MÜJDAT CAN/ÖMER AKIN / MA/ŞIRNAK

Ayşe Ertene, 1992’de 40 günlük bebeğiyle katıldığı Cizre’deki Newroz kutlamasında eşinin katledilişine tanıklık etti. Ertene, o günleri anlatırken “Bir kibrit de olsa yakıp Newroz’u kutluyorum” dedi.

Şırnak, Cizre ve Nusaybin’de 1992’de kutlanan Newroz, alanlara çıkan binlerce kişinin üzerine ateş açılarak 100’ü aşkın kişinin katledilmesi sonucu tarihe “Kanlı Newroz” olarak geçti.

Saldırıların ve en büyük direnişinin sergilendiği merkezlerden biri Cizre oldu. Yıllar sonra açılan arşivlerden ortaya çıkan görüntülerle hafızalara kazınan Newroz’dan günler önce hazırlıklarına başlayan Cizreliler, mahallelerde ateşler yakıp davul zurna eşliğinde halaylar çekiyor, büyük bir heyecanla 21 Mart’ı bekliyordu.

Baskın ve kuşatma

Cizre'deki büyük Newroz kutlamalarına katılım kararı alan halka tahammül edemeyen Türk devlet güçleri, hemen her gece ev baskınları yapıyor, yüzlerce insanı gözaltına alarak, kutlamaları engellemeye çalışıyordu. Haftalar öncesinden dönemin İl Jandarma Alay Komutanı Albay Levent Ersöz'ün talimatıyla Cizre’de yoğun bir asker ve polis yığınağı başlamış, kent tam anlamıyla bir kuşatmaya alınmıştı.

Demirel’den açıklama

Newroz kutlamalarında herhangi bir olayın yaşanmaması için Meclis Başkanvekili ve Amed Milletvekili Fehmi Işıklar başkanlığındaki Halkın Emek Partisi (HEP) milletvekillerinin de aralarında bulunduğu bir heyet, Başbakan Süleyman Demirel'i ziyaret ederek, gerekli tedbirlerin alınmasını istedi. Ziyaretin ardından Demirel, “Newroz'u herkes serbestçe, hukuk kuralları içinde kalarak, provokasyona ve tahriklere kapılmadan kutlayacak” açıklamasında bulundu.

Panzerden taradılar

Demirel’in açıklamasının ardından halk “Ulusal Bayram” olarak gördükleri Newroz'un serbestçe kutlayabileceğini düşünerek büyük bir coşku yaşarken, 21 Mart günü sabahın erken saatlerinden itibaren Nur, Cudi ve Yafes mahallelerinde toplanan gruplar, müzikler eşliğinde halaylar çekerek kutlamalara başladı.

PKK bayrakları, Öcalan'ın posterleri ve pankartlar taşıyan kitle, daha sonra üç kortej oluşturarak, büyük kutlamaların olacağı Cizre Mezarlığı'na gitmek üzere yürüyüşe geçti. Binlerce kişi, Nusaybin Caddesi’ne geldiğinde asker ve polisler, panzerlerle halkın önünü keserek, yürüyüşü engellemek istedi. Engelleme girişimlerine rağmen alana ulaşmakta kararlı olan kitlenin üzerine bu sırada bir panzerden ateş açıldı; onlarca kişi yaşamını yitirdi, yüzlerce kişi yaralandı.

Fiili sokağa çıkma yasağı

Hastaneye giden yaralıların bile gözaltına alınması ve ağır işkencelerden geçirilmesi nedeniyle yaralılar hastanelere dahi götürülemezken, 22 Mart'ta Cizre'de fiilen sokağa çıkma yasağı uygulanıp cinayetlere devam edildi. Kadıoğlu Oteli'nde kalan bir grup gazeteci, durumun nasıl olduğunu anlamak için ellerinde fotoğraf makineleri ve beyaz bayraklarıyla sokağa çıkmaya çalıştı. Fakat sokağa daha adım atar atmaz ağır silahlarla üzerlerine ateş açıldı. Gazeteci İzzet Kezer, açılan ateşle öldürüldü. Açılan dava ise mermi çekirdeği bulunamadığı için faili meçhul olarak rafa kaldırıldı.

BM: Siviller 20 saat tarandı

Resmi kaynaklara göre 57, tanıklara göre ise 100'den fazla kişinin yaşamını yitirdiği Newroz’da gözaltına alınanlar da işkencelere maruz kaldı. Cizre ve Şırnak'ta yaşananların yankı bulması üzerine saldırılarda panzerleri kullanılan Almanya, “Sivil Kürt halkına ateş açıldığı” gerekçesiyle Türkiye'ye silah sevkiyatını durdurdu.

HEP’in 14 Kürt milletvekili, Birleşmiş Milletler’e konuyla ilgili Türkiye'yi şikâyet edince, BM olayların incelenmesi için bir komisyon oluşturdu. Bu komisyonun 15 Nisan 1992'de yayımladığı rapora göre, devlet güçleri sivil halkın bulunduğu alanları 20 saat boyunca taradı.

40 günlük bebeğiyle 

Katledilenlerden Hüseyin Ertene’nin eşi Ayşe Ertene, o gün yaşananları anlattı. “Çocuğum 40 günlüktü ama Newroz’da evde duramazdım” diyen Ertene, “Newroz alanında halaylarımızı çektik. Bir süre sonra haber geldi. Devletin Cudi Mahallesi’nde yolları kapattığını duyduk. Aradan kısa zaman geçtikten sonra polisler biber gazı atmaya başladı. Sonra öğrendik ki Cudi Mahallesi’nde 4 kişi devlet tarafından öldürülmüş. İnsanlar esir alınmış. Halk orada tutulmuş bir yere kıpırdayamıyor” diye devam etti.

Cenazeyi halk sakladı

Ortalığın karıştığını ve yaralananların olduğunu belirten Ertene, şunları söyledi: “Halk onların tedavisini yapmaya çalıştı. Gece olduğu zaman eşim Hüseyin’in öldürüldüğünü duydum. Sabaha kadar sokaklarda çatışma devam etti. Sabah saatlerinde tekrar sokaklara çıktım eşimi aramaya. Hastaneye gittik, eşimin cenazesine bakmak için ama orada olmadığını öğrendik. O’nun cenazesi devlet tarafından alınmasın, kaybedilmesin diye halk tarafından alınmış, bir eve saklanmıştı. Akşam saatlerinde cenazemizi alıp defnetmek istedik. Devlet buna da izin vermiyordu. Dışarıya çıktığımız zaman saldırıyordu. En son 4-5 kişi cenazeyi alıp mezarlığa götürdü. Mezarlıkta da saldırı oldu. Zar zor defnettik. Devletin elinde olsa gözümüzü açtırmayacak. O gün çocuklar bile öldü.”

Newroz ateşi sönmeyecek

Newroz Bayramı’nın Kürt halkının sembolü olduğunu vurgulayan Ertene, şunların altını çizdi: “Newroz geldiği zaman gece heyecandan uyuyamıyorum. Bir kibrit de olsa yakıp Newroz’u kutluyorum. Newroz bütün Kürt halkına kutlu olsun. Her sene muhakkak Newroz’u kutlamak için alanlara gidiyorum. Cizre halkı Newroz kutlamaktan vazgeçmeyecektir. Çünkü Newroz Kürdistan’ın sembolüdür. Baharın gelişidir. Her ne kadar baskı olursa olsun Newroz ateşi sönmeyecek. Binlerce yıllardan beri bu ateş yakılıyor ve hiçbir zaman sönmeyecek. Bizden önce dedelerimiz, nenelerimiz bu ateşi yaktı, bugün biz yakıyoruz. Yarın da çocuklarımız yakacak.”