Kerkük'e Yolculuk - 2 Bölüm  / Erdal Er

Kerkük’ün işlek caddeleri, sokakları ve mahallerini geziyoruz. Kentin bazı mahallerinden halen çatışama haberleri geliyor. Çatışmaların olduğu iki mahalleden özellikle uzak durmamız, dışarıda oyalanmamız için sağdan soldan  uyarı alıyoruz.

 Kente yaşayanlar; ‘’Burası Kerkük, her an her şey olabilir’’ diyorlar.

Haksız değiller, ‘burası Kerkük...’

Kent merkezinde ağır bir hava var. Her an eli silahlı birileri ortaya çıkıp sizi tarayabilir, ya da beline bomba bağlamış birileri kalabalık insan topluluğunun içinde kendisini patlatabilir.

Bir dakika sonrası için hayata kalıp kalmayacağınızın bir güvencesi yok. Komşu komşuna, insan bir başka insana kuşkuyla bakıyor ve güvenmiyor. Hele Kerküklü değilseniz ve dışardan  gelmişseniz işiniz zor.

Aracımız Bağdat caddesini izleyerek kentin simgesi tarihi Kale’ye yöneliyor.

Kale, DAİŞ Kerkük’e saldırdığında şiddetli çatışmaların yaşandığı noktalardan biri olan otelin karşısında yer  alıyor. Otel binasına o kadar kurşun sıkılmış ki elek görüntüsünü andırıyor.

Aracımız, Kale’nin ana girişine çıkan sokağın başına kurulan peşmerge kontrol noktasından durduruluyor. Yeni Özgür Politika gazetesinden geldiğimizi söyledikten sonra geçişimize izin veriliyor.

 Bize rehberlik yapması için görevlendirilen genç peşmerge ile birlikte Kale’nin gözetleme kulesine çıkıyoruz. Burada kapısı açık bir oda da onlarca peşmerge yan yana battaniyeler üzerine uzanmış uyuyor.  Tam savaşa özgü bir görüntü. Bir alt kattan peşmergeye övgüler dizen eski zamana ait kahramanlık marşları çalınıyor.

Az sonra peşmergelerle birlikte uyuyan ve sorumlu olduğunu izlenimi veren peşmerge kalkıp geliyor yanımıza. ‘’Hoş geldiniz’’ dedikten sonra kim olduğumuzu, neden geldiğimizi bize eşlik eden peşmergeden öğreniyor.

 Uykudan uyandığı için fotoğraf makinasına göz ucuyla bakıp üst-başına çeki düzen veriyor. Hazırım maiyetinde başını öne doğru eğiyor.

 Adını soruyorum:

İlk sorudan hoşlanmamış bir tavırla; ‘’Kamuran Necmeddin Qadır, YNK peşmergesiyim’’ diyor: ‘’Bulunduğumuz yerin fotoğrafın çekmeyin’’ diye sözlerini sürdürüyor ve noktayı koyuyor.

 Bize gıcık oldu sanki diye içimden geçiriyorum ancak çok zaman geçmeden yanıldığımı, kibar ve içten biri olduğunu anlıyorum.

 Çatışmaların yaşandığı binaları göstererek  anlatmaya başlıyor saldırı gününü.


YNK OYUNU BOZDU

 * Kerkük’te güvenlik durumu nasıl?

 - Her şey kontrol altında. Dışardan sorun varmış gibi yansıtılmak isteniyor ama gerçek öyle değil.

 * Bir daha saldırı olmaz mı?

 - Kerkük’te yaşayan halklar kanlarının son damarlarına kadar bu saldırılar karşısında kenti savunacaklardır. Kerkük toprağı kutsaldır. Kerkük topraklarını şerefimiz ve namusumuz üzerine yemin ederiz ki koruyacağız.

 * Saldırının arkasında kim var? 

 - Türkiye olduğu konuşuluyor.

 * Konuşuluyor çok genel bir şey. Kanıtınız var mı?

