
İlana Eliye, Kudüs doğumlu Kürt Yahudi bir müzisyen. Babası ise aslen Güney Kürdistan’ın Zaxo kentinden. Uzun yıllar Batı şarkılarını seslendiren İlana Eliye, babasının ölümüyle Kürt müziğine gönül verip son 20 yıldır Kürtçe şarkılar söylüyor. En büyük hayalinin Kürdistan’da bir konser vermek olduğunu söyleyen İlana Eliye, amacının müzik yapmanın yan ısıra Kürt kimliğini ve kültürünü dünyaya tanıtmak olduğunu açıklıyor. Eliye ile müziğe ve yaşamına ilişkin konuştuk.
Londra’da verdiğiniz konserde babanızın ölümünün ardından Kürtçe şarkılar söylemeye başladığınızı söylediniz. Nedir bunun sebebi?
Aslında biz İsrail’de göçmen sayılırız. Babam ben daha doğmadan önce Kudüs’e göç etmiş. Yani ben Kudüs’te doğdum ve gençken Batı müziği çok popülerdi. Cat Stevens ve Leonard Cohen dinlerdim sürekli. İsrail’deki radyolarda da sürekli Batı müziği çalardı. Ama ben küçükken hatırlıyorum, babam Kürdistan radyosunu açar ve Kürtçe şarkılar dinlerdi. Aslında dinlemekle kalmaz bir de bana da kayıt ederdi. Sonra bir gün radyo bağlantısı aniden kesildi. Ertesi gün radyonun bombalandığını öğrendi, çok üzüldü. Babamın kaydettiği kasetler halen duruyor. Kendisi çok güzel Kürtçe şarkılar söyleyen bir ozandı. Biz gençken İsrail yeni bir ülke olduğu için sürekli milli duyguları aşılayacak İbranice şarkılar çalınırdı.
Sonuçta bir bütünlük yaratılmak isteniyor ama bir hata yaptılar. İsrail’e o dönemde gelen Yahudiler farklı kültürlerden gelmişlerdi ve İsrail’de yaratılmak istenen bu yeni toplum anlayışı, geldikleri topraklarla bağlarını koparmak anlamına geliyordu. Yani ortak bir bilinci yaratarak yeni bir ülke kurmaya çalıştılar ama İsrail liderleri bile bunun bir hata olduğunu çok sonradan anladılar. Hiç kimse köklerinden kopmak istemez. Şimdi herkes istediği müzik tarzını dinliyor, istediği dilde şarkıyı söyleyebiliyor.
Babanız Kürdistan’da doğdu ve gençliğini Kürdistan’da geçirdi. Babanız Kürdistan’dan ne şekilde bahsederdi?
Babam Irak ordusunda 6 sene askerlik yapmış ve herkes onu çok güvenilir bulurmuş. Müslüman komşularla düşünülenin aksine hiç sorun yaşamaz gayet iyi anlaşırlarmış. Sorunların büyük bir çoğunluğu İkinci Dünya Savaş’ının sonunda başlamış. Günümüz İsrail topraklarında Filistinlilerle Yahudiler çarpışınca bu Irak’daki Müslümanları genel olarak etkiledi. Zaxo’daki Müslüman Kürtlerle alakası yok. İsrail ve Filistin arasındaki çatışmalar yüzünden Irak’taki Yahudilere toplu bir tepki başlamış. Halbuki bunu öncesinde kendi kimlikleriyle ve dinleriyle barış içinde yaşamışlar. Geleneklerine bağlı olmakla birlikte bugüne göre çok daha seküler ve liberal bir yaşam sürmüşler. Yani babam hep güzel anımsar ve bize de Kürdistan’a dair güzel hikayerler anlatırdı. Bir gün Kürdistan’a gidip babamın topraklarını görmeyi çok istiyorum. Oradaki Kürtler benim kardeşlerim çünkü.
Peki İsrail’deki konserlerinizde Kürtçe müzik yapıyor olmanız nasıl tepkilere yol açıyor?
Kürtçe şarkı için özel istek bile alıyorum ama önceleri böyle değildi. 20 senedir Kürtçe şarkı söylüyorum ama son yıllarda Kürt müziğinin değerini anladılar. Anlamadıkları için hep İbranice şarkılar söylemem isteniyordu ama şimdi albümlerim yarı İbranice yarı Kürtçe şarkılardan oluşuyor. Konserlerimde de mutlaka Kürtçe şarkılar seslendiriyorum. Hatta yeri geldiğinde izleyicilere halay çekmesini bile öğretiyorum.
