Aydın Doğan’ın mütevazi yaşamını ve devrimci kişiliğini ben ilk kez Hüseyin Aykol’un kaleminden öğrenebildim. Bulunduğumuz mekana ulaşan “Gece - Kirli Savaş” isimli tiyatro oyunu bir solukta okunan, bu beton yığınları dehlizinde yüreklere su serpen, soğuk kış havasında yürekleri umutla ısıtan, karanlığı aydınlatan bir fener misali bir kitapçık.
Herkesin tiyatroya gidip izleme imkanı olmayabilir ama herkesin bu kitapçığı alma ve bir saat içinde okuyup bitirme şansı var. Yalın bir dille, halkın hasretini çektiği bir konuyu anlatıyor bu tiyatro eseri. Bir gerilla ile bir askerin yaralı halleriyle siperdeki diyaloglarını son derece derin, felsefik ve yaşamsal kavramların eşliğinde sunuyor.
Bu eser, sözün gücünü ortaya koymasıyla müthiş başarılı olmuş. Eğer tiyatro, çağa tutulan bir ayna ise Aydın Doğan bu eseriyle bunu çok iyi başarmış; çünkü sözün gücü, yaraları iyileştirebilir. Samimi sözün güzelliği sorunları çözebilir.
“Kirli savaş”, adı üzerinde kirlidir! Anlam, bu kirliliğin panzehiridir. Anlamın gücü, sözde, muhabbette, sevgide, tevazuda ve empatidedir. Anlam, reddediş değil, kabullenmedir. Farklılıklara, gerçekliğe ve hakikate saygıdır.
Gerilla ile askerin diyalogu çok sade ve anlaşılır bir zamanı kapsarken, her iki tarafa da eşit mesafede duran bir yaklaşımla ortaya çıkan bir derviş ozan, çözümün yolunu göstermekte. Tiyatro eserinde dile getirilen her kelime hazine değerindedir.
Oyunun son sahnesinde, anaların duyguları, barış tülbentleriyle dile gelmekte. Anaların saf, temiz, yaşamsal doğasıyla ortaya konulan barış istemi, tarafların kendi dilleriyle “aşitî” ve “barış” olarak seslendirildiğinde insanın sevinç gözyaşlarına yol açıyor.
Kadim bir tiyatrocu olarak pek çok değerli tiyatro eserlerini yayınlama konusunda istek ve titizliği ile bilinen Yaba Yayınları’nın Yayın Yönetmeni Aydın Doğan’ın bu eserinin en kısa dönemde sahneye konulabilmesi dileğiyle...
NEVZAT ÇAPKIN / Siirt E Tipi Cezaevi’nde tutsak
Kirli savaşı anlatmak