 - Aldığımız bilgilerine göre DAİŞ çeteleri Türkiye helikopterleri tarafından Kerkük’e yakın köylere bırakılıyor. Kerkük’ün içinde de Türkiye’ye destek veren ajanlar, çeteleri şehir merkezine getiriyor ve saldırıyorlar. İçerden destek olmasaydı merkeze rahat bir şekilde girip saldırı yapamazlardı.

  Yönlendirme olabilir mi?

- Kerkük’te konuştuğumuz peşmergelerin çoğu DAİŞ saldırısının arkasında Türkiye olduğuna emin. DAİŞ ve Türkiye ilişkilerini buna kanıt olarak gösteriyorlar.

Kamuran Necmeddin Qadır’ı destekleyen bir kanıt ise Kerkük’e saldıran ve peşmergeler tarafından yakalanan iki DAİŞ üyesi; ‘Kerkük’e Türkiye’nin yardımıyla girdik’  itirafında bulunmuş. Bir diğer önemli bilgi ise saldırı akşamı Türkiye’nin Hewler başkonsolosluğu YNK yetkililerini telefonla arayarak yardım teklifinde bulunuyor. Ancak YNK yetkilileri bu teklifi reddediyor. YNK’ye yakın kaynaklar reddetme gerekçesini şöyle analiz ediyor: 

‘’Türkiye kirli bir plan yaptı. Önce DAİŞ’i Kerkük’e saldırttı, sonra kurtarıcı olarak kente girip kalıcı olmak istedi. Ancak YNK teklifi reddederek bu oyunu bozdu.’’

 Türkiye’nin her defasında Kerkük’te mezhepçi siyaset izlemesini de var olan kanıtların altına yazdığımız da fotoğraf karesi tamamlanıyor. PKK ve gerilla nefretinin arkasın da da böyle bir arka plan var.

 * Kerkük sorunu nasıl çözülür?

- Kerkük tarihi Kürdistan şehridir. Bu tarihin yok olmaması için birlik olmamız gerekiyor. Şunu da söylemek istiyorum ki; Kerkük statüsü netleşmeli ve Güney Kürdistan’a bağlanmalıdır. Çözümün yolu buradan geçer. Ayrıca dışardan müdahale olmazsa Kerkük’te sorun çıkmaz.

 Peşmerge Kamuran Necmeddin Qadır’ın Kürt halkına bir de mesajı var:  ‘’Dört parçadaki Kürdistan halkına sesleniyorum; birlik ve beraberlik içinde olmamız gerekiyor. Böyle olursa Kürt halkını hiçbir güç yok edemez. Şimdiye kadar birlik içinde olmuş olsaydık bugün bu konumda olmazdık.’’

 Kale’nin duvarı üzerinde nöbet tutan yaşlılığın sınırına dayanmış peşmergeyi gözüme kestiriyorum. Yaşamış, geçirmiş birine benziyor. Yanaşıyorum...


Gerilla elbiseli peşmerge


Kale’de onlarca peşmerge içinde gerilla elbisesi giymiş biri dikkati çekiyor.

Elinde tuttuğu M 16 silahıyla bize sokuluyor. İki eski dost gibi uzaktan başımızla selamlaşıyoruz.

 ‘’Cemaate PKK mi’’ diye soruyor.

 Yok diyorum gazeteciyiz.

 Gülüyor...

 Yüksek sesle; ‘’Adım Selim Sadık.’’

 Kerküklü ve iki çocuk babası.

* Peşmerge misin?

- Evet.

 * Ama üstünde gerilla elbisesi  var?

 - Gülüyor ve üstündeki elbiseye bakıyor ve gururla: ‘’Evet’’ diyor  ve ekliyor; ‘’halk  bu elbiseyle beni görünce gelip fotoğraf çekiyorlar. Gerilla nerede varsa orada ki halk çok mutlu oluyor. Gerilla güven veriyor. Bende seviyorum. Gerilla Kürdistan’ın dört parçasının gücüdür ve asla halka ihanet etmez. Burada olmalarından mutluyuz. Kerkük ve halkı için çok çalıştılar. Halk gerilladan çok memnun.

Teşekkür edip vedalaşmak için elimi uzatıyorum. Sarılarak bizden ayrılıyor.

 Beş on adım attıktan sonra ellerinde silahlarıyla iki yaşlı peşmerge ile karşılaşıyoruz.


