İsviçre Gündemi


Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın Newroz’da başlattığı sürecin 3 ayağından biri olan Avrupa’daki Kürt örgütlenmesi ve tabanı herkes gibi yeni süreci yakından izliyor, anlamaya çalışıyor. İsviçre’de Kürdistanlıların oluşturduğu Bölge Meclis kongreleri tabanın süreci nasıl yorumladığına dair önemli göstergeler sundu.
Hafta sonu yapılan Zürich Bölge Meclis Kongre divanı, alışılmışın aksine kongre zamanının büyük kısmını delege ve halkın süreci değerlendirmesine ayırması çok anlamlıydı. Yaklaşık 10 kantondan gelen delegelerin değerlendirmeleri, süreci nasıl anladıkları konusunda da bir fikir verdi. Değerlendirmelerdeki konuşmaları özetlersek:
“Süreci önemsiyor ve destekliyoruz. Kimi kaygılarımız olsa bile Önderliğimize, PKK’ye ve halkımıza güveniyoruz. AKP oyun ve komplolar peşinde olabilir, başkanımız ve PKK bunu boşa çıkaracak güçtedir. Mücadeleye yeni başlıyormuşuz gibi her alanda daha örgütlü ve kararlı olmalıyız. Sürecin gelişimine göre konumlanabilmeli ve herşeye hazırlıklı olmalıyız. Türk devleti gerçek anlamda barışı istemiyor, samimi olan biziz. Bu süreç herkesin maskesini düşürecektir.
Ulusal birliğimiz bu süreçte daha da pekişmelidir. Bu süreç Kürt halkı ve Ortadoğu’nun geleceğini şekillendirecektir. Alevilere yönelik oyunları boşa çıkarmalı ve süreci iyi anlatmalıyız. Operasyonlar ve yeni karakol inşaaları kararlılığımızı engelleyemiyecektir. Halkın öfkesi karşısında dayanacak karakollar hala inşaa edilememiştir.
Silah rolünü oynadı, şimdi meşru müdefa aracıdır. Eğer süreç siyaset yapmamızın önünü açarsa, PKK ve kadrolarının Türkiye ve bölgeye önemli katkıları olacaktır. Türkiye halkı, savaş rantçılarının, ırkçıların, katliamcı geleneğin maskesini düşürmedikçe demokrasiyle tanışamaz” dendi.
Özetle Avrupa kitlesinin süreci Kürt Halk Önderine ve PKK’ye sonsuz güven üzerinden benimsedikten sonra yeni yeni kavramaya çalıştığı ve sağlıklı değerlendirmeler yaptığı söylenebilir. Konuşmalarda kitlenin devlete asla güvenmediği, devletin zorunlu olmadıkça adım atmayacağı yargısı da hakim. Türkiye’nin PKK’nin gücü ve bölgesel kaygıları nedeniyle çözüm sürecine karar verdiği ve süreci olabildiğince kendi lehine, Kürt halkı aleyhine götürmek istediği ama bunun gelişmeler karşısında sonuçsuz da kalacağına da inanılıyor. En önemlisi de asla rehavete kapılmama, asla mevzileri, örgütlülüğün terkedilmemesi, aksine her alanın daha da güçlendirilmesi vurgusu ve kararlılığının her fırsatta vurgulanıyor olmasıdır. Bütün bu değerlendirmelerin yanında eğitim, diplomasi, gençlik, kadın, örgütlenme vb her alanda yeniden yapılanmaya gidilerek, sürecin karşılanması gerektiği de sık sık gündemleştirilmektedir.