
Türkiye 17 Ağustos'tan itibaren HPG'nin denetimindeki Medya Savunma Alanları'na yönelik hava saldırılarına aralıksız devam ediyor. Kuzey'de gerilla güçlerine karşı kimyasal silahlar da kullanan TSK'nin Güney'de de yasaklı silahlar kullandığı anlaşılıyor. Türkiye'nin Kandil alanına yaptığı hava saldırıları sonrasında bölgede araştırma yaptıklarını aktaran İnsan Hakları Komisyonu Başkanı Salar Mahmud, "Bu alanda yasaklanan silahların kullanıldığına ilişkin ciddi bulgulara ulaştık. Bu silahların kullanılmasına ilişkin başta uluslararası insan hakları kuruluşları olmak üzere bütün ilgili mercilere başvurduk. Biz bu örgütlerin üzerine düşen sorumluluğu yerine getireceğini umuyoruz" şeklinde konuştu. Bombardımanda sivil yerleşim yerlerinin ağır tahribata uğradığını da belirten Mahmud, "Okullar, evler, camiler ve kütüphaneler hedef alınmış. Sivil yurttaşlar yerlerinden yurtlarından olmuş. Yine hayvanlar saldırılar sırasında telef edilmiş. Bütün bu uygulamalar Kürtlere karşı yürütülen katliam politikasının bir devamı ve parçasıdır" dedi.
Saddam'ı hatırlatıyor
Mahmud, Çukurca'da HPG gerillalarına yönelik kimyasal ve Napalm kullanılmasına ilişkin ise, "Kimse bu silahı kullanmayı herhangi bir gerekçeyle meşru gösteremez. Türkiye devleti de bu silahların PKK'ye karşı kullanmasını meşru gösteremez. Saddam'ın bize yaşattıklarının başka alanlarda yaşanmasını istemiyoruz" diye konuştu. Mahmud, "Kimyasal bize her zaman Halepçe'yi ve diğer katliamları hatırlatıyor. Kimyasal silahın kullanılması uluslararası bir suçtur. Sorumluluğu yalnızca kullanana değil, uluslararası güçlere, insan hakları kuruluşlarına, İnsan Hakları Mahkemesi'ne aittir. İnsan Hakları Evrensel İlkelerini devletler arası çıkarlara kurban etmemeliler. Bu konuda üzerlerine düşen sorumluluğu yerine getirmeli ve bir an önce gerekli önlemleri almalılar" çağrısında bulundu.
'Çözümsüzlük tehlikelidir'
"Türk devletinin kimyasal silah kullanma yabana atılır bir tehlike değil. Çünkü Kürt sorununun demokratik çözümünde iradesi yok" diyen Mahmud sözlerine şöyle devam etti: "Bu çözümsüzlük tehlikelidir. Türkiye'nin tarihten ders çıkarması lazım. Kürtlerin seçilmişlerine ve parlamenterlerine yönelik yaklaşımı çok yanlıştır. Çözümün gelişmesi için bir an önce yaklaşımını değiştirmelidir ve demokratik barışçıl yöntemleri esas almalıdır. Şunu iyi bilmelidir ki; bu sorun ancak ve ancak demokratik yöntemlerle çözülür. Parlamento zemini bu konuda hem Kürtler hem de devlet için büyük bir öneme sahiptir. Türk devletinin ve Kürt seçilmişlerin bu seçeneği iyi değerlendirmesi lazım."
"Hiçbir sorun katliam politikasıyla çözülmez" diyen Mahmud, "Barışçıl yöntemlerin devreye girmesi gerekiyor. Bu temelde Kürtlerin bütün hakları verilmeli ve çözüm yolu ortaya konulmalıdır" dedi.
MURAT KOLCA - DİHA/HEWLÊR
Saddam da Enfal'a dayanıyordu
Nakşibendi Şeyhi Abdulrahman Nakşibendi, İslamiyet maskesiyle Kürtlere uygulananların Sadam'ın yaptığı enfallerin devamı olduğu söyledi.
Kürtlere yönelik katliam fetvası veren Türk-İslam lideri Fethullah Gülen ve bunu kimyasal sillahlar da kullanarak uygulayan Türk Başbakan Recep T. Erdoğan'ın İslam maskesine dikkat çeken Abdulrahman Nakşibendi, "Eğer birileri barış elini uzatıyorsa, bunlar Müslüman olmasalar dahi, onlar hakkında ölüm fetvası çıkaramazsın. Bu çağrı haramdır. Allah ve İslamiyet ile hiç bir alakası yoktur. Tamamıyla ırkçılık üzerine kurulu hırslardan kaynaklıdır. PKK defalarca tek taraflı ateşkeslerde bulundu; hergün barış çağrısı yapıyor. Ölümlerin önüne geçmek için yoğun çaba harcıyor" dedi.
