
Silopi’de 10 günde 2’si kadın 3’ü çocuk 12 kişi katledildi.
Katledilen sivillerlerden şimdiye kadar sadece Süleyman Çoban defnedilirken, İbrahim Bilgiç’in (25) cenezesi Şırnak Devlet Hastanesi morgunda bekletiliyor. İşgalci güçlerin katlettiği Hüseyin Güzel (81), Yusuf Aybi (80), Yusuf İnan (40), Şiyar Özbek (25), Reşit Eren (17), Axîn Kanat (16), Ayşe Buruntekin (40), Mehmet Mete (11), Taybet İnan (57), İbrahim Bilgiç (18) ve Ömer Sayan’ın (70) cenazeleri ise ilçeden çıkartılamadı. Yakınlarının cenazelerini evlerde, camilerde üzerlerine buz koyarak muhafaza etmeye, korumaya çalışan aileler, AKP hükümetine, Erdoğan’a isyan ediyor. Katledilen sivillerden Taybet İnan, Yusuf İnan, Mehmet Mete ve Hüseyin Güzel’in yakınları gazetemize konuştu.
Aynı aileden 3 kişi
Devlet saldırılarında İnan ailesinden 2 kişi yaşamını yitirirken, bir kişi ise ağır yaralandı. Katledilen 57 yaşındaki Taybet İnan’ın eşi Halit İnan (55) ağır yaralı, kaynı Yusuf İnan (40) ise hayatını kaybetti. Taybet İnan’ın oğlu Ömer İnan, anne, baba ve amcasının evinin kapısının önünde dururken devlet güçleri tarafından vurulduğunu belirtti.
2 cenaze bir haftadır sokakta
Saldırılar ardından İskenderun’dan 3 gün önce Silopi’nin bir köyüne giden, yasak nedeniyle ilçeye giremeyen İnan, maruz kaldıkları zulmü şöyle anlattı: “Babam, annem ve amcam vuruldukları yerde sabaha kadar hiçbir müdahale edilmeden bekletilmişler. Annem ve amcam vefat etmiş, babam ise ağır yaralı. Henüz hastaneye kaldırılamadı, mahallede amcamın evinin bodrum katında bekliyor. HDP Milletvekilleri Ferhat Encü ve Aycan İrmez’in tüm girişimlerine rağmen amcam ve annemin cenazelerinin, Nur Mahallesi Cumhuriyet Caddesi’nden 6 (dün itibarıyla) gündür alınmasına müsaade edilmiyor. Şöyle müsaade ediliyor, ‘Siz gidin alın, biz sizin can güvenliğinizi sağlamayız.’
Yaralıyken katlettiler
Annem yaralı halde, ağır yaralı olan amcamı beyaz bayrak kaldırarak hastaneye kaldırmak için ayağa kalkıyor. O esnada Türk devlet güçleri annemi tekrar tarıyor. Bu sabah bir arkadaşım beni telefonla arayarak, yanına gidemediğim babamın yaralı olarak bodrumda tutulmaya devam ettiğini söyledi. Devlet güçlerinin izin vermeyişinden, daha gidip babamı hastaneye kaldıramadım.”
Boyun eğmedik, eğmeyeceğiz
Annesinin vasiyesitin “Özgür Kürdistan’da yaşamak” olduğunu belirten İnan, “İnşaallah bu dileği gerçekleşir. Biz bu saldırılara boyun eğmedik, eğmeyeceğiz de” dedi. “Yasak kaldırılmazsa bu cenazeler çürüyüp gidecek” diye isyan eden İnan, “Barbarca bir saldırı altındayız. Sabahtan beri Silopi semalarında savaş uçakları uçuyor. Büyük bir katliamla karşı karşıya Silopi halkı“ diye konuştu. Direnişi büyütme çağrısında bulunan İnan, “Tüm devrimci güçler ayaklanmalı direnişi sahiplenmeli” dedi.
Pencerede bombayla vurdular
Silopi’de katledilen 11 yaşındaki Mehmet Mete’nin amcasının oğlu aynı isimdeki Mehmet Mete, “Evinde sofrada yemek yerken, gelen patlama seslerini duyunca çocuk aklıya pencereye çıkıyor. Pencerede iken, işgalci güçler tarafından kurşunla değil, 40’lık topla hedef alınarak öldürülüyor” dedi.
Beyaz bayrağa da ateş açtılar
Çocuğun cenazesini kendisinin taşıdığını anlatan Mete, şöyle devam etti: “Şarapnel parçası sağ gözünden girip ensesinden çıkmıştı. Ambulansı aradık, gelmedi. Ambulans için bizden bir kilometreden fazla uzak yerde olan İpek Yolu’na getirmemizi istediler. Biz evden çıktıktan sonra, Emniyet Müdürlüğü’nün yakınlarına geldiğimizde, elimizde beyaz bayrak olmasına rağmen bizi taradılar. Biz de korunmak için duvarın arkasına geçtik. Daha o saate kadar da, rahmetli olan yeğenim Mehmet’in gözleri açık ve nefes alıyordu.”
4 gündür gasilhanede
Cenazenin 4 gündür caminin gasilhanesinde bekletildiğini belirten Mete, “Kokmasın diye elbiselerini çıkardık. Ama imkanı yok yine kokuyor. Caminin morgu yok” dedi.
Evin bahçesine gömdüler
80 yaşındaki Yusuf Aybi’nin top atışları nedeniyle kalp krizi sonucu yaşamını yitirdiğini hatırlatan Mete, “Oğlu cenazesini yasaklar nedeniyle kendi bahçesine gömdü. Böyle devam ederse onları muhafaza etme imkanı yok. Camide de kokuyor, evlerde de kokuyor. Bahçesi olan bahçesine, olmayan da komşusunun ya da yakınının bahçesine gömecek” diye konuştu.
