Partisinin Grup toplantısında konuşan HDP Eşbaşkanı Figen Yüksekdağ, konuşmasının önemli bir kısmını Meclis’te görüşmeleri süren ‘İç Güvenlik Paketi’ne ayırdı. Tüm itirazlara rağmen AKP hükümetinin ısrarla baskı ve OHAL paketini gündeme getirdiğini söyleyen Yüksekdağ, Meclis ve sokaktaki direnişe rağmen iktidarın paketi çıkarmakta ısrar ettiğini kaydetti. Meclis’teki tartışmalara işaret eden Yüksekdağ, “AKP hükümeti toplumun tüm taleplerini görmezden gelerek vekillerimize karşı linç girişimi başlattı. Sivil bir darbe teşebbüsü gerçekleştirildi. Bu paket onaylanırsa bundan sonraki aşamada AKP’nin başını çektiği zihniyet hüküm sürecek. Bu kadar kritik bir eşikteyiz” diyerek, bu sorumlulukla pakete karşı demokratik direniş sergilediklerini söyledi. 


Saray’dakinin siparişi

İktidarın karanlık yasalarla ülkeyi kaosa sürüklediğini vurgulayan Yüksekdağ, “Hep birlikte dur demeyi başaramazsak Türkiye karanlıklar ülkesine dönüşecek ve AKP mutlak hegemonyasını bu yolla ilan etmeye devam edecek” uyarısında bulundu. “Peki niçin? Saray’dakinin güvenliği için” diyen Yüksekdağ şöyle devam etti: “Saray’daki arka arkaya sipariş veriyor. 400 vekil sipariş etti önce, en sonunda saldırı paketinin siparişini verdi. Bu siparişler Saray’dakinin krallık ve saltanat ilan etme dayanaklarıdır. Bunu oluşturmaya çalışıyorlar.” 

Yasa ile başkanlık sisteminin zorla, hileyle, türlü dolapla geçirilmek istendiğini ifade eden Yüksekdağ, itiraz eden herkesin ise terörle sindirilmesi için paketin çıkarılmak istendiğini söyledi. Yüksekdağ, “Onlar başkanlık sisteminden kendi dar çıkarlarının savunmasını, korumasını anlıyorlar. Bu yasanın içeriğini, muhtevasını çok iyi bildiğimiz için buna itiraz ettik. Meclis hem en karanlık hem de en aydınlık günlerini yaşadı, direnişe sahne oldu. Bu direnişe destek veren tüm halkımıza selam olsun” dedi.


Birlikte direnelim

Paket karşısındaki direnişlerini sürdüreceklerini vurgulayan Yüksekdağ, şöyle devam etti: “Biz direniyoruz, ama artık herkesin sesini yükseltmesi gerekiyor. Yaşamın bütün alanlarında halkımızın bu yasaya karşı aktif bir duruş sergilemesi gerekiyor. Yarın keşke dememek için bugün direnmeyi başarmamız lazım. Yarın hesap vermekte zorlanmamak için bugün direnmeyi ve karşı çıkmayı bilmemiz gerekiyor. Tarihi direnenler yazar. Bu yasaya karşı direnerek tarihi yazacağız. Yurttaşlarımız da direnerek kendi tarihlerini yapmaya çağıyorum.” 


En iyisi vazgeçin

Süleyman Şah Türbesi’ne yönelik operasyona işaret eden Yüksekdağ, “Türbeyi taşıdınız, yerini değiştirdiniz ama bu yasa çıktıktan sonra sarayı taşıyamayacaksınız. Hem kendi halkınıza savaş ilan edeceksiniz, hem de o sarayda huzur içerisinde yaşayacağınızı sanıyorsunuz. Siz en iyisi vazgeçin, halen vakit var, son şansınızı kaybetmeyin, 13 yıllık tarihinizde bir kez olsun iyi bir şeye imza atın. Bunu yapın kaybetmiş sayılmazsınız, hayırlı bir şey yapmış olursunuz” dedi.


Paket süreç karşıtıdır

“Bu paketi harıl harıl çıkarmak için tartışırken, saldırırken aynı zaman da barış, çözüm diyorlar” diyerek iktidarı eleştiren Yüksekdağ, şöyle konuştu: “Savaş ve gerilim dili üzerinden oluşturulmuş bir yasama süreci ile barışı güvence altına alamazsınız, bu paket çözüm süreci karşıtıdır. Hükümet hadi Kürtlerle barışalım dedi, biz bunu beklerken tüm Türkiye halkına karşı bir savaş başlattı. Kendiniz gibi düşünmeyen herkese savaş ilan ediyorsunuz, o halde barış gibi mukaddes bir kelimeyi ağzınıza almaktan vazgeçin.” 


