
Şimdiye kadar Ehmedê Xanî’nin Mem û Zîn’i Kurmancî olarak biliniyordu. Ama Şewçila dergisinin son sayısında ilk kez Kirmanckî lehçesi ile yayımlandı. Bunu anlatır mısınız?
Ocak 2009’da 65 yaşındayken vefat etmiş olan Mehdî Özsoy tarafından 1976 yılında kaleme alınmış ama otuz-kırk yıl sonra ortaya çıkıyor, duyuluyor. Bunca zaman ortaya çıkmayışı, gecikmesi, Kürtlerin yaşadığı şartlarla açıklanabilir. Sadece Mem û Zîn manzumesi değil, Mehdî Özsoy’un birçok şiiri daha mevcuttur. Eline geçen her kâğıda karalayıp bir yerlerde saklamış. Ölümünden üç dört yıl sonra, yani geçen sonbaharda, oğlu, sararmış, eskimiş kâğıt tomarlarından oluşan karalamalarını bana verdi. Yoğun bir şekilde üzerinde çalıştım. Bunlardan Mem û Zîn’î Şewçila’da yayımladık. Tüm şiirlerinden oluşan divanını, hayat hikâyesiyle birlikte yakın bir zamanda Kürt edebiyatına katacağız inşallah.
Şêx Alî Palewî ailesinden olan Mehdî Özsoy’un Latin alfabesiyle yazdığı Kirmanckî şiirleri, klasik edebiyatımız açısından önemli bir yer tutacaktır. Ehmedê Xanî’nin Mem û Zîn’i gibi her mısrası on hece üzerine kurulu çok sağlam kafiye düzenine sahip bir metin olan Kirmanckî Mem û Zîn manzumesi, 195 beyitten yani 390 mısradan oluşuyor. Xanî’nin Mem û Zîn’i, farklı bölümleriyle tam bir mesnevidir; ama Mehdî Özsoy’un Mem û Zîni sadece hikâyeden oluşuyor.
Mem û Zîn’in Kirmanckî lehçesi ile günümüzde yayımlanmasının anlamı nedir?
Bir kere Mem û Zîn Kürt edebiyatının tacıdır. Kürt uluslaşmasının mayasıdır, hamurudur. Mem û Zîn, sözlü Kürt edebiyatının çok önemli bir eseri olan “Memê Alan” destanına dayanılarak yazılmıştır. Ehmedê Xanî’de de, Mehdî Özsoy’da da bu böyledir. Memê Alan destanı, Kurmancî lehçesinde olduğu gibi Kirmanckî (Zazakî) lehçesinde de farklı versiyonları olan yaygın bir destandır. Kirmanckî’de Mem û Zîn’in olması, Kirmanckî’nin saygınlığına önemli bir katkıdır. Farklı nedenler, faktörler sayılabilir; ama çoğu dilin yok olmasında belki de asıl neden dilin saygınlığıdır. Edebi eserler, her zaman dile prestij sağlamıştır. Bu açıdan Kirmanckî’de önemli edebi eserlerin olması, dilin saygınlığı ve yaşaması açısından çok önemlidir.
Kürt uluslaşması açısından, Kürt edebiyatı ve kimliğinin oluşması açısından, Ehmedê Xanî’nin Mem û Zîn’i elbette bir şaheserdir, rakibi yoktur. Mehdî Özsoy’un Mem û Zîn’i mütevazidir, Xanî’ninki ile karşılaştırılamaz. Ama Kürtlerin milli birliği açısından baktığımızda, Kirmanckî’de Mem û Zîn’in olması çok değerlidir. Örneğin, Kürtlerin resmi lehçesi olan Soranîce’ye Kurmancî’den çevrilmiş ama Kirmanckî’de farklı olarak yazılmış. Bu bile tek başına Kirmanckî’ye çok önemli bir katkıdır. Kürt edebiyatı üzerinde çalışanlar, akademisyenler daha şimdiden ilgi göstermeye başladılar. Mem û Zîn üzerinde çalışan herkes bundan sonra Kirmanckî Mem û Zîn’den de bahsedecektir. Bu, Kirmanckî’nin popülerleşmesi açısından önemli bir durumdur, diye düşünüyorum.
Kirmanckî lehçesinde her geçen gün yayınlar artıyor. Bu iyiye mi işaret?
Evet. Umut veriyor en azından. Kuzey Kürdistan’da Kürtlerin dilinin, kültürünün, sanat ve edebiyatının genel durumu biliniyor. Bir taraftan çok ağır yasaklar, baskılar; diğer taraftan muazzam bir şekilde işleyen asimilasyon çarkı. Tabi “Kürtçe” derken, homojen bir dilden değil birkaç lehçeden oluşan bir dilden söz ediyoruz. Örneğin, Kuzey Kürdistan’da Kurmancî Kürtçesi ağır baskı altındayken, hiç olmazsa Kafkasya bölgesinde, Ermenistan’da, yine Batı Kürdistan’da Kurmancî edebiyatı kimi gelişmeler kaydetti. Her ne kadar dil ve edebiyattaki bu gelişmeler senkronik bir şekilde Kuzey’e ulaşmasa da duyulması bile çok önemli bir etki yapıyordu. Ama sadece Kuzey Kürdistan’ın bir bölümünde konuşulan Kirmanckî (Zazakî) lehçesi için durum çok vahimdir. Son yıllarda yazılı edebiyat açısından önemli adımların atıldığı görülüyor. Eğer buna paralel bir şekilde dil bilinci gelişirse, bu yayınlar gerçekten anlam bulur.
Kirmanckî yayınları dilin kullanımı ve gelişimi açısından nasıl değerlendiriyorsunuz?
Dili düzgün, doğru kullanmak dilin gelişimine olumlu etki yaptığı gibi dilin yanlış kullanımının da olumsuz etki yaptığı bilinmelidir. Bu konuda şunu açıkça söyleyeyim: Vate ve Şewçila dergilerinde, Newepel gazetesinde, Kirmanckî, doğal yapısı korunarak işleniyor. İnternet üzerinden yayın yapan Zazakî.Net sitesinde ve yine Vate Yayınevi ile Roşna Yayınevi’nden çıkan kitaplarda kullanılan dil, aynı şekilde düzgün kullanılmaktadır. Kirmanckî’nin gelişimi, Kirmanckî edebiyatının ortaya çıkışı zaten bu çalışmalar çevresindedir. Bunlar sivil, bireysel gayretlerdir.
Bunların dışında da kimi gazete ve internet siteleri elbette Kirmanckî’ye yer veriyorlar. Ama dilin kullanımı açısından sorunludurlar. Dili düzgün kullanmak çok önemlidir. Burada Konfüçyüs’ün dile yönelik düşüncelerini hatırlayalım. Dili bozarak, başkalaştırarak, deforme ederek, dolayısıyla anlaşılmaz bir şekilde işlemek dile zarar veriyor. Kürtçe eğitimin olmaması ve ağır asimilasyon koşulları elbette Kürtlerde, bireylerin düşünme sisteminde büyük tahribatlar yapmıştır. Örneğin, Türkçe konuşurken Kürtçe düşünmek nasıl ki konuşma biçimini bozuyorsa, Kürtçe konuşup yazarken de Türkçe düşünmek dili yaralıyor, anlaşılmaz kılıyor. Sözüm ona milliyetçilik yaparak, bir zamanlar öz Türkçecilerin yaptığı gibi, boyuna köksüz saçma sözcükler üretmenin dile bir faydası yoktur. Dilin cümle yapısıyla, sentaks ve semantiğiyle dil olduğu unutulmamalı.
Kirmanckî lehçesi ile yayınlanan kitapların sayısı ve türleri nedir?
İlk yayımlanan Kirmanckî kitap olan Ehmedê Xasî’nin Mewludê Kirdî adlı eseri, 1899’da Diyarbekîr’de yayımlandı. O günden bu yana iki yüze yakın kitap yayımlanmış sanırım. Bunların büyük çoğunluğu son on, on beş yılda yayımlandı. Bunlardan 19’u şiir, 22’si öykü, sekizi roman olmak üzere, 50 kadarı edebi türdür. Diğerleri ise sözlük, gramer, folklor, çocuk kitapları, dini kitaplar ve çeşitli dallarda çevirilerdir. Özellikle üniversitelerde Kürtçe bölümlerinin açılması, hatırı sayılır bir okur kitlesini de oluşturdu diyebilirim. Eğer Kürtçenin gelişmesini, resmi dil olmasını, Kürtçe eğitim-öğretimin olmasını istiyorsak, tüm Kürtler, kurumlarıyla birlikte Kürtçenin önünü açacak en ufak bir imkandan dahi sonuna kadar yararlanmalıdır. Ama maalesef, herhangi bir dil politikasına sahip olmadığımızdan, Kürtçenin gelişimine neyin nasıl faydalı olacağı konusunda sağlıklı bir düşünceye sahip değiliz. Bu durumdan, dezavantajlı bir konumda olan Kirmanckî lehçesi daha olumsuz etkilenmektedir.
ERDOÐAN YENER