Ülkenin kuzeyinde aylardır şiddetli bir savaş var. Çatışmalar tek bir gün bile ara vermeksizin devam ediyor. Her gün çocuklar ölüyor, kadınlar, yaşlılar katlediliyor, şehirler, kasabalar, mahalleler içindeki binlerce yıllık tarihle birlikte yok ediliyor. Ama bir de, tüm bu zulme, vahşete teslim olmayan, onuru, tarihi, kültürü için amansızca direnen Kürtler var.
Kürt avına çıkan faşist devletin "iyi çocuklar"ı sarayın soytarısının emri ve talimatlarını bir bir yerine getirmek için havadan, karadan, sokak sokak, mahalle mahalle Kürt avına çıkıyor. Katledilen kadınların, çocukların, yaşlıların cenazeleri günlerce rehin alınarak sokaklarda, caddelerde tutuluyor. Kürdün ölüsüne dahi saygı göstermiyor İslam adına hareket eden, halife kesilen sarayın soytarısı. Kürt kadınlarının, gençlerinin amansız direnişi karşısında çılgına dönüyor, kırmızı görmüş boğa gibi daha fazla saldırganlaşıyor. Onurlu, haysiyetli, özgürlüğüne düşkün Kürtler boyun eğmeyeceklerini her gün tarih yazarak gösteriyorlar.
Söz de Kürtlerin özgürlüğü için mücadele ettiklerini söyleyenler de saray soytarısının sofrasında yer bulmak için televizyon ekranlarına çıkıp durmadan HDP’ye, PKK’ye küfrediyorlar. Ne bir vicdan, ne bir insaf ne de en ufak bir halk sevgisi belirtisini gösteren sözcük çıkmıyorlar ağızlarından.
Ülkenin kuzeyi yangın yerine çevrilmiş, ölü bendenler dahi binlerce kez daha öldürülerek "ülkenin bölünmez bütünlüğü" ne kurban edilmeye çalışılırken, bebekler defnedilemediği için buzdolaplarında saklanırken, daha fazla katliam yapmayı planladığı için saray soytarısı daha fazla morg yapma emri vermişken, sözüm ona kendisine Kürdüm diyenler çıkıp aklın sıra HDP’ye, PKK’ye küfrediyor. Ne de olsa Türkiye’de en kolay, en tehlikesiz iştir PKK ve HDP’ye küfretmek. Peki anladık, bugün küfür edebilirsiniz ya yarın sıra size geldiğinde ne yapacaksınız? Yarın tarih sizi bu katliama ortak olduğunuz için yargıladığında ne olacaksınız?
Saraya dalkavukluk edenler sadece onlar da değil. Ülkenin güneyinde neden ses yok? Neden çıkıp birileri ‘yahu siz bizim halkımızı böyle hunharca katledemezsiniz’ diyemiyor? Bu kadar mı yitirildi insanlık, yurtseverlik? Bu kadar mı sarhoş etti sizi, ne olduğu belirsiz iktidar? Bu kadar mı çıkara, mevkiye makama mahkum oldunuz?
Hadi sarayla aynı çeşmeden su içenleri, tek derdi tıpkı saray soytarısı gibi başkan olma hayalini kuranları anladık. Hadi safını çoktan belli edip bu vahşete rağmen Türk askerinin güney Kürdistan’ı işgaline onay verenleri anladık. Hadi tek derdi PKK’yi Türk devletinin eliyle tasfiye etme hayali kuran ve aslında kendi eliyle kendi sonunu hazırlayan gözü dönmüş koltuk sevdalılarını anladık. Hadi medyasını Türk özel kirli savaşının emrine verip bu vahşete tek kelime etmeyip, Kürt özgürlük hareketini karalamayı kendine iş edinmiş, bunu da bir marifetmiş gibi sunan ruhsuzları, kemiksizleri anladık.
Peki, bu ülkede hiç mi gerçekten demokratik siyasete inanan, insan haklarına inanan, Kürtlerin ulusal birliğini amaç edinen bir siyasetçi, aydın, sivil toplum örgütü yok. Nasıl bu kadar kör, sağır olursunuz, nasıl bu kadar vicdansız olursunuz? Sizin halkınız çoluğu-çocuğuyla, kadınıyla her gün tankların topların saldırısı altındayken siz nasıl oluyor da bu kadar sessiz kalabiliyorsunuz?
Peki siz böyle sessiz kaldıkça, böyle başınızı kuma gömdükçe, yüz yıllık fırsat dediğiniz fırsatı nasıl değerlendirebilirsiniz?
Özgürlük istiyorum demekle özgür olunmuyor. Bunu hala anlamadınız mı? Artık başınızı gömdüğünüz kumdan çıkarın. Artık son bulsun ölüm sessizliğiniz. Siyasetçiler, toplum, aydınlar, yazarlar; Kürdün ölüsüne dahi saygısı olmayan bir sistemle kirli ittifak kuranlara karşı sessiz kalmayın artık. Birilerinin düştüğü iktidar, başkanlık hastalığına yakalanmayın. Bırakın onlar iki de bir bağımsız Kürdistan ilan edeceğiz, bilmem referandum yapacağız safsatalarını söyleye dursunlar. Bırakın onlar kuzeyde yaşanan katliamları, buna karşı Kürt halkının büyük özgürlük yürüyüşünü görmezden gelsinler, ama siz görmezden gelmeyin.
Eğer, Kürtlerin birliği ve özgürlüğü adına bir tarih yazılacaksa o gün bugün olmalı. Yarın geç olmazsa dahi hiçbir değeri olmayacaktır.