
Kışanak, Türk Hükümeti'nin Şam'da özgürlük aradığını ancak sıra Rojava'ya geldiğinde katliam için çetelerin yollandığını belirterek, "Kim inanır bunun İslamiyet adına yapıldığına? Rojava'dakiler Müslüman değil mi? İslam ve inanç değerlerine değer veren kamuoyuna sesleniyorum; Kardeşlikse herkese kardeşlik, çözümse herkes için çözüm, özgürlükse herkes için özgürlük olması gerekiyor. Dünya'nın dört bir yanından çeteleri toplayıp getirip Rojava'yı, Kürdistan'ı işgal edemezsiniz" dedi.
Tek taraflı paket olmaz
BDP Eşbaşkan Yardımcısı Meral Danış Beştaş, tek taraflı hazırlanacak bir paket olmaması gerektiğini söyledi.
Anayasa Uzlaşma Komisyonu'nda yer alan BDP Eşbaşkan Yardımcısı Meral Danış Beştaş, barış sürecinin devamının Türkiye ve halkları için çok önemli olduğunu kaydetti. Beştaş, "Hazırlanan demokrasi paketinin bizimle paylaşılması gerekiyor. Bu tek taraflı hazırlanacak bir paket olmamalı. Niteliği gereği böyle olmamalı. Çözüm sürecinin başlangıcından bugüne kadar hükümet yetkilileri hep şunu söylediler, 'Demokratik siyaset konuşacak. demokratik siyasal kanallar açılacak'. Ama demokratik siyasal kanallar henüz açık değil. Hala, bizim arkadaşlarımız tutuklu, hala yargılanmalar devam ediyor, hala faili meçhul cinayetlerin aydınlatılmasına yönelik ciddi bir çaba göremiyoruz" dedi.
'Değiştirilemez madde olmaz'
Komisyonun çarşamba günkü son oturumunda anayasanın değiştirilemez kabul edilen ilk dört maddesi ele alındı. Yürütülen tartışmaların, "Türkiye siyasetinin tekçi paradigmadan kopuşa tam olarak hazır olmadığını" açıkça ortaya koyduğunu belirten Beştaş, şöyle konuştu: "İlk 4 madde konuşulacaktı. İlk 3 madde değiştirilemez maddelerdir. İki parti (CHP ve MHP) hala bu Anayasa'da 82 Anayasası'nın ilk dört maddesinin olmasını istiyor. Bu korkunç bir şey aslında. İzahi mümkün değil. Yani bir anayasada değiştirilemez madde niye olsun. O anayasayı darbe yapan generaller yaptı. Ve gayrimeşru bir anayasadır. Herkes bu anayasadan şikayetçi. Ama Türkiye siyaseti, iki parti gelip 'hayır bu maddeler değiştirilemez, kuruluş felsefesidir' diyor. Türkiye siyaseti gerçekten bu konularda, kendini aşmak zorunda. Çağın gereklerine, Ortadoğu'da yaşanan gelişmelere yani şu anda Mısır'da, Rojava'da ilk Tunus'ta başlayan Arap baharı diye nitelenen gelişmelere gözlerini kapatarak, kulaklarını tıkayarak, eski paranoyla devam edemez. Siz, hak ve özgürlükleri tanımazsanız, kabul etmezseniz, insanların kimliklerini reddederseniz, bölünme o zaman olur. Asıl demokratikleşmeyle bu etkileşim olumluya evrilebilinir. Ama maalesef şu anda Türkiye siyasetinin bu konuda olgun bir rotada olduğunu söylemem mümkün değil."
'Öcalan demokrasinin garantördür'
Anayasa Uzlaşma Komisyonu'nda barış sürecinin de tartışma konusu olduğunu ifade eden Danış Beştaş, "Komisyonda en çok Kürt sorunu, AKP'nin başkanlık sistemi ve kadın erkek eşitliği konuşuluyor" dedi. Partilerin ortak noktalarının tektipçilik olduğunu ifade eden Danış Beştaş, =unları söyledi: "Bunu henüz aşmadık. Sayın Öcalan, Kürt halk önderi olarak gerçekten bu sürecin mimari. Bu Türkiye halkları ve demokrasisi için inanılmaz bir fırsat. Yani kendisinin 3 Ocak'ta ilk yapılan görüşmede sürece dair ilk açıklamaları ve 21 Mart'ta Diyarbakır'da milyonlara açıklanan mektubu, Türkiye'ye büyük ve yeni bir şans vermiştir. Ve Sayın Öcalan Türkiye'de demokrasinin garantörüdür. Türkiye'de ne zaman paketler ve ilerlemeler tartışılsa ve işte hangi yasada hangi değişikliğin yapılacağı tartışılsa, Kürt hareketinin ve başta Sayın Öcalan'ın görüşleri ve talepleri o sürece damga vuruyor. Aslında sadece Kürtler için değil, Türkiye halklarının tümü için bir perspektif sunuyor. Türkiye'nin önünü açıyor. Yani, şu anda on binlerce insanın yaşamını yitirdiği bir savaşta Ocak ayından bu yana tek bir kişi dahi yaşamını yitirmedi. Bu muazzam bir olanaktır. Bunu büyütmemiz lazım."
ANKARA