
En fazla Aleviler ihtiyaç duyuyor
Alevi toplumunun Türkiye'de özgürlük ve demokrasiye en fazla ihtiyaç duyan kesim olduğuna vurgu yapan Kışanak, sözlerine şöyle devam etti: "Alevi toplumunun bu süreci çok daha yakından takip etmesi, katılması, yön vermesi ve anlaması gerektiğini düşünüyoruz. Özgürlük ve demokrasiye ihtiyacı olan Alevilerin bu süreçte aktif ve etkin olmaları önemlidir. Sürece ilişkin ortaya çıkabilecek sonuçlarda payına düşen özgürlükleri almada birinci derecede sorumludur." Kürt sorununun demokratik yöntemlerle çözümü ve tüm Türkiye'nin demokratikleşmesi için emek verdiklerini belirten Kışanak, "Türkiye'de demokratik bir yönetim tarzı benimsenmeden Kürt sorunu çözülemez. Aynı şekilde sorunu çözemeyen bir yönetim anlayışı da demokratik olamaz. Bu ikisini birlikte başarmak zorundayız. Birileri ısrarla bu ikisini birbirinden ayırmaya çalışıyor. Kürt sorunu ile Türkiye'nin demokratikleşmesi sorunu birbirinden ayrılamaz" diye konuştu.
'Özgürlük herkes için olmalıdır'
Temel hak ve özgürlükleri teminat altına almayan yönetim anlayışının demokratik bir anlayış olmadığını ifade eden Kışanak, "Kürt sorunu bu ülkede yaşayan 20 milyon Kürt'ün temel hak ve özgürlükleri ile ilgili bir sorundur. Fakat bu hak ve özgürlüklerin belli kesimlere verilip, belli kesimlere verilmemesi anlayışına da karşıyız. Özgürlükler herkes için olmalıdır" vurgusunu yaptı. Türkiye'nin yeniden yapılanması demokratik bir cumhuriyete kavuşması ve şimdiye kadar cumhuriyetin eksik olan demokrasi ayağının tamamlanması gerektiğini belirten Kışanak, "Hem Kürtlerin hem de diğer kesimlerin temel ve özgürlüklerine kavuşabilecekleri yeni bir yönetimin olması gerektiğini düşünüyoruz. Yeniden toplumsal bir inşa olması gerekir" diye konuştu.
Temel haklara güvence
Kışanak, AKP Hükümeti'nin sadece silahların susmasına odaklandığını dile getirerek, "Biz silahların susmasını istiyoruz. Artık hiç kimsenin ölmediği bir ortam istiyoruz. Bunun için toplumsal barış şart. Bir ülkede adaletin olmadığı yerde çatışma çıkar. Çatışmanın olmaması için temel hak ve özgürlüklerin teminat altına alınması gerekir. Biz hem silahların susmasını hem de temel hak ve özgürlülerin önündeki engellerin kalkmasını istiyoruz" dedi.
Hükümet yürütüyor aldatmacası
Hükümetin bu süreci tek başına yönetiyor görüntüsü verdiğini dile getiren Kışanak, şu değerlendirmeyi yaptı: "Biz buna katılmıyoruz. Hükümet bu sorunu tek başına çözmede başarılı olamaz. Bu süreci hükümet tek başına yürütmüyor. Hükümetin böyle bir dili kullanması yanlıştır. Sürecin içinde devlet konsepti de var. Bu sürecin kendisi topyekun bir değişim olursa anlam kazanır. Kürt sorunu çözüme evirilmiş ise bu ülkede direnen, yanlışa karşı çıkan duyarlı kesimlerin mücadelesi ile bu aşamaya geldi."
'Sürece herkes katkı sunmalı'
Bu ülkede Kürtlerin mücadelesi olduğu kadar Alevi ve emekçilerin demokrasi mücadelesinin önemli olduğunu belirten Kışanak, "Bu sürece herkesin katkısı sunması lazım. Herkesin bu sürecin aktörü olması gerekir. Süreci sadece PKK ile devlet arasında görünen bir gelişme olarak görmemeliyiz. Bundan dolayı herkesin bu çözüm sürecinin içinde yer alması anlamlı ve olumludur. Aksi taktirde hem Kürtler hem Aleviler hem de diğer kesimler yine bu baskıcı, otoriter yapı ile baş başa kalır" dedi.
'Katılım az olursa kazanım da az olur'
Kürt hareketinin kendisini Türkiye'nin demokratikleşmesi için motor güç olarak gördüğünü ifade eden Kışanak, "Tarih böyle bir sorumluluk yükledi bize. Biz de bu sorumluluğun bilinci ile soruna yaklaşıyoruz. Bu süreç değişim ihtiyacından çıkmıştır" şeklinde konuştu. Kışanak, Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan'ın Amed'deki tarihi Newroz'da verdiği mesajda Ortadoğu'daki savaşlara karşı bir seçenek sunduğunu ifade ederek, "ABD ve Rusya endeksli bir kutuplaşmaya karşı Öcalan'ın mesajı farklı bir konsept sunuyor. Biz birlikte eşit, özgür bir yaşamı savunuyoruz. Bize dayatılan savaşları da reddederek bu yaşamı inşa etmede Öcalan'ın mesajı önemlidir" dedi. Kürt hareketinin Aleviliği devrimci bir hareket olarak gördüğünü söyleyen Kışanak, "Alevilerin bu çözüm sürecinin içinde yer almasını istiyoruz. Çünkü bu değişim kaçınılmaz. Katılımların az olduğu yerde kazanımlar da az olur" değerlendirmesini yaptı.
DİHA/ANKARA