Bir seçim daha müthiş yönetilen algı operasyonları ve manipülasyonlarla bitti. Şimdi dost, arkadaş, kahve sohbetlerinde ve sosyal medyada, durmadan ve yeniden seçim sonuçlarını analiz ediyor, ya kendimizi savunuyor ya da başkalarını suçluyoruz.

Seçimin kazananı kim, ya da kaybedeni? “Zafer” kimin?

Üzülerek söylemeliyim ki bu seçimin bir kazananı yok. Kaybedense T.C devletidir. TC devleti yaklaşık 40 yıl sonra elde ettiği demokratikleşme fırsatını bilerek ve isteyerek elleriyle itmiş, Türkiye halklarını karanlığa ve karmaşaya mahkum etmiştir.

Seçim sonuçlarının halkların iradesini yansıtmadığı gün gibi ortadadır. Daha sandıkların YSK’na ulaşmadığı saatlerde, AKP oylarının yüzde 50’li sayılarda kamuoyuna yansıtılması yapılan oy hırsızlıklarının ve manipülasyonun açık bir göstergesiydi. Yoksa Türkiye ve yurt dışında yaşayan insanların yüzde 49.4’ünün gerçekten AKP’yi tercih edip o yönlü oy kullandığı hiç inandırıcı değil. AKP 7 Haziran-1 Kasım arasındaki 5 ayda ne gibi iyileştirmeler yaptı da oyları birden bire bu kadar arttı? Erdoğan ve Davutoğlu kendileri de çok iyi biliyorlar ki, sandık darbesi yapmasalar, oy çalmasalar bu orana hiç bir zaman ulaşamayacaklardı. 

Daha 7 Haziran öncesi provokasyonlara başlayarak, kan dökmek için ellerinden geleni yaptılar. Her gelen asker cenazesi onlar için hedefe bir adım daha yaklaşmaktı. Böylece gözünü kan bürümüş MHP’nin oylarını alabilecek, baskı, şiddet ve hırsızlıkla tek başlarına bir hükümet kurabileceklerdi. Büyük “zafer”lerinden sonra ilk açıklamalar da gelmeye başladı. AKP İzmir İl Başkanı Bülent Delican buyurmuş ki; “artık ülkemize şehit gelmeyecek, o şehitlerimizden Allah razı olsun.” Böylece ölen askerlerin sarayın kirli savaşında ve Erdoğan’ın saltanatı uğruna pisipisine öldüğü de tescillendi.

HDP’nin yaklaşık 1 milyona yakın oy kaybetmesini özyönetim ilanlarına bağlayamaya çalışanlarda, binlerce asker, polis ve Özel Tim ablukasında, baskı, işkence ve tutuklanmalar arasında oy kullanmaya giden yiğit Kürdistan halkının oy oranlarına baksınlar. HDP 1 Kasım seçimlerinde en çok oyu özerklik ilan ettiği bölgelerde almıştır. Ve HDP oy kaybetmemiştir, aldığı oylar zaten kendi öz seçmeninin oylarıdır, giden oylar (çalınmadılarsa) 7 Haziran’da alınan emanet oylardı. Bunun da sebebi, canlı bombaların patlatılması, yüzlerce insanın ölmesi ve devlet terörünün durmaksızın şiddetlenerek artması gibi nedenlerle HDP’nin seçim mitingleri yapamamasıydı. Bunun dışında devlet bütün birim ve kurumlarıyla AKP için çalıştı, çalıştırıldı. Medyaya uygulanan ambargo, Kürt basınına uygulanan baskı, şiddet ve erişim engelleri de unutulmamalı. Çalınan çırpılan oyları saymıyorum bile.

Şimdi, ister Türkiye’de ister yurt dışında HDP’ye gönül vermiş insanların canla başla partisi için çalışmaları devam etmelidir. Küskünlüğe ve yılgınlığa düşülmemelidir. HDP onca zulüm ve vahşete, devlet terörününe rağmen barajı aşmıştır, meclistedir ve mücadelesine her şart altında devam edecektir. Bize düşen bu günlerde HDP’yi yalnız bırakmamak, onun başarısı için elimizden geleni yapmak olmalıdır. Çünkü şimdi birbirimize her zamankinden daha fazla ihtiyacımız var.