Geçtiğimiz günlerde Al Jazeera Türkçe bölümü Diyarbakır muhabiri Mahmut Bozarslan’a konuşan Gültan Kışanak, “Diyarbakır’da kaç petrol kuyusu var, ne kadar üretim yapılıyor, nereye gidiyor, geçmişte ağır çevre faturası vardı, onun durumunu araştırıyoruz. İçme kuyularını kirlettiği yönünde çok ciddi iddialar vardı. Petrol ekonominin ana dinamosudur ama oraya enerji gidiyor, bize kirliliği kalıyor. Elektrik gidiyor borç kalıyor, petrol gidiyor sularımız kirleniyor. Bunu ne Allah kabul eder, ne kul kabul eder, ne demokrasi kabul eder. Kaynaklarını ver ben götüreyim, ne kadar ağır faturası varsa kalsın, bunu kimse kabul etmez” dedi ve ekledi “yereldeki tüm enerji kaynaklarından, yeraltı, yerüstü zenginliklerinden, ekonomik varlıklardan, yerelin pay alması lazım.”

Buna itirazlarsa gecikmedi. Peki Gültan Kışanak yalan-yanlış bigiler mi verdi? Ya da haksız bir talepte mi bulundu?
Keban, Atatürk ve Karakaya barajlarından üretilen elektrik öncelikle nereye sevkedildi? İstanbul, Ankara ve Türkiye metropollerine değil mi? Peki bu barajların yanıbaşındaki köy ve kentler onlarca yıl karanlığa mahkum edilmedi mi? Kürdistan’a yapılan onlarca baraj ve santraldan dolayı doğanın dengesi bozