
Diyarbakır Kent Konseyi'nin çağrısı üzerine toplanan Türkiye Kent Konseyleri Platformu, barış gündemli toplantının sonuç bildirgesini açıkladı. Sümerpark Kent Konseyi Hizmet Binası önünde yapılan açıklamayı, Ataşehir, Nilüfer, Buca, Konak, Karabağlar, Gaziemir, Burhaniye, Çankaya, Kızıltepe, Van, Batman, Siirt, Diyarbakır ve Seferihisar kent konseyleri adına Bursa Nilüfer Kent Konseyi Genel Sekreteri Elvan Atay yaptı.
7 Haziran seçimlerinde 13 yıllık tek parti iktidarı sona eren AKP hükümetinin, ülkeyi yeniden şiddet sarmalının içine çektiğini ifade eden Atay, "Bunun sonucunda son 2 ay içerisinde yüzlerce güvenlik görevlisi ve örgüt militanının, yanı sıra 35 günlük bebekten 80 yaşındaki insana kadar onlarca sivil yurttaşımız yaşamını yitirmiştir" dedi.
Irkçı saldırılara tolerans
Asker ve polislerin yaşamını yitirmesini bahane eden güruhların, Türkiye'nin batısında Kürtlere ait ev, işyeri ve araçları yakıp yıktığını hatırlatan Atay, HDP'ye de bu gerekçeyle saldırıların yapıldığını kaydetti. Tüm bu şiddet olaylarına karışan kişilerin engellenmediği gibi zaman zaman da destek aldığının altını çizen Atay, "Ayrıca bu şiddet olaylarının failleri açık olmasına rağmen bu güne kadar haklarında hiçbir yasal işlem yapılmamıştır. Güvenlik güçlerinin bu toleranslı yaklaşımından cesaret alan bu güruh, bazı yerlerde de kişilerin yaşam hakkına yönelik saldırılar gerçekleştirmiştir" diye konuştu.
'Barışın kıymeti öğrenildi'
Suruç, Cizre, Lice, Silvan ve daha birçok il ve ilçe merkezinde onlarca sivil insanın yargısız infaza kurban gittiğini dile getiren Atay, sözlerini şöyle sürdürdü: "Oysa ki, üç yıl süren çatışmasızlık sürecinde, Türkiye toplumu kısmen de olsa barış fikrini bilince çıkarmıştır. Barış içinde yaşamanın ne kadar kıymetli olduğunu son iki ay içinde yaşadıklarımızdan bir kez daha öğrenmiş bulunmaktayız."
Savaşa son verilmeli
Kent Konseyleri Platformu olarak Türkiye halklarının yararına olmayan savaşa derhal son verilmesini talep eden Atay, "Devlet askeri ve siyasi operasyonları durdurmalı, PKK ise derhal ateşkes ilan etmelidir. Meselenin barışçıl çözümü için demokratik mekanizmalar işletilmelidir" dedi.
Seçilmişleri serbst bırakın
Hukuka aykırı bir şekilde gözaltına alınan, tutuklanan ve görevden alınan yerel yöneticilerin derhal serbest bırakılması ve görevlerinin iadesini isteyen Atay, Türkiye'nin illerinde başta Kürtler olmak üzere muhaliflere yönelik kundaklama, linç ve yağmalama kampanyalarına katılan kişilerin bir an önce tespit edilerek yargı önüne çıkarılması ve cezalandırılması gerektiğine vurgu yaptı. Bizzat hükümet mensubu bir milletvekili ve bazı basın yayın organlarının kışkırtma, hedef gösterme ve nefret söylemleri sonucunda, muhalif basın yayın organlarına yönelik olarak gerçekleştirilen saldırıları da kınayan Atay, bu saldırıların azmettiricileri ve faillerini hakkında derhal soruşturma başlatılmasını talep etti.
'Barışı kentlerimizde haykıracağız'
Son dönemde düşünce ve ifade özgürlüğüne yönelik baskılara dikkat çeken Atay, sözlerini şöyle bitirdi: "Demokratik yaşamın vazgeçilmezlerinden olan düşünce ve ifade özgürlüğüne yönelik tehdit ve kısıtlamalara son verilmelidir. Kent Konseyleri olarak ve aynı zamanda bireyler olarak, bu savaş konseptinin bir an önce durdurulmasını talep etmekteyiz. Bizler kent konseyleri olarak savaşa karşı barışı savunamaya devam edeceğiz. Örgütlü bulunduğumuz il ve ilçelerde barış meclisleri kurarak savaş karşıtlığımızı, tüm yurttaşlarımızla birlikte haykıracağız. Son olarak uluslararası sözleşmelerle de korunan ve en temel hakkımız olan barış hakkımızı Diyarbakır'dan haykırıyoruz."
DİHA / AMED
200 bin özyönetim!
Türkiye ve Kuzey Kürdistan gündeminin ilk sırasına oturan "özyönetim"i halka anlatmak için harekete geçen DTK, tüm boyutlarıyla tanımlayan bir broşür hazırladı. İlk olarak 200 bin adet basılacak broşürde, siyasal, sosyal, hukuk, diplomasi, kültür, ekoloji, ekonomi ve özsavunma boyutlarına açıklık getiriliyor.
DTK, özyönetimi halka anlatacak. DTK, "Kendimize de, kentimizi de biz yöneteceğiz" ve "Kendimizi de özümüzü de biz savunacağız" başlığıyla yerinden demokrasi olarak tanımlanan "demokratik özerklik-demokratik özyönetim"i anlatan bir broşür hazırladı. İlk olarak 200 bin adet basılacak olan broşürde, özyönetimin tanımının yanı sıra örgütlenme tarzı ve boyutları bir bir ele alındı.
Örgütleme modeli olarak komün ve meclis tarzı örgütlenmenin çözüm yolu olarak gösterildiği broşürde, demokratik özerklik veya demokratik özyönetim, "az devlet, çok toplum" ya da "az yasak, çok özgürlük" anlayışıyla sistematize ediliyor. "Demokratik özerklik beden, demokratik ulus da o bedenin ruhu olarak" isimlendirilen broşürde, özyönetimin boyutları üzerinde durularak, sistemin nasıl hayat bulacağı vurgulanıyor. Siyasal, sosyal, hukuk, diplomasi, kültür ve sanat, ekoloji, ekonomi ve özsavunma başlıklarıyla verilen boyutlarının yanı sıra "ulus devlet anlayışı", "demokratik özerklik anlayışı", "demokratik özerklik inşası", "demokratik özerklikte kadın öncülüğü" ve "demokratik özerklikte gençlik öncülüğü" başlıklarıyla da özyönetimlere açıklık getiriliyor.
"Toprağımızı, suyumuzu, enerjimizi komünleştirelim özgür yaşamı inşa edelim" vurgusu yapılan broşürler halkla paylaşılacak.