
EYLEM KAHRAMAN
1992 yılında ilki Almanya’nın Bochum şehrinde gerçekleştirilen Uluslararası Kürt Kültür Festivali’nin 25’incisi, Alman devleti ile Erdoğan’ın kirli ittifakına ve tüm engelleme çabalarına rağmen Köln Deutzer Werft meydanında onbinlerce kişinin katılımı ve büyük bir coşkuyla başarıyla yapıldı. Almanya’da her yıl Eylül ayında onbinlerin katılımıyla kutlanan geleneksel festival, 1995 yılında Almanya’daki PKK yasağı bahane edilerek yasaklanmıştı.
Almanya’da 24 Eylül’de yapılacak genel seçimlere günler kala, Türk devleti ile yapılan kirli ittifaklara bir yenisi daha eklendi. Kürt halkı ve dostlarının her yıl onbinlerce katılımla kutladığı artık gelenekselleşmiş Uluslararası Kürt Kültür Festivali, baskı ve yıldırma politikalarıyla engellenmek istendi. Festivalde Demokratik Kürt Toplum Merkezleri tarafından kurulmak istenen yiyecek-içecek, kitap ve hediyelik eşya standlarına polis tarafından izin verilmemesi halkta büyük bir öfke yarattı. Öfkenin yanına büyük coşkusunu da alarak Köln’e akan onbinler, Alman devletinin yasakçı zihniyetini bir kere daha yerle bir etti.
Yasakçı zihniyetin tek amacı çoğu uzak şehirlerden gelen ve büyük çoğunluğunu kadın ve çocukların oluşturduğu festivalcileri aç ve susuz bırakarak yıldırmaktı. Ancak halkımızı tanımayan bu zavallıların unuttuğu bir şey vardı: Bu bir kültür festivaliydi. Kürtlerin kültüründe de yemek önemli bir yer tutar ve misafir de çok değerlidir. Bu nedenle gelen misafirlere en lezzetli yemekler ikram edilir. Bizde misafir, diğer kültürlerde olduğu gibi geleceğini önceden haber vermek zorunda değildir. Bu nedenle her Kürt kadınının buzluğunda sarma, dolma, lahmacun, börek gibi ikramlık yiyecekler her zaman bulunur. Festivalden önceki akşam Festival Tertip Komitesi tarafından yapılan basın açıklamasıyla yiyeceklerini kendileriyle getirmeleri gerektiğini öğrenen halkımız festivale gelmekten vaz mı geçecekti? Tersine, kadınlarımız hiçbir zahmete girmeden dolaptaki hazır yiyeceklerini yanına alarak yollara düştü ve festival alanında bu sene kurulan yer sofralarından gelene geçene ikram edildi. Yemekler, çaylar, festival alanında satılmasına izin verilmeyen sular bile paylaşıldı.Türk devleti yine kazdığı kuyuya kendisi düştü ve Kürtler zor zamanlarda nasıl kenetlendiğini bir kere daha dosta-düşmana gösterdi.
* Festival boyunca Köln semalarında, üzerinde Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın resminin olduğu “Free Öcalan” (Öcalan’a özgürlük) yazılı pankart taşıyan uçak kadınların zılgıtları eşliğinde büyük bir sevinç ve coşku yaşattı. Onbinler hep bir ağızdan Öcalan’ın özgürlüğünü haykırdı.
* Festivalin en ilgi çekici etkinliği tiyatro sanatçısı Amele’nin kurduğu kıl çadır ve Kürdistan Köyü’ydü. Hasankeyf ve Amed Surları’nın maketi, el değirmeni, buğday dibeği ve otantik birçok eşyanın sergilendiği etkinlik, her yıl olduğu gibi bu yıl da epey ilgi gördü. Birbirleriyle buluşmak isteyip de görüşemeyen festivalcilerin “Amele’nin Köyü’nde buluşalım” demesi de oldukça ilginçti.

* Gençlik Hareketi Temsilcisi sahnede konuşurken sözü Şehit Çekdar Botan, Şehit Lecwan Munzur ve Şehit Xelil Alyan’a getirdiğinde, gençlik başta olmak üzere halkın hep bir ağızdan “şehit namirin” diye haykırması festivalin en duygusal anıydı. İki yıl önceki festivalde aramızda olan bu nadide gençlerimiz, Avrupa’nın birçok alanında birlikte çalışma yürütmüş ve yine birlikte katılım gerçekleştirmişti. Çekdar ve Lecwan arkadaşın şehadetini geçen yılki festivalin hemen ertesinde öğrenmiştik ve Xelil arkadaş da iki hafta kadar önce Maxmur’da şehadete ulaştı. Alandaki onbinlerin onları unutmaması ve yüreğinde hissetmesi anlamlıydı.
* Festivalin kültür ve sanat programı oldukça zengindi. Her halktan ve inançtan sanatçıya yer verilmişti. Her yerde halay çeken kadınların ve gençlerin coşkusu görülmeye değerdi. Festivalcilerin giydiği rengârenk ulusal kıyafetleri ise birbirinden güzeldi.
* Neredeyse her adımda karşımıza çıkan büyük çöp konteynerleri sayesinde alan bu sene tertemizdi.
* En çok sorulan stand Mezopotamya Kitap Standıydı ve ne yazık ki ona da izin verilmemişti. Destkari Takı Atölyesi ve gazetemiz Yeni Özgür Politika’nın standı da en çok rağbet gören standlardan oldu.
* Beklenenin aksine hava son derece güzeldi. Ara ara kısaca yağan yağmurlar Kürt çocuklarına en güzel şarkılarını söyledi.
Çeyrek asrı deviren Uluslararası Kültür Festivali tüm engelleme çabalarına rağmen, büyük katılım ve coşkuyla kutlandı. Kirli ittifaklarını Kürtler üzerinden sürdürmeye çalışan Türk ve Alman devletine en güzel mesajı ise üzerinde YPS sembolü ve Mazlum Doğan’ın sözünün olduğu pankartla Kürt gençleri verdi: “Ergebenheit führt zum Verrat, Widerstand ZUM SİEG!” (Teslimiyet ihanete, direniş zafere götürür.)