Türkiye'deki siyasal gelişmeler baş döndürücü bir şekilde devam ededursun, kentlerimizin güncel sorunları bu baş döndürücü gelişmelerin içinde kaybolmaktadır. Yok sayılan, görülmeyen, güncel gelişmelerle üstü örtülen sorunların öne çıkarılması önceliklerimiz arasında olmalıdır. Amed'in tarihi Sur İlçesi de bu sorunların yaşandığı yerlerden biri. Diyarbakır surlarının çevrelediği bu yerleşim alanı 5 bin yıllık bir tarihi ve 30 uygarlığı bünyesinde barındırıyor. Bu kadar köklü bir kent, son demini yaşıyor. Ve adeta hayalet kentte dönüştü. Binlerce yıldır ticaretin, sanatın, kültürel değişimin beşiği ve tanığı olan Sur İlçesi akşam karanlığıyla birlikte hayalet kentte dönüşüyor.
5-6 yıl önce TOKİ'nin başlattığı Kentsel Dönüşüm Projesi'nde önce Valilik, Çevre Şehircilik Bakanlığı ve TOKİ Suriçi Kentsel Dönüşüm Projesi başlattı. Bu projenin yanı sıra Büyükşehir Belediyesi ile tarihi surların açığa çıkarılması için de bir proje imzalandı. Daha sonraki aşamada, Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi ve Sur Belediyesi de Kentsel Dönüşüm projesine imza attı. Bu kapsamda Alipaşa ve Lalabey 850 yapı, 1025 Hak sahibi, Fatih Paşa Mah, 352 yapı, 643 hak sahibi belirlendi. Bu ailelerden 725'ine Talaytepe civarında yapılan TOKİ konutları tahsis edildi. Bazı aileler konut yerine para almayı tercih ederken, bazı aileler ise istimlak bedellerine itiraz etti. Kamulaştırılan evlere verilen 20 ile 30 bin lira ile konut almak mümkün olmadığı için birçok aile de borçlandırıldı. Yine Talaytepe TOKİ'de ev verilen ailelerin önemli bir kısmı buraya taşınmayarak, kentin başka varoşlarına yerleşmeyi tercih etti.
Yine Suriçi'nde 49 yapı ve 564 hane riskli alan olarak ilan edildi. 12 yapı ve 128 hane yıkıldı. Bu çalışmaların sonucunun nereye evrileceği konusunda kimsenin net bir görüşü yok. Fakat ortada koca bir kent enkazı var. Bazı bölgelerde kamulaştırılamayan yapılar, yıkımı gerçekleştirilenler ve yıkım sonrasında ortaya çıkan arazilere dökülen çöpler ile kent yeni bir badirenin eşiğine geldi.
Suriçi'nde tarihi ve tescilli yapılar ise büyük bedeller karşılığında devredilmeye başlandı. Bazı han, hamam gibi yapılar onarılarak işyeri haline getirilirken, bazı yapı sahipleri ise TOKİ'nin Suriçi'nde uygulayacağı modeli beklemeye başladılar. Kısacası 5 bin yıllık bir tarihe sahip olan tarihi Suriçi insansızlaştırılıyor. Binlerce yıllık tarihe tanıklık eden bu kentte başlayan yıkımlarla, binlerce yıllık gelenekler de yok ediliyor.
Büyük ölçekli kentsel planlamalar, yoksulların yaşadığı bölgeleri rehabilite edeceğine yok ediyor, kentte sınıfsal ayrışmayı da körüklüyor. Artık Amed, sınıfsal ayrışmanın başladığı bir kente de dönüşmeye başladı. Zenginlerin, orta sınıfların ve yoksulların gittiği mekanlar bile farklılaştı. Bir yanda yoksulların yaşadığı gettolar, diğer yanda yüksek güvenlikli, askeri kışlalara benzeyen, duvarlar ve duvarların üzerine dikenli tellerle çevrilen zengin gettoları...
Kentte 400-500 bin liraya ulaşan konutlar yapılırken, diğer yandan Suriçi'nde 20-30 bin TL'ye kamulaştırmalar yapılmakta. Suriçi'nin yoksullardan arındırılarak, sadece kent zenginleri ve turizme kazandırılmasını esas alan projesi kabul edilemez. Suriçi kuçelerinin yaşatılması için Suriçi'nde rehabilitasyon projelerinin yapılması daha öncelikli olmalıdır. Dolayısıyla; Suriçi'nde insanlar için yaşanılamaz hale gelen konutların bakım onarım, rehabilitasyon çalışmalarının desteklenmesi, DBP Seçim beyannamesi ve Amed seçim beyannamesinde esas alınan Yerinde Dönüşüm çalışmalarının acilen başlatılması gerekmektedir.
Öncelikli olarak yurttaşların mülkiyet hakkına saygılı olunması, ''kentsel dönüşüm'' adı altında başlatılan yıkım projelerinin durdurulması, Büyükşehir Belediyesi tarafından kabul edilen ve yüksek kat sınırlamasının getirildiği imar planının riskli ve yaşanılamaz yapılarda uygulanması gerekmektedir. Bu çalışmalar, burada yaşayan yurttaşların yerinden edilmeden yürütülmesi gerekmektedir. Yoksa binlerce yıllık tarihi ve kültürel mirasa sahip olan Suriçi, taş yığınından öte bir anlam ifade etmeyecektir.
abolkan21@hotmail.com