Londra’da verdiğiniz konserde ‘Sosin’, ‘Newroz’ ve ‘Halepçe’ gibi şarkılar seslendirdiniz. Söyleyeceğiniz şarkılara neye göre seçiyorsunuz?
Özellikle kadınlar üzerine olan şarkıları seçiyorum. Örneğin yaşlı bir adamla evlenmek istemeyen genç bir kadının öyküsünü anlatan Babê Seyranê şarkısını çok severek söylüyorum. Bu şarkıyla bir kadının isyanı çok güzel dillendiriliyor. Meryem Xan veyahut Ayşe Şan gibi kadın müzisyenlerin şarkılarına da konserlerimde öncelik veriyorum. Hesen Cizrawî ve Arif Cizrawî’nin şarkılarını çok beğeniyorum. Babam da bu şarkıları eskiden çok söylerdi. Halepçe şarkısını Halepçe katliamına dikkatleri çekmek için seçtim. Örneğin başka yerlerde verdiğim konserlerde şarkıdan önce katliamdan bahsediyorum. Herkes şok oluyor ama amacım sadece müzik yapmak değil. Amacım Kürt kimliğini ve kültürünü dünyaya tanıtmak. Şarkılarla dinleyicilere bir şeyler öğretiyorum aslında. Şarkı aralarında ya da konser bitiminde Kürtleri anlatıyorum. 25 milyon nüfusa sahip bir milletin devletinin olmadığını anlatıyorum. Herkes gerçekleri bilmiyor.
Kudüs’e gittiğimde farklı coğrafyalardan gelen Yahudilerin birbirinden farklı mahallelerde yaşadıklarını gözlemledim. Sanki herkes kendi kültüründen olan kişilerle yaşamayı tercih ediyor gibiydi. Kudüs’te yaşayan Kürtler için de aynısı söz konusu mu?
Kesinlikle öyle. Doğu’dan Batı’dan gelen Yahudiler hep farklı bölgelere yerleştiler. Kürtler de Kudüs’ün eski şehrine çok uzak olmayan bir mahallede yaşıyor. Hatta mahallenin adı Kürt mahallesi. Ben de halen orada yaşıyorum ama Kürtlerin büyük bir çoğunluğu daha fazla imkanlar için başka büyük bölgelere taşındı. Yine de Kudüs genelinde 20 binden fazla Kürt yaşıyor. Genellikle birlikte yaşıyorlar. Bütün İsrail’de ise 150 bine yakın Kürt Yahudi bulunuyor. Şunu belirtmek gerekiyor ki İsrail’in genelinde Avrupalı Yahudiler çok prestijli konumda oldular hep. Bizim gibi Ortadoğu kökenli Yahudiler hep biraz dışlandı. Onlara göre biz daha az eğitimli ve elit olmayan bir sınıftan geliyorduk. Bizi köylü buluyorlardı ama şimdi elbette durum biraz daha farklı. Herkesin kendi kültürlerini yaşamasına karışılmıyor. Özellikle Kürt kültürü bu aralar çok revaçta. Kürt yemekleri yapan lokantalar çok iyi iş yapıyor. Herkes içli köfteye bayılıyor örneğin.
Gelecekte müzik hayatınızda neler yapmayı planlıyorsunuz?
Babamın kaydettiği bir sürü kaset var. Bunları değerlendirebileceğim bir proje üzerine ablamla birlikte çalışıyoruz. Batı ve Kürt müziğini harmanlayabileceğim bir albüm yapmayı çok istiyorum. Hayallerim arasında dünyaca ünlü Japon müzisyen Yo-Yo Ma ile Kürt müziği üzerine ortak bir çalışma içerisinde yer almak var. Yo-Yo Ma daha önce farklı bir çok müzisyenle ortak çalıştı. Yo-Yo Ma’ya Kürt müziğini tanıtmayı çok isterim. Sonra Halepçe parçasını bir gün Halepçe’de seslendirmeyi çok isterdim. Türkiye’de bir konser verebilir miyim diye hep düşünüyorum ama Türkiye’nin Kürtlere yaptıklarını anlatan şarkıları orada söyleyemem. Türkiye, Kürtlere yaptıkları hakkında konuşmamıza bile izin vermezken konser vermek imkansız gibi bir şey.
ÖZLEM GALİP/LONDRA