‘Silah bırak’ derken silahlanıyor

AKP hükümetinin çözüm dinamiğini tahrip etmek için elinden geleni yaptığını kaydeden Yüksekdağ, “PKK’ye silah bırakma çağrısı yapıyorsunuz ama siz daha fazla silahlanıyorsunuz. Paket toplumun silahlarla yönetilmesi yasasıdır. Bunu yapacaksınız bir yandan da PKK niye silah bırakmıyor diye feryat figan edeceksiniz, bakın PKK bütün tahriklere rağmen silah kullanmıyor ama verdiği sözü tutmayan sizsiniz” diye konuştu. 


Saldırıları hükümet tetikliyor

Hükümet baskıcı yollara kendine yol açmaya çalışırken “tesadüf olarak tanımlamadığımız ırkçı faşist saldırılar gerçekleştiriliyor” diyen Yüksekdağ, şöyle devam etti: “Yine bir yerden düşmeye basıldı ve partimize dönük faşist saldırılar başlatıldı. Dikkatinizi çekerim çok kritik süreçlerde ilk yaptıkları şey HDP’ye saldırmak. İç Güvenlik Paketi’ni Meclis’ten geçirmekten zorlandıkları süreçte partimize dönük saldırılar gerçekleştiriliyor. Seçimlere 3 ay kala toplumun özgür bir seçim yaşamak için dinginliğe en fazla ihtiyaç olduğu dönemde saldırılar devreye giriyor. Bu saldıralar Türkiye toplumunun demokratik iradesini yaşama geçirmesine set oluşturmak için devreye sokuluyor.”

Ege Üniversitesi’ndeki saldırıya dikkat çeken Yüksekdağ, “Fail ayan beyan ortada, AKP hükümetinin tetiklediği saldırılardır bunlar. Partimizin istikrarlı yükselişini kaos ile kontrol etmek için devreye konulmuştur” şeklinde konuştu. HDP’nin duruşunun, gücünün zavallı tezgahlar ile alt edilemeyeceğini kaydeden Yüksekdağ, tüm tezgahları boşa çıkaracaklarını söyledi. 


Kantonları tanıyın


Süleyman Şah Türbesi’ne yönelik operasyonu hatırlatarak, gerçek zaferler kazanamayan iktidarın sahte zaferler icat ettiğini ifade eden Figen Yüksekdağ, “Süleyman Şah da sahte zaferlerinden birisiydi… Muzaffer bir operasyon değil, yenilginin üstünü örten bir operasyonla türbenin yerini değiştirdiler, arkalarında bıraktıklarını berhava ettiler. Suriye politikaları yıktıkları karakollarının altında kaldı. Suriye politikaları daha önce Kobanê politikalarının altında kalmıştı” dedi. Yüksekdağ, işin önemli başka bir boyutunun ise şu olduğunu söyledi: “Düne kadar düştü düşecek dedikleri, düşürmek için kendilerini paraladıkları Kobanê’ye bu operasyonu yaparken muhtaç kaldılar. Kobanê ve Rojava halkını istemediklerini, benimsemediklerini defalarca ifade eden ve bunun için IŞİD’e destek vermek de dahil sayısız politikayı devreye sokan AKP, YPG ve YPJ ile birlikte gerçekleştirmek zorunda kaldı bu operasyonu, oradaki manevi değerlere saygıysa eğer Kürt halkı Türk halkının manevi değerlerine saygıda çok önemli bir örnek açığa çıkardı. Bugün türbe Kobanê topraklarının sınırları içerisindeki bir alandadır.” 


Ambargoyu kaldırın


Kürt düşmanlığı yapanların, bugün Kobanê sınırları içerisinde dalgalanan Türk bayrağına iyi bakması gerektiğini vurgulayan Yüksekdağ, “Türk bayrağı Kobanê halkının güvencesi ile dalgalanıyor, IŞİD’in gölgesinde o mukaddes mekanın güvencesini alamadınız, kendinizi güvende hissettiğiniz tek yer Kobanê Kantonu olmuştur. Kobanê halkının kardeşlik tavrının ifadesi olarak bu tablo ortaya çıkmıştır. Kobanê halkı tarafından verilen mesajın sahiplenmesi ve anlaşılması gerekiyor” dedi. 

İktidarın Kobanê’deki güçlere teşekkürü borç bilmesi gerektiğini söyleyen Yüksekdağ, Kobanê’ye konulan ambargonun da kaldırılması gerektiğini söyledi. İktidarın YPG ve YPJ’ye desteklerinden dolayı borçlu olduğunu vurgulayan Yüksekdağ, hükümet sözcüsünün YPG’ye halen “terörist” dediğini hatırlatarak, “Bu nasıl bire ifadedir? YPG ile iş birliği yapacaksınız, desteğini alacaksınız ama aynı güce terörist diyeceksiniz artık bölge halklarının böyle ikiyüzlü politikalara tahammülü yok. Hükümetin yapması gereken kantonları tanımaktır ve bölgede yeni bir dönemin kapısını açmaktır. Bunun için YPG yerine getirmiştir şimdi görev üstlenme sırası iktidardadır” dedi.




DİHA/ANKARA