye’nin İdlib operasyonunu tamamen durdurması, iptal etmesi çok olası değil. Gerçi önümüzdeki haftalarda bir Putin-Erdoğan görüşmesi olacak. Bir kez daha operasyonun ertelenmesi mümkündür ancak İdlib operasyonu nihai operasyona doğru gidiyor.”

Erdoğan’ın İdlib paniği

Türk devletine bağlı çetelerin ellerinde tuttuğu çok sayıda köyün denetimini Rusya ve Suriye güçlerine kaptırmasının ardından İdlib'den gelen göç dalgası Erdoğan'ı tedirgin etmiş gibi görünüyor. Daha önce 50 bin kişinin Türkiye'ye geleceğini söyleyen Erdoğan önceki gün İstanbul'da düzenlenen bir etkinlik sırasında yaptığı açıklamada bu rakamı 80 bin olarak telefaz etti.

Erdoğan "80 binin üzerinde İdlibli kardeşimiz ülkemiz sınırına doğru göçe başladı. Böyle bir durumda Türkiye bu göç yükünü tek başına taşımayacaktır. Rusya nezdinde, saldırıların (İdlib) son bulması için gereken her türlü çabayı gösteriyoruz, göstermeyi de sürdüreceğiz. Yarın (Bugün için) bir heyeti Moskova’ya gönderiyoruz, görüşmeleri yapacaklar. Alınacak neticeye göre biz de atacağımız adımları belirleyeceğiz."

Avrupa'ya şantaj

Erdoğan İdlib'de operasyonda Rusya'ya fazla dokunmazken, Avrupa'yı tehdit etmeyi de sürdürdü. Erdoğan, göç yükünü tek başına kaldıramamaktan bahsederken, daha önce Avrupa'ya yönelik "Sınırları açarız" tehdidinin bir başka versiyonunu kullandı.  Erdoğan'ın konuşmasında dikkat çeken bir başka nokta da Kuzey Doğu Suriye'ye yönelik işgal saldırısına ilişkindi. Erdoğan, İdlib'deki operasyona Avrupalı müttefiklerinin tepki göstermediğine dikkat çekti. Erdoğan Avrupa'nın tepkisizliği ile Kuzey Doğu Suriye'ye yönelik işgal saldırısı arasındaki bağlantı kurdu. Erdoğan "Avrupa ülkelerini Türkiye'nin attığı meşru adımları köşeye sıkıştırmak yerine enerjilerini katliamı engellemek için çaba harcamaya davet ediyoruz. Diğer türlü İdlib'deki yangının kendi topraklarına sıçramasına mani olamayacaklardır” dedi.

İdlib'e yönelik değişik zamanlarda da Rusya, Suriye ve İran operasyon başlatmıştı. Ancak, bu operasyonlar her defasında ABD, BM ve Avrupa Birliği'nin baskıları sonucu durmuştu. Ancak bu son operasyonda söz konusu bu güçlerden İdlib operasyonunun durdurulması için bir açıklama gelmedi.

 

HABER MERKEZİ