Brezilya isyanı da tam anlamıyla bir ‘Mekan direnişi’dir. 2-3 ağaç ya da otobüs biletine 10 sent zam diye tanımlananın hemen altında neoliberalizmin yeni kent inşası, Genetificasion- mutenalaştırma yani kent yoksullarının dışarı sürülmesi, mekanın neoliberalleştirilmesi ve kimliksizleştirilmesi vardır. Her iki isyanın da benzer döneme denk gelmesi ve belki de 2006 yılında Hindistan’da 30-40 bin küçük esnafın dükkanlarının yıkılmasına karşı başlatılan isyandan sonra, ilk ve bu düzeyde iki benzer isyandır ve bana göre bu yüz yılın en önemli direnişlerinin temel unsurunu belirleyen isyanlar olacaklardır. Yani artık direnişlerin, isyanların temel ekseni değişmiştir. Direnişler ve isyanlar ve dolayısıyla devrim artık Mekan-Kimlik- Ekoloji ekseni üzerinden yürüyecek ve hareket edecektir.
Bütün bunlar bu isyanların sınıfsal tarafının olmadığı anlamına gelmez. Doğrudan neoliberal politikaların, son yıllarda kapitalizmin temel dinamiği ‘inşaat’ın, Baraj, HES, otoban, köprü ve Yeni kent inşasının bir başka deyişle neoliberal ideolojinin katılaşmış hali ‘neoliberal kent’e göre dünyanın talan edilmesidir. En önemli fark kapitalizm daha önce mesela otomobil sanayine göre kendisini imar ederken, artık sadece imar etmek için imar eder. Yani o köprüden kimsenin geçip geçmemesi, binaların satılıp satılamaması değildir hesaplanan. Hiç kimse oturmayacak, oturamayacak olsa bile onu inşa etmek ve finanse etmek zorundadır kapitalizm. Çünkü ancak bu dinamik üzerinde var olabilmektedir.
Bu gelişim için en uygunları ise mutlaka ki Dünya futbol şampiyonası ve olimpiyatlardır. Geçici bir dönem için hızla bitirmek ve görkemli ve gereksiz bir inşaat yapabilmektir bu. Kapitalizmin genel karakterine bu kadar uygun, bu kadar kapsamlı başka bir şey bulabilmek söz konusu bile olamaz. Bunun manası aynı hızla ve kısa bir dönemde insanların mekanlarından sürülmesidir. Brezilya’daki dünya kupası nedeniyle, evlerinin tepelerine stadyumlar, futbolcular, boş konuşan futbol yorumcuları, hakemleri, düdükleri ve tabii ki seyircileri için inşa edilecek her şeyin altında, futbol terimiyle, yeşil çimlere gömülecek mahallelerin direnişidir bu. Bu yüzden bizim de Porto Alegre de dahil olduğumuz 2 yıl önceden başlayan bir karşı çıkışında bir patlamasıydı bu. Toplantılarında gecekondu sakinlerinin, öğrencilerin yanında orta sınıf temsilcilerinin, ev kadınlarının, seyyar satıcıların yani herkesin yer aldığı, sadece konut hakkı üzerinden değil yaşam biçimi ve kimlik yıkımına karşı bir araya gelen, neoliberal kepçeye karşı, bir ‘mekan’ direnişidir bu.
Sınıfsal etkiyi sadece bu açıdan sınırlandırmamak gerekmektedir. Çünkü neoliberalizm aynı zamanda başka şeyleri de değiştirdi. Mesela öğrencilik artık mutlaka başka bir açıdan analiz edilmelidir. Üretimin gittikçe monopolleşmesi ‘öğrenme’, ‘eğitim’ sürecini gittikçe daha da uzattı. Daha doğrusu öğrencilik artık tam anlamıyla bir bekleme odasına dönüştü. ‘Kapı eşiğinde beklemek’ yani master, doktora ya da bir başka belge için yeniden ve yeniden eğitim görmek, satın almak ve el aleme işsizim demek yerine öğrenciyim diyebilmek için sürdürülen, eskisinden farklı bir ‘öğrencilik’ yarattı. İşte bu yüzden mekan isyanlarının temel unsurları, bu bekleme odalarında tarihi geçmiş dergileri okumaktan sıkılmış öğrenciler, üretime dahil olamamış aydınlar, sistemin kenarına iliştirilmiş ‘free lens’ çalışanlar ve çalışabilseler bile dahil oldukları suç ortaklıklarından huzursuz olanlardır.
İsyandan iki hafta önce bu köşedeki ‘Direniş ve Mekan’ yazısını ve ondan sonrakileri de okuduğunuzu kabul ederek, ‘Kent İsyanları’nı ‘Mekan ve Kimlik’ üzerinden tanımlamak gerektiğini vurgulamak istiyorum ve ardından da hemen eklemek ve yinelemek; eğer ‘barış’ gerçekleşecek ise ancak bu yeni bir direniş mekanlarının yaratılmasıyla, kent topraklarının hızlı bir şekilde kadınlara dağıtılmasıyla mümkün olabilecektir.
Kent isyanları
“Brezilya da 10 sent için, isyan oldu. Şehir içi Otobüs fiyatları 1.5 dolarken, 1.6 dolara çıkması karşısında gençler ortalığı yıktı.” Diyor, gazeteler. Tayyip Erdoğan’ın karizmasında koca bir yarık açan Gezi direnişi içinde, 2-3 ağaç diyorlardı. Anlayış seviyesini yansıtır bu 2,3 ağaç, 10 sent gibi anlatımlar. Sakın egemenlere bir şey anlatabileceğinizi sanmayın çok sığdırlar, en fazla dizinize kadar açılabilirsiniz.