
FİLİZ ZEYREK / JINNEWS/ADANA
Henüz çocuk yaşta amcasının oğluyla evlendirilen, daha sonra “Dul bir kadınsın, bizim için sorunsun” denilerek yeniden başka bir erkekle evlendirilen Hatice, geçmişe dönerek soruyor: “Minik bedenim bu topluma nasıl sorun olabildi?” Hatice maruz bırakıldığı istismarın ardından “Bir daha asla boyun eğmem” diyor.
Narenciye bahçesinde çalıştığı sırada rastlıyoruz Hatice’ye… Maruz bırakıldığı emek sömürüsü, düşük ücret, güvencesiz çalışma koşullarından konuşacağımız sırada yaşamının bambaşka bir kesitinden bahsetmek istiyor Hatice. Güvenlik nedeniyle soyadını söylemiyor. Narenciye bahçesinde portakal kokularının eşliğinde geçmişine doğru bir yolculuğa davet ediyor bizi…
Çocuk yaşta ‘dul’ olmak
“Henüz 15 yaşındaydım” diyerek başlıyor anlatmaya. Çocuk yaşta ailesi tarafından zorla amcasının oğluyla evlendirildiğini söylüyor. Çocuk yaşta bir erkekle aynı evde yaşamak zorunda bırakıldığı, fiziksel ve psikolojik şiddetle geçen 2 ay. “Amcamın oğlu artık beni beğenmediğini söyleyerek evden kovdu” diyor. Evlilik adı altında maruz bırakıldığı şeyin adı istismar aslında. “Beni kovunca hayatımda biraz huzur bulurum diye ailemin evine döndüm” diyen Hatice, yeniden zorla evlendiriliyor. Fakat bu sefer farklı ‘toplumsal baskılar’ da işin içine giriyor. Çünkü toplumun gözünde zorla evlendirilen, istismara ve şiddete maruz bırakılan bir çocuk değil, ‘dul bir kadın’dır Hatice.
Hatice bu kez kendinden yaşça büyük ve engelli bir erkekle aynı evde ‘evli’ denilerek yaşamak zorunda bırakılıyor. ‘Evlendirildiği’ erkeğin yanına Tokat’a yerleşmek zorunda kalan Hatice, kültürel farklılıklardan dolayı ırkçı söylemlere ve hakaretlere maruz bırakılıyor. Bu kez hem erkeğin, hem de erkeğin ailesinin şiddetine maruz bırakılıyor.
‘O yaşta ne zararım olabilirdi ki’
“Ailem bana ‘sen artık dul bir kadınsın, senin dul olman bizim için kötü bir durum ve senin evlenmen gerek’ dediklerinde düşündüm… Ben daha kaç yaşındaydım, ne zararım olabilirdi ki?” diye soran Hatice, kendisini şiddetin kucağına atan ailesine tepkisini ifade ediyor.
‘Attıkları iftiraya sevinir oldum’
Sorularının cevabını bulamadan Tokat’a gönderildiğini ve zihinsel engelli bir erkek ile zorla aynı evde yaşadığını ifade eden Hatice, “Alışmakta zorluk çektiğim evde şiddetin dozunun aslında ne kadar arttırılabildiğini gördüm. Hasta bir erkeğin hem bakıcısıydım hem de hastalıklı egolarını tatmin etmek zorunda kalıyordum” diyor.
“Kendisi yetmezmiş gibi ailesi de psikolojik şiddet uyguluyordu. Bahçeye bile çıkmam yasaktı. Çok kurtulmak istedim ama ailem buna izin vermezdi. Bunca acıya rağmen katlandım” diyen Hatice, “Onu aldattığımı düşünerek beni boşamak istedi. Ben bahçeye bile çıkamazken aldattığımı düşünebiliyordu. Bu iftira bile benim için sevindirici bir gelişmeydi” diye anlatıyor.
‘Bir daha asla…’
Hatice, yeniden kendisini şiddetin kucağına iten ailesine dönmek zorunda kalmış fakat hiçbir şeyin eskisi gibi olmadığını söylüyor. Artık şiddete boyun eğmeyeceğini şu sözlerle ifade ediyor, “Beni iki kez ittiler, eğitim almama ve hayatıma yön vermeme izin vermediler. Ama bundan sonra kendim çalışıp kimseye muhtaç olmadan yaşamaya karar verdim. Şu an 28 yaşındayım ve bir daha asla şiddete boyun eğmem.”