Açlık grevleri ve ardından başlayan ölüm orucu eylemleri amacına ulaşmıştır. Tecridin kırılması, demokratik müzakere ve toplumsal uzlaşı için bir çığır açmıştır. Faşizmin, halklar üzerine serptiği ölü toprağı aşındırmıştır. Çok kararlı bir duruş sergilenmiştir. Yaşamını ortaya koyarak direnenler ve bu uğurda fedaice şehit düşen  yoldaşlar yeni bir sürecin başlamasını, umudun filizlenmesini sağladılar. Faşizmin karanlığında ışık, sessizliği yırtan çığlık oldular, Korkuyu yenerek cesaret ektiler.  Önderliğin gerçek anlamda yol arkadaşı olmayı ispatladılar.

Başkan Apo’nun sürece dair görüşleri, beklentileri, çözüm önerileri kısacası 7 maddede özetlenen düşüncesi bu yeni sürecin bir nevi yol haritasıdır. Bu yol haritasının yaşamsallaşması için bütün duyarlı çevrelerin sürece katılması ve sahiplenmesi büyük önem arz etmektedir. Ağır bedeller ödenerek, büyük fedakarlıklar sergilenerek başlayan bu süreçte demokrasi mücadelesini geliştirmek ve başarıya ulaştırmak gerekir. “Eylemler sonuçlandı” rehavetine kapılmadan barış, demokrasi ve toplumsal uzlaşma için daha aktif bir çalışma seferberliğine girişmek durumundayız. Eylemlerin amacı hasıl olmuştur, bu minvalde direnişi kitleselleştirerek daha da büyütüp yaygınlaştırmak gerekir.

Beyaz tülbent artık bir direniş sembolüdür. Her türlü hakarete, saldırıya, tutuklamaya rağmen anaların cesareti ve eylemsel duruşları her türlü takdirin üstündedir. Toplumda en duyarlı olan kesim analar ve dolaysıyla kadınlar oldu. Bu süreçte toplumun vicdanı, sokakların sesi, eylemlerin öncüleri oldular. Direnince nelerin elde edileceğini herkese göstermiş oldular. Şimdi sıra toplumsal kesimlerdedir. Gençler, kadınlar, STK’lar, Aleviler ve diyar azınlık inançlar, bütün farklılıklar barış ve demokrasinin gerçek sahibidirler. İslam maskesi takmış, ulusalcı, milliyetçi, Faşizan ideolojiden ve onun iktidarından kurtulmak dönemine girilmiştir. Demokrasiye sahip çıkmak ve geliştirmek toplumsal mücadele ile mümkündür. Tempoyu düşürmeden demokratik talepleri her alanda dile getirerek bu süreci mutlaka sahiplenmeli ve geliştirmelidirler.

Haziran ayı boyunca toplumun gündeminde ağırlıklı olarak İstanbul belediye seçimleri vardır. Kuşkusuz sandıkta AKP-MHP faşist ittifakın geriletilmesi elzemdir. Halkın demokratik tercihinin ve iradesinin sandık aracıyla tecelli etmesi çok önemli olmakla birlikte onun bir adım ötesinde ve daha kapsamlı bir demokrasi mücadelesi vardır. Yaşamın her alanında daha örgütlü ve aktif mücadele içinde olmak önemlidir. Açlık grevleri ve ölüm orucu ile açılan  bu yoldan yürümek ve direnişi kalıcı kılmak gerekir.

Başkan Apo, başlayan Avukat görüşmeleri için “bir müzakere anlamına gelmediğini” belirtmektedir. Demokratik çözüm, toplumsal uzlaşı müzakere edilmesi gereken konulardır. “30 gün içinde beli olur” dediği süre her açıdan kritik bir süreçtir. Yumak haline gelmiş karmaşık sorunların ağırlığı ve çeşitliliğini çözme konusunda bilgi gücü ve iradeyi ortaya koymuştur. Yapılması gereken toplumsal muhalefeti yükseltmek, mücadeleyi çeşitlendirmek, sekteye uğratmadan sürekli kılmaktır. Başarmak için halkın gücünü açığa çıkarmaktan, demokratik mücadelenin yeni yol ve yöntemlerini geliştirmekten geçtiğini akıldan çıkarmamalıyız. Türkiye’nin en temel gündemi demokrasidir. Gündelik siyasi çıkarlara heba edilemeyecek kadar önceliklidir. Toplumsal uzlaşı sağlanmadan hiçbir sorunun altından kalkmak mümkün olmayacaktır.

İktidardaki İslamcı, milliyetçi faşist ittifakın ötelediği ve çökertme planı ile imha etmeye çalıştığı Kürtler, Türkiye demokrasi mücadelesinin öznesidirler. En örgütlü toplumsal kesimdirler. Mücadele içinde direnerek bilenmişlerdir. Askere havale edilerek hizaya getirilemeyecek kadar birikim ve tecrübeye sahiptirler. Şiddette ısrar Türkiye’yi bölgesel sorunlarda ve uluslararası ilişkilerde tarihinin en kötü dönemini yaşamaya mahkum etmiştir. Çökertme planı bumerang gibi dönüp sahiplerini biçmiştir. Bu kısır döngüden kurtulmak için önemli bir fırsat yakalanmıştır. Sağduyulu, vicdan sahibi, aklı baçında her birey demokrasi seçeneğine şans vermeli ve sürece aktif katılmalıdır. Eninde sonunda gelinecek nokta yine demokratik çözüm olacaktır.

Tecridin kırılması sadece avukat görüşmelerinin başlaması anlamına gelmediğini ısrarla belirtmek durumundayız. Siyasilerle, kanaat önderleriyle, her görüşten toplumsal kesimlerle, siyasi partilerle, STK’lar ve demokratik zeminde toplumsal uzlaşı sürecine katkısı olacak tüm taraflarla iletişimin kurulması ile tecrit kırılacaktır. Demokratik sürecin ilerletilmesi için bu iletişime ihtiyaç vardır. Mücadelenin yeni enstrümanlarıyla kesintisiz demokrasi mücadelesini yükseltmenin tam zamanıdır. Buna mecburuz, mahkumuz.