‘’Kerkük’e saldırı olduğu gün gerillalar geldi ve pencereden DAİŞ’e nişan alarak ateş ettiler. 

Bir saatte beş altı mermi attılar. Bizimkilerde bir dakikada bir şarjör boşaltıyor.’’


Peşmerge ve gerilla bir



Kime dokunsanız birbirine benzeyen içinde ölüm olan hikayeler anlatıyor.

Adı, Celil Davut Resul. 63 yaşında. 1983 yılında beri peşmerge. Kürdistan’ın pek çok alanlarında savaşmış. Köylerin yakılması, Enfal sürecini yaşamış. Ailesinden iki amcasının oğlu 1996 yılında Hewler’de şehit düştüğünü söylüyor. Aynı zaman da çok sayıda yakın akrabasını ve tanıdıklarını savaşta kaybetmiş.

 * Kerkük nasıl bir yer?

- Kerkük bir dünyadır, bir alemdir. Umut ediyorum ki her şey düzelir.

 * Peşmerge ve gerilla hakkında ne düşünüyorsun?

 - Peşmerge ve gerilla zaten birdir. Umudum odur ki  bütün alanlarda her zaman yardımlaşacağız.

 * Türkiye Kerkük’te gerillaları istemiyor.

- Zaten Türkiye Kerkük’te Kürtlerin yaşamasını istemiyor. Türkiye ayrımsız bütün Kürtlerin düşmanıdır. Sadece Kerkük değil.

* Türkiye Kerkük’e saldırırsa ne yapacaksınız?

- Türkiye, Kürdistan’ın dört parçasına da saldırmak ister ama böyle bir şeye peşmerge ve gerilla izin vermeyecektir.


Tamam sen bizdensin

İki yaşlı ismin silahlarını kuşanıp burada olmalarının sebebi temsili zafer kutlaması değil, kentlerini korumak için buradalar. 

 Tetik kısmından namlusun ucuna kadar silahını bantlamış kısa ve tombul adamın yanına sokuluyorum. 

 Adını soruyorum:

‘Sende nereden çıktın’ dercesine bana kuşkuyla bakıyor. Ben Kırmanci ki o Soranice anlaşmaya çalışıyoruz. İkimiz de karıştırıyoruz. Sonra gülüyoruz.

 Kaygılarını gidermek için Kuzey Kürdistan ve Dersimli olduğumu söylüyorum. Dersim’i biliyor. Elimi sıkışında: ‘’Tamam sen bizdensin’’ işaretini veriyor.

 Adı Ebubekir Sait Ali.

 * Yaş kaç?

 - 54 diyor, ama çevresinde biriken peşmergeler ‘’yok daha fazla’’ diyor. 

En az 70 diyoruz kabul etmiyor.

 Boyu elinde tuttuğu silahı biraz geçiyor. Silahı 1945’den kalma.

 * Bu nedir?

- Gülerek silahını övünerek eline alıyor: ‘’Bu İngiliz silahıdır ha!’’

 * Çalışıyor mu?

- ‘’Evet’’ diyor ama sağdan soldan ise karabalık içinden laf atıyorlar; ‘’çalışmıyor...’’

 Olay çıkarmaya hazır. Silahına uzanıyor. Tamam şaka diyorum, duruyor.

 * Herkeste keleş var sende neden bu eski silah var?

 - İş görüyor. Bu daha sağlam.

 Silah, dededen, babadan kalma. Vakti zamanda kıymetli olduğu, sahibinin silahla güçlü anıları olduğu da kesin.

 * Peşmerge misin?

- Yok değilim, hiç yapmadım.

 * Kafa mı buluyorsun ne? Bu tüfek, fişekler nedir?

* Ellerini bir birine çırparak başını arkaya atarak kahkaha atıyor. Yanında ki peşmergeye dönüp kafa mı buluyor diye soruyorum ancak durumu netleştiremiyoruz.

  * Türkiye için ne diyeceksin? Erdoğan Kerkük bizim toprağımız diyor.

 - Ben bunu bilmem, YNK yönetimi bilir. Ben sadece savaşmaya ve ölmeye hazırım.


