Irak ve Suriye'de yaşanan gelişmeler, Ortadoğu'da taşların yerine oturtulmasının hiç de kolay olmayacağını gösteriyor. Her şey tam bir kaos halinde. Bu kaotik süreçte ancak toplumsal hakikatle uyumlu, her açıdan örgütlü, donanımlı ve her gelişmeye hazır bir duruş sergileme becerisi gösterebilen güçler ayakta kalmayı başaracak…

Yaşanan son gelişmeler, Kürtleri tarihi kazanımlara götürecek oldukça önemli koşulları oluşturmuş durumda. Arap Baharı olarak adlandırılan sürecin başlamasıyla Batı Kürdistan'da (Rojava) inisiyatifi ele alıp kendi özerk yönetimlerini oluşturan Kürtler, şimdi de Irak'ta Irak Şam İslam Devleti (IŞİD) adlı radikal İslamcı oluşumun başını çektiği Sünni odaklı askeri hamle üzerine, statüsü belirsiz Kürt topraklarında kontrolü ele geçirme fırsatını elde etti.
Gelişmeler karşısında Amerika Birleşik Devletleri, Türkiye ve Irak merkezi hükümetinden cılız ve muğlak sesler çıktı. Gelişmelerin devletlerarası plan boyutu bilinmese de bir siyasi şok durumunun yaşandığı söylenebilir.
En ilginci de Türk hükümetinin yaşadığı şaşkınlık olsa gerek. Amed'de Türk bayrağının indirilmesiyle günlerdir kamuoyunu meşgul ve manipüle eden AKP hükümeti, Musul Konsolosluğu'ndaki Türk bayrağının IŞİD tarafından indirilmesi karşısında iradi bir tepki gösterememektedir. Zira AKP hükümetinin derdi, konsolosluk işgali veya rehine meselesi değil, 'kırmızı çizgi'leri olduğunu açıkladıkları Kerkük ve stasü belirsiz diğer bölgelerde Kürtlerin oluşan fiili durumda kontrolü ele amasıdır. AKP, Kürtlerin kazanımlarını engelleyemediği için büyük telaş içindedir.
Kürdistan'ın dört parçasındaki politikaları etkileyecek bu gelişmeler karşısında KCK ve her parçadan Kürdistanî güçler de ortak savunma çağrısı yaptı.
Herkese Ortadoğu'da Kürt iradesini kabullenen yeni bir bakışı zorunlu kılan bu gelişmeler, Kürtlere de ulusal birlik ve her alanda etkin ve örgütlü olmayı dayatıyor…