PKK'nin barış çağrılarına savaşla karşılık verildiğini belirten Nakşibendi, şunları söyledi: "Tayyip Erdoğan ve Fethullah Gülen ise Kürt halkının katliamı için İslamiyet adına fetvalar çıkarıyor. Kürt halkı olarak bu tür uygulamalara yabancı değiliz. Onların yaptıkları Saddam'ın Kürtlere uyguladığı 'Enfal'in devamıdır. Saddam da Halepçe, Germiyan ve Barzan alanlarındaki Kürt katliamını Enfal'e dayandırıyordu. Dünyada, Ortadoğu'da ve en son olarak Mısır, Libya, Yemen ve Suriye'de her türlü şiddet halka karşı kullanıldı. Ancak hiçbir yerde Napalm kullanılmadı. Az da olsa savaş ahlakına uyuldu. Ancak Türk devletinin kullandığı tonluk kazan bombaları ve kimyasal silahlar Cenevre Savaş Sözleşmesi'ne aykırıdır. Türk devleti, Suriye'nin demokratikleşmesini istiyor. Halka karşı şiddet kullanmamasını istiyor. Kendileri sınırları aşarak doğmamış bebeleri katlediyorlar. İslamiyet bu değil. Kürtlerden öğrensinler."
Ölüm makineleri Kürtlerin ensesinde
Kürtler üzerindeki baskılara karşı Kürt çevrelere ve Müslümanlara çağrı yapan Şeyh Nakşibendi, "Dünyadaki bütün Müslümanlara özelikle de Kürt din adamlarına çağrım; Gülen ve AKP Hükümeti'nin komplo ve iftiralarına karşı çıkmalarını istiyorum. Bunlar ne Bayram dinlediler ne Ramazan dinlediler. Ölüm makineleri her zaman Kürt halkının ensesinde çalıştı ve ölüm kustu. Bunu da dünyanın gözü önünde yapıyorlar. Bunlar evrensel insan hakları sözleşmesine de, İslamiyet'e de şeriatta da aykırı şeylerdir. Kürt siyasi çevreleri de ulusal birliğin sağlanması için Kürt Ulusal Konferansı'nı bir an önce yapılması için çalışmalıdır. Böylesi bir birlikle ancak bu katliam ve komploların önüne geçilebilir" diye konuştu.
SALİH FIRAT/DİHA/HEWLÊR
Türkiye'nin çözüm planı yok
Kürt siyasetçi Dr. Mahmud Osman, Kürt meselesinin çözümü konusunda Türkiye’nin bir politikası olmadığını belirterek, "Türkiye Kürt'ü Kürt'e kırdırtmak istiyor. Ancak Kürtler bu oyuna gelmeyecek" dedi.
Irak Parlamentosu'nun Kürt Milletvekili Mahmud Osman, Federe Kürdistan Bölge Başkanı Mesud Barzani’nin Türkiye ziyareti sırasında PNA’ya yaptığı açıklamada Türkiye ile İran’ın, Kürdistan Bölgesi’nin önerilerini kabul etmesi ve uygulaması durumunda sınırda yaşanan sorunların son bulacağını ifade etti. Mahmud Osman, Kürdistan Bölgesi’nin konuyla ilgili olarak iki görüşü olduğunu belirterek, “Birincisi; bu sorun siyasidir ve terörle bir ilgisi yoktur. İran ve Türkiye’nin sorunu kabul etmeleri gerekiyor. Çünkü Türkiye’de yaşayan 25 milyon Kürt'ün haklarının verilmemesi yanlıştır ve şu bilinmeli ki PKK sorunun kendisi değildir, sorunun sonucudur” dedi.
Barzani siyasi çözümden yana
Türkiye’nin sorunu çözmek istediğini, ancak PKK’nin buna engel olduğunu ileri sürüldüğüne işaret eden Mahmud Osman, “Ancak ben Türkiye’nin Kürt sorununu çözmek gibi bir planı olduğunu görmedim. Sadece bu söyleniyor, yani pratikte yok. Türkiye’nin yaptıkları ile söyledikleri birbirini tutmuyor ve bu duruşla da hiçbir sorun çözülmez” diye konuştu.
HEWLÊR