İsimleri bildirilmeyenler Jandarma Özel Harekatçılar. Ordunun en “seçkin” askeri birliklerinden biri. İcraatları da dört duvar arasındaki kadınların üstüne hala ne olduğu belirlenmeyen yanıcı bir madde atıp ateşe vermek. Ardından da “üstümüze ateş açıldı”, “içeride silah vardı” gibi bir dolu yalan uydurmak.
Bu çok karanlık bir cinayet davası değil. Ne olup bittiyse herkesin gözünün önünde oldu bitti. Operasyona katılanlar belli, görgü tanıkları belli, emri verenler belli, deliller derli toplu, raporlar açık. Ama gelgelelim yargılama bir adım ileri dahi gitmiyor.
Hemen hemen tüm gelişmiş ülkelerde yargılama başlamadan önce tüm deliller toplanmış, tüm prosedürler yerine getirilmiş, yargılamayla ilgili tüm evraklar tamam edilmiş olur.
Türkiye’de ise yargı süreci tam bir keşmekeştir. Mahkeme yargıladığı adamın adresini bilmez. Tebligatlar, yazışmalar, raporlar, bilirkişiler derken bir bakarsınız yıllar geçmiş.
İşine gelince de adamı üç duruşmada savunmasını dahi almadan müebbet hapse mahkum eder. Günümüzde siyasi mahkumların kaderi ekseriyetle budur. Siyasi davadan yargılanan biri istediği kadar kıvırsın kanunların öngördüğü cezalar ona üst sınırdan uygulanır.
Gelgelelim devletin memuru adamı kafasından ateş edip vurur, “merdivenlerden inerken kayıp düştüm, silahım öyle ateş aldı” diye yalan söyler, mahkeme heyeti de bunu araştırmak için bilirkişilere başvurur, sayısız tanığın ifadesini alır.
***
19 Aralık’ın Roboskî’den hiçbir farkı yok. Roboskî dava sürecinin de 19 Aralık katliamıyla aynı şekilde seyredeceği konusunda emin olabilirsiniz.
Öyle bir noktadayız ki 19 Aralık katliamı davasında böylesi bir süreç yaşansa şükredeceğiz. Dört duvar arasında insanları yakıp öldürenlerin kimlikleri dahi belli değil.
Kimlikleri belirlense, hakim önüne çıksalar alacakları cezalar, ortalama bir sürücünün hayatı boyunca aldığı trafik cezalarının hapis cezasına çevrilmiş halinden çok daha az olacağı kesin.
Pankart açan öğrenciye 8 yıl, binlerce kişinin ölümünden sorumlu, Susurluk çetesi mahkumu Mehmet Ağar’a 5 yıl hapis cezası veren Türk adaletinden fazla bir şey beklenmez herhalde.
Bu konuda yürütülen hukuk mücadelesi çok mu anlamsız, belki...
Hepimiz için en önemli şey bu katliamda hayatını kaybedenleri unutturmamak. Katillerine, onları savunanlara bu utancı unutturmamak.
Kimi yargıladığını bilmeyen mahkeme
19 Aralık katliamının üzerinden 12 sene geçti, davası ancak iki senedir görülüyor. Üstüne üstük daha davanın esas sanıklarının isimleri dahi belirlenebilmiş değil. Dahası bunu büyük bir skandal olarak görenlerin sayısı o kadar az ki.