Hadi "İktidar zalim" diyelim. Ya zalim iktidarı destekleyen milyonlarca seçmen için ne diyeceğiz? Düşünsenize komşunuz, iş arkadaşınız, sokakta, caddede her an karşılaştığınız insanlar aslında sizi istemiyorlar. İnancınıza, dilinize, kültürünüze yani sizi siz yapan temel değerlere karşılar! Ve daha vahim olanı da bu karşıtlığı fiili bir saldırıya dönüştürüp katliam yapmak istiyorlar! İnanılır gibi değil…!
Irkçılık konusunda toplum mu iktidarı besliyor iktidar mı toplumu besliyor? Bu kepaze hastalık nasıl oldu da salgın haline dönüştü?..
Ezilen toplumlar için güce tapmak bir hastalık halidir. Zira kendi gücünün farkında değildir. Yığınsal, şekilsiz bir yapısı vardır. Devlet ve iktidar güce tapanlar için vazgeçilmez bir zevktir. Ama biz her şeye rağmen "Umudumuzu koruruz" güzel günler yaşayacağız diye. Umutsuzluğa kapıldığımdan değil bir realite ile yüzleşmek için yazıyorum bu cümleleri.
Dikkat ederseniz "Yeni anayasa" süreci yaklaştıkça kaos da artıyor. Bu kaos üretilen bir kaostur. Liberalizmin "Kriz yönetme" mantığıdır bu. Günümüzde devlet ve iktidarı kontrol eden egemen zihniyet kriz üzerine kuruludur.
Tam da "Yeni anayasa yapacağız" denilen ortamda kriz, saldırılar, bastırma ve susturma çabaları ayyuka çıktı. Çünkü amaç "Yeni anayasa" yapmak değil. Amaç nihai bir asimilasyon projesi yapmaktır. AKP "Yeni anayasa" yapmaz, yapamaz. Baştan beri bir tiyatro oynanıyor. Ve liberal "Aydılar" hatta "Devrimciler" bu tiyatroda figüranlık yapıyorlar.
Geçen gün Avrupa’dan tatile gelen bir devrimci(!) "Siz farkında değilsiniz AKP çok şeyi değiştirdi!" dedi. "Hadi farkında olalım, söyle bakalım neyi değiştirdi de biz göremiyoruz?" dedim. "Eskiden hava alanlarında kötü muameleye uğrardık. Şimdi durum düzeldi." Başka?... "Baksanıza Alevi açılımı, Kürt açılımı, Çingeneler için bile açılım yapıldı..!!!" Aslında bu cümle içindeki "Bile" sözcüğü bir aşağılama içeriyordu. Sustum ve dinlemeye devam ettim. Ben de "Sahiden göremediğimiz bir şey mi var? Ne de olsa aklı başında biri!" diye dinlerken durumun buraya varacağını tahmin etmedim değil. Ama o devam ediyor; "Kürtçe televizyon açıldı, okul kitaplarına Alevilik eklendi." Şunu söylerken pek keyifliydi "12 Eylül darbesini yapan generaller yargılanıyor. İnanamıyorum!" Demez mi?
Ben de inanamıyorum! Dedim. O kendi dediklerini inanılmaz bulduğumu sandı. Ama ben bu bakar körlüğe ve akıl tutulmasına inanamıyordum. İçimden "En akıllımız böyleyse…! Vay halimize!" dedim ama tartışmanın ilerleyen dakikalarında bunu sesli söylediğimde bir alınganlık gördüm. Dedim ki "Fark etmeyen biri var ama sen mi ben mi bilemedim? Ben yediğimiz kazıkları fark edip yenilerinin yaratacağı acıya adapte oluyorum! Sen yediğin kazığın farkında bile değilsin!!!" Şaşırtıcı olan şu ki; "Nasıl yani?" Sorusuna muhatap kaldım!
Bu kadar akıl tutulması olabilir mi? Demeyin. Oluyor işte! AKP bu akıl tutulmasını "Hak tanıyorum" derken yaptı. Devleti ve iktidarı kendi küçük aklında bu kadar büyüten "Bazı Devrimcilerimiz" AKP’nin sadece Türkiye toplumu içi değil, Ortadoğu için "Yeni dizayn projesi" olduğunu göremeyecek kadar siyasal uyuşma hali yaşıyor!!!
"Kervan yolda düzelir." Atasözüyle kervan yola çıktı. Lakin "Kervancı" düzgün değil ki "Kervan düzelsin." Kaldı ki toplum da kervan değil. Bizi deve katarı yerine koyan sistemin akıldaneleri kervancılığı çoktan bırakıp uçak, gemi, TIR filoları ile katarı yürütürken kimileri deve kervanına öncülük etmeye devam ediyor!
Boğazımızı sıkıp gevşeten iktidar tam da "Yeni anayasa" sürecinde nefes aldırmamacasına sıkıyor. Dünyada ve Ortadoğu’da yeni yüzyılı planlayan efendiler Türkiye’yi düzenleme görevini ucubelerin efendisine verdiler. AKP tarafından yaratılan gerginlik, saldırı, hakaret, inkar, nefret ve şiddet ortamı birçok amaç taşıyor. Bunlardan biri de "Yeni anayasa" sürecinde oluşabilecek demokratik muhalefetin önünü kesmektir. AKP’nin filolardan oluşan kervanı saltanata gidiyor. Ama toplumsal yaşamın kervanı nihai asimilasyon ve katliam uçurumuna doğru gidiyor…!
Kervan nereye gidiyor?