Hep dağdayım


Yaşlı, uzun boylu ve ön dişi kırık eski peşmerge elinde tuttuğu keleşle sabırsızlıkla konuşmak için sıra bekliyor. Ebubekir Sait Ali’nin konuşmalarını beğenmiyor.

Adı, Hemeşir Ahmet Abdullah, 70 yaşında.

 * Kaç yıldır peşmergesin?

 - Göz altından Ebubekir Sait Ali’ye bakarak anlatmaya başlıyor: ‘’Valla bilmiyorum, askere gitmedim ama o çağdan beri peşmergeyim. Bir tek gün Irak hükümetine askerlik yapmadım.’’

 * Kürdistan dağlarında mı kaldın?

- Gülüyor; ‘’Ya kaçaktım, ya peşmergeydim. Ama hep dağdaydım.’’

* Savaşmak için yaşın çok ileri değil mi?

- Savaşmanın yaşı olmaz. Ben ülkem için savaşmaya hazırım.

  * Eski peşmerge mi iyiydi, şimdiki mi?


- Eskisi peşmerge daha içten ve kalptendi, şimdi öyle değil.’’

 * Dağ mı, şehir mi?

- Tabii ki dağ.

 * Kaç çocuğun var?

- İki karım, 12 kızım ve iki oğlum var.

 * Kaç torun var?

- Valla bilmiyorum, yedi, sekiz torun var.

  * Rojava için ne diyorsun?

 - Rojava Kürtleri başımızı dik tuttu. Bütün Kürdistan için bu böyle oldu. Onlarla gurur duyuyoruz.’’


Dağdaki peşmerge daha samimi


“Ben Rüstem Kerim, hoş geldiniz’’ diyor. 1981 yılından biri peşmerge olduğunu öğreniyoruz. Çok savaşlar, çok acılara tanık olmuş

Gururla, ‘’Tüm Kürdistan dağlarında kaldım’’ diyor

 * Dağ mı güzeldi, şehir mi?

 
- Gözleri doluyor ve araya zaman katmadan şöyle diyor; ‘’Peşmerge dağda daha iyiydi. O zaman daha samimiydik ve Kürtlük duyguları daha fazlaydı.’’

 * Şimdi nasıl?

 - Şimdi bir çok kişi sadece kendisini göstermek için savaşa geliyor. Savaşta da düşmana ateş açacağına havaya ateş açıyor.

 Rüstem Kerim’in genç peşmergelere bir de uyarıcı eleştirisi var: ‘’Şimdi ki peşmerge gerilla gibi değil. Kerkük’e saldırı olduğu gün gerillalar geldi ve pencereden DAİŞ’e nişan alarak ateş ettiler. Bir saatte beş altı mermi attılar. Bizimkilerde bir dakikada bir şarjör boşaltıyor. Savaşın kurallarına göre hareket edilmiş olsaydı o gün o kadar şehit olmaz, düşmanda o kadar karşımızda durmazdı.’’

 * Kerkük saldırısını kim yaptı?

- Kerkük saldırısını Türkiye planladı. Biz öyle düşünüyoruz. Nasıl yaptıklarını da biliyoruz.

 * Kerkük’te çözüm nedir?

- İyi bir askeri plan ve iyi bir siyasi aklın olması lazım. Musul’da savaş var diye burada gevşememiz hata olur. Şimdi tedbirler alındı ve durum iyi.

 * Kürt birliğine ne diyorsunuz?

- Her dört parçadaki Kürtler biziz, bizde onlarız. Bir birimizi tutmamız gerekiyor dürüst olmamız gerekiyor. Kaderimiz ortaktır.  Çözüm için ortaklaşmamız lazım. Ulusal birlik olmazsa bir şey elde edemeyiz ve kazanımlarımız tehdit altıda olur.

* PKK’nin gücüne ne diyorsunuz’

- Türkiye karşı olabilir ama biz PKK’nin burada olmasından memnunuz. Kalmasını istiyoruz. PKK’yi görünce 1980’li yılarımızı hatırladık.  O samimiyeti görünce böyle bir algı oluştu bizde.