Türk medyası, “Küçük Kandil temizlendi” dese de ağır işkenceden geçirilen Mehmet Şirin Kocakaya’nın silah dipçikleri ve yumruklarla katledildiği Mehlê mezrası sakinleri, “Her şeye rağmen Licê’yi yok edemediler” dedi. 

Amed’in Licê, Hezro (Hazro) ve Karaz (Kocaköy) ilçeleri arasında başlatılan askeri operasyon nedeniyle bölgedeki 39 köyde 23 Haziran’da ilan “sokağa çıkma yasağı” kaldırıldı. 11 gün süren yasak boyunca onlarca kentten getirilen 10 bin kadar asker, polis, korucu ve özel harekât timinin katılımıyla kırsal alanlar savaş uçakları ve helikopterlerle bombalanıp yakıldı. Türk medyası saldırıları, “Küçük Kandil temizlendi”, “PKK’nin finans kaynağına darbe” başlıklı haberler servis ederek, yasağın yaşandığı alanlarda asker ve polisin yaptığı infaz, işkence, yıkım ve ormanların yakılmasını görmezden geldi. 


Halka zarar verildi

Yasağın kalkması ardından yıkımın en çok yaşandığı Sîsê, Kerwas, Nenyas, Derxust köylerine gidildiğinde, köylülere ve doğaya savaş açıldığı rahatlıkla görülebiliyor. Türk işgal güçleri, köylerdeki ormanlık alanlar başta olmak üzere, bağ ve bahçeleri ateşe verirken, Sîsê ile Kerwas arasındaki birçok yerde ateşe verilen ormanlık alanlar çıplak gözle görülüyor. Ormanlardaki binlerce meşe ağacı yangın nedeniyle küle döndü. Aynı köylerde bulunan ve köylüler tarafından bostanların başında kurulan çadırlar ise içindeki eşyalarla birlikte yakılıp talan edildi. Köylülerin yıllarca emek vererek baktığı meyve ağaçları, üzüm bağları da yangın nedeniyle büyük zarar görürken, bazıları ise kurudu. Sulama hortumları ateşe verilirken, zarar verilen içme suyu hatlarıyla köylüler adeta susuz bırakılmak istendi. 

Yol boyunca telef edilen hayvanlar, salgın hastalığa davetiye çıkarıyor. 


Köylüler kalmakta kararlı

En çok yıkım ve tahribatın yaşandığı Kerwas köyü ve Mehlê mezrasının etrafı helikopter ve savaş uçakları tarafından bombalanıp taranmış durumda. 3 HPG’li ile M. Şirin Kocakaya’nın katledildiği köyün dışındaki üzüm bağında Türk güçlerinin yaktığı ağaçlar ve tarla çitleri dışında çatışma izine rastlanmadı. Çatışmanın yaşandığı iddia edilen mezra dışındaki üzüm bağında askerlerce kullanılmış hiç bir mühimmat ve boş kovan izine rastlanılmaması dikkat çekti. Türk güçleri, haklarında arama kararı olduğunu iddia ettikleri kişileri bahane ederek, köydeki bütün evlere baskın yaparak, evdeki eşyaları dağıttı. Ardından akraba olan Erdal Kocakaya ve Ferit Kocakaya ailelerinin birlikte yazın barınak olarak kullandığı çadırlar ateşe verildi. Köyde görülen tek şey ateşe verilmiş evler ile yakılan orman ve bostanlar. Köylüler, yaşanan yıkım ve vahşete karşı köylerinde kalmakta ısrarlı.


‘Burada büyük zulüm yaşandı’

Köylülere büyük işkencenin yapıldığı, Mehmet Şirin Kocakaya’nın ise gördüğü ağır işkenceden yaşamını yitirdiği gün köyde olan Remzi Kocakaya, “Erdal Kocakaya’nın evini yaktılar. Ardından Erdal’ı yakalayarak işkence etti. Bunu engellemek isteyen kardeşi Şirin’i de işkence ederek öldürdüler. Sonra da köyü ateşe verdi. Daha sonra bağ, bahçe hepsini yakıp yıktılar. İşkence edilenleri ellerinden kurtarmak için dışarı çıktık. Bizleri tek tek değil toplu öldürsünler, diyorduk” şeklinde konuştu. 

Kocakaya, şöyle devam etti: “Kafamızı dışarı çıkaramıyorduk. Hayvanlarımızı 11 gün boyunca meralara çıkaramadık. Elektrikleri kesmişlerdi, kimseye ulaşamıyorduk. Sularımız kesildiği için 4 gün boyunca köy susuz kaldı. Büyük bir zulüm yaşandı burada. Zulme rağmen köylerimizi terk etmeyeceğiz.” 


Mehmet Şirin’i sürükleyerek götürdüler 

Çatışma sırasında köyde olan ve çatışma anını anlatan Süleyman Kocakaya ise “Asker köye indikten kısa bir süre sonra bir kaç el silah sesi geldi. Ve ‘çatışma çıktı’ şeklinde bir imaj yaratıldı. Silah sesleri ile birlikte çocuklar korktuğu için çığlık atıp ağladılar. Biz de silahların çocuklara sıkıldığını anladık. Bütün köylüler çatışmanın yaşandığı köy çıkışına doğru hareket etti. Bizi durduran askerler, ‘hepiniz terör yandaşlarısınız’ diyerek işkence etti. 5-6 tane asker özelikle Veysi Kocakaya’yı gruptan ayırarak, bizden uzakta bir yere götürüp işkence etti. Mehmet Şirin Kocakaya gördüğü işkence nedeniyle yerde baygın yatıyordu. Askerler gördüğü işkence nedeniyle bayılan Kocakaya’yı yerde sürükleyerek su kuyusunun yanına götürüp kafasını kuyuya sokup çıkardılar. Mehmet Şirin Kocakaya’ya hiç bir silah sıkılmadı. Zaten gerilla değil, köylüydü” diye konuştu.


‘Licê’yi yok edemediler’

Son dönemde yapılan operasyonlarda yapılanların 90’lı yıllarda yaşananları aştığına dikkat çeken Kocakaya, şunları aktardı: “Ailem bana 90’ları anlatıyordu bence bu yıl yapılanlar 90’ları da aştı. Kendileri ‘Çatışma çıktı’ diyor. Nasıl bir çatışmaysa artık. Sadece bir kaç el silah sesi duydum. Binlerce asker konvoylar eşliğinde gelmişti. İlk bizim eve geldiklerinde bana tekme vurarak göğsüme silah dayadılar bana, kimliğim olmasaydı beni de öldürebilirlerdi. İnsanlık dışı bir uygulama yapıldı burada. Erdoğan Bey Licê için ‘Küçük Kandil’i yok edeceğim’ demiş. Ama her şeye rağmen Licê’yi yok edemediler. İnsanlar köylerini terk etmedi ve direndi. Bunun yanında bin bir emekle ektiğimiz tütünlerin hepsi yakıldı. Köy içerisinde bile bir birimizde haber alamaz hale gelmiştik.” 


 DİHA/AMED