38’de Dêrsim’e ağırlıklı olarak uygulanan fiziki soykırım, bugün kültürel kırımla devam ediyor. Devletin sosyo-kültürel alanda kurmaya çalıştığı hegomonya kente girdiğimizde bütün boyutlarıyla hissediliyor. Hızlı bir yapılaşmanın olduğu Dêrsim’de değişim mimari üzerinden de anlaşılabiliyor. Büyük kompleks yapılar devletin varlığını daha çok hissettirecek bir nitelikle örülüyor. Bunların en başında da cezaevi mimarisini andıran üniversite var. Devletin ideolojik aygıtlarından olan eğitim aygıtı, 38’den beri uygulana gelen ve görece başarıya ulaşan yeni nesil yaratma projesini üniversite ile bir üst aşamaya geçirmiş durumda.

Devletin bütün bu hamlelerine karşı mücadele sürüyor ve devrimci geleneğin sistemle olan savaşımı sadece siyasal alanda değil, sosyo- kültürel alanda da devam ediyor. Munzur Doğa ve Kültür Festivali de bu savaşımın önemli simgelerinden. Bu yıl on üçüncüsü yapılan festivalin ana temasının ‘Kültürel ve Ekolojik Kırıma Karşı Diren Dêrsim’ olarak belirlenmesi de bu savaşımın cepheden sürdürüldüğünün kanıtı niteliğinde. Hem de mücadele önceki senelerden daha fazla birlik ruhuyla yürütülüyor.

Kirmanckî daha etkin olmalı

 Festival için kente geldiğinizde kentin girişinde yazılı ‘Xêr Ame’ yazısı Dêrsim’in unutulmaya yüz tutmuş dili için gösterilen çabanın ifadesi. Dil ve kültür arasındaki o sıkı bağı düşünecek olursak festivalin başarısının dili en etkin şekilde kullanmasından geçtiğini biliyoruz. Festival bu konuda önemli bir refleks geliştirse de anadilin sosyal hayatın içinde daha etkin kullanılmasına ilişkin farkı disiplinlerde daha fazla etkinlik düzenlenebilirdi. Tabii 90 yıllık asimilasyon sürecinin getirdiği bir takım yapısal sorunlar bulunsa da kentte anadilin çok az konuşulmasına neden olan sosyal- kültürel yapının dönüştürülmesine yönelik çabalar da gerçekleştirilebilinir. Festival bu anlamıyla motive edici bir özelliği de sahip.

Dorme Xo Pak Bijerîme

Bütün bunların yanında unutulmakta olan Kirmanckî sosyal hayatın içinde özellikle belediye çalışmaları içinde önemli bir yer teşkil ediyor. Belediye’ye bağlı Gençlik Kültür Merkezi’nde Kirmanckî çocuk ve kadın korosu çalışmalarını sürdürüyor. Koroyu çalıştıran Zelemele’den Mehmet Ali’yle konuştuğumuzda koronun yok olmakla karşı karşıya olan dili gelecek kuşaklara aktarmak için önemli bir köprü olduğunu belirtiyor. Kirmanckî belediyenin diğer hizmetlerinde de yerini buluyor. Özellikle belediyenin yeni aldığı temizlik araçlarında “Dorme Xo Pak Bijerîme (Çevremizi temiz tutalım) yazısının yer alması Kirmanckî’nin halka buluşması anlamında sevindirici bir gelişme. Ayrıca kent esnafının işyerlerine koyduğu Kirmanckî ve Kurmancî isimler de dile sahip çıkma bilincinin küçük adımları olarak düşünülebilir.

Munzur artık lal

Festivalle birlikte canlanan bir kent havasına giren Dêrsim’de belki de 38 Soykırımı’ndan sonra yaşanan en büyük acıların nedeni ise barajlar. Coğrafyanın doğasını değiştiren barajlar diğer kompleks yapılar gibi Dêrsim’i Dêrsim yapan doğasını yok etmeye programlanmış. Yüzyıllardır yatağında büyük bir coşku ve asiliğiyle akan Munzur’un önüne çekilen barajlar nedeni ile Munzur artık durgun. Sömürgeciler uyguladıkları kültürel soykırım politikaları ile Dêrsim’i yozlaştırıp kendi değerlerinden koparmak isterken bunun bir ayağını da Dêrsimlilerin bir çok kilamına, hikayesine, inancına, tarihine konu olmuş Munzur üzerinden yapmayı planlıyor. Egemenler, Dêrsimlilerin zihninde özgürlük ve asiliğin sembolü olan Munzur’a saldırarak aynı zamanda moral değerleri yok etmeye çalışıyor. Munzur ise bütün bu yaşananlara tıpkı 38’deki trajedi karşısında sözün anlamını yitirdiğini düşünüp susan büyüklerimiz gibi artık lal...

Gola Çetu Munzur’u arıyor

Sadece Munzur değil bu trajediyi yaşayan. Peki yaşam mücadelesi veren Gola Çetu’nun içinde bulunduğu acıyı hangi etkinlikte anlatacağız. Belirli zamanlardaki temsili boyut kazanan eylemlerimizle Munzur’un sesini arayan Gola Çetu’ya Munzur’un sesini duyurabilecek miyiz? Ya da Munzur’a, Gola Çetu’nun nerede olduğunu söyleyebilecek miyiz? Kim anlatmaya cesaret edecek yıllardır dağlarda, bu topraklarda daha özgür yaşamak için direnen ve öldürülen büyüklerimize Gola Çetu ve Munzur’un içinde bulunduğu durumu… Sömürgecilerin üzerimize saldığı bu laneti kim temizleyecek! Ama çocuklarımız bu soykırımın acısıyla büyüyor, çok geçmez yetişirler bu laneti üzerimizden söküp atmaya…

Kışanak semah döndü

Festival artık geleneksel hale gelen Varvara folklor ekibinin gösterisiyle start aldı. Geleneksel ezgilerin davul-zurna ile çalındığı etkinlikte yaşlı ve gençler birlikte oynadılar. Ardından “Dêrsim’de Dört mevsim” fotoğraf sergisi açıldı. İlk gün Dêrsim’in inanç kimliğine ilişkin etkinlikler öne çıktı. Alevi- Kızılbaş inanç geleneğine ilişkin düzenlenen panelde anadilde ibadet, Alevilerin iktidar ile olan ilişkileri, Gezi direnişinde Alevilerin rolü, İslam ve Alevilik konuları tartışıldı. Günün en önemli etkinliği ise Cemevi’nde yapılan Birlik Cemi’ydi. Gençlerin çoğunlukta olduğu cem Kırmanckî ve Kurmancî olarak yapıldı. Cem’in konukları arasında BDP Eşbaşkanı Gülten Kışanak da yer aldı. Kışanak, ceme katılanlarla birlikte semah döndü. Kışanak’ın semah konusunda başarısı ise gözlerden kaçmadı.
Akşam saatlerinde yapılan konserde ise GKM Omedya Mestu Çocuk Korosu, Grup İsyan Ateşi, Abdal-Haluk Tolga İlhan, Erdal Erzincan, İlkay Akkaya ve Grup Vardiya sahne aldı.  


ÖNDER ELALDI/DÊRSIM