Heronlar tepemizde
“Devlet güçleri, Silopi’de şehrin dört bir yanını sarmışlar ve aralıksız bir şekilde durmadan bomba atışları yapıyorlar. Kendi gözümle gördüm, keçiye bile bomba attılar. Heronlar tepemizde dolaşıyor, bunların verdiği bilgilerden sonra sivil hedefler vuruluyor” diyen Mete, “Avrupa’daki halkımızın artık ayağa kalkıp bizleri sahiplenmesi gerekiyor” çağrısında bulundu.
Cenazesine bile ulaşılamıyor
81 yaşındaki Hüseyin Güzel’in oğlu Cabbar Güzel ise babasının top sesleri nedeniyle kalp krizi geçirerek yaşamını yitirdiğini anlattı. “Annem geçen hafta yaşamını yitirdi, şimdi babam katledildi ve yasak nedeniyle cenazesine bile ulaşamıyorum” diyen Güzel, “Kılıçdaroğlu, televizyonda yaşananların bedelini kim ödeyecek diye soruyordu. Biz maddi olarak birşeyler elde etmenin peşinde değiliz. Öldürülüyoruz, cenazelerimizi bile alamıyoruz. Bu hangi din, hangi hukukta var. Hiçbir din, hiçbir hukuk ve hiçbir kitap bunu kabul etmez. Kaç gün geçti cenazemizi daha görmedik” diye isyan etti.
RAMAZAN MARANKOZ/HABER MERKEZ
Silopi kenetlendi
Silopi’de işgalci güçlere karşı barikatlarda 10 gündür direnen gençler saldırı altındaki halkın da yardımına koşuyor, erzak vb. ihtiyaçlarını karşılıyor.
Öz yönetim direnişinin sürdüğü Şırnak’ın Silopi ilçesinde Başak, Barbaros, Nuh ve Cudi mahallelerine yönelik saldırılar tüm şiddetiyle devam ediyor. Tank, top ve ağır silahlarla yapılan saldırılara karşı barikatın ardından direnen Silopi halkı, evleri bombalanan yurttaşlarla kapılarını açarak ekmek ve erzaklarını bölüşüyor. Saldırıların yoğunlukla yaşandığı Başak ve Barbaros mahallesinde kadınlar top ve ağır silahların sesleri altında ekmek pişiriyor. Pişirilen ekmekler evleri yıkılan ve mahallede güvenli evlere sığınan yurttaşlarla paylaşılıyor. Başak Mahallesi’nde bombardıman ve top seslerinin altında ekmek pişiren bir anne, hem hamurunu yoğuruyor hem de kanının son damlasına kadar direniş kararlılığını ifade ediyor.
Gençler yardıma koşuyor
Mahallede sürekli gezinen gençler önceden hazırlıklı olarak evleri dolaşıp ailelerin ihtiyaçlarını tespit ediyorlar. Evleri yıkılan ailelerle özellikle ilgilenen gençler, hemen kalacakları yer temini arayışına giriyorlar. Aileler yerleştirildikten sonra bazı kayıtlar alınıyor. Bir süre sonra omuzlarında torbalarla gençler görünüyor. Omuzlarındaki gıda malzemelerini ihtiyaç sahiplerine ulaştırıyorlar. Devletin tüm zulmüne karşı barikatların arkasında sonuna kadar direneceklerini belirten gençler kazanacaklarından emin bir şekilde mahallelerdeki çalışmalarına devam ediyor. Düşün yakamızdan Barikatların arkasında kendi öz savunmalarını yapanlarla dayanışmak ve ihtiyaçlarını gidermek için kapı kapı dolaştıklarını ifade eden İlyas Yağan (42) isimli yurttaş, şu ana kadar onlarca yurttaşa erzak dağıtıldığını ve kendi ihtiyaçlarının kendilerinin giderdiğini belirtti. Devlet güçlerinin saldırıları altında Silopi’de komünal yaşamın vücut bulduğunu dile getiren Yağan, “Bizim ne devlete nede başkalarına ihtiyacımız yok. Yeter ki bizleri rahat bıraksınlar. Şu on günlük süre zarfı içerisinde 12 canımızı katlettiler. Bizim yakamızdan düşün artık. Eğer bir devlet kendi vatandaşını tanklarla bombalıyorsa biz o devleti tanımıyoruz artık” dedi.
DİHA/ŞIRNAK
Devletin DAİŞ/Esedullah maskesi
Silopi’de 10 gündür öz yönetim alanlarına giremeyen devlet güçleri kentin diğer mahallerinde kendilerini “DAİŞ ve Esedullah timi” olarak tanıtıp halka işkence yapıyor. Nuh Mahallesi’nde 58’inci caddedeki evinin duvarının yüzleri maskeli özel timlerce balyozlarla kırıldığını belirten Veysel B. isimli yurttaş, kendisine ve komşularına 2 gün boyunca işkence yaptıklarını söyledi. Evine giren kişilerin kendisine “Biz DAİŞ’iz, Esedullah’ın timleriyiz” dediğini aktaran Veysel B. şöyle konuştu: “Bizi ve komşularımızı bir bodruma koyup saatlerce işkence ettiler. DAİŞ sloganı atıyorlardı. ‘Biz DAİŞ’iz, Eseddullah’ın timleriyiz’, kökünüzü kurutacağız’ diyorlardı. Bize işkence ettikten sonra kendileri merdiven aralarında beklerken, bizleri zorla dama çıkartıp keskin nişancıların hedefine koymaya çalıştılar. Dama çıkmayınca yine işkence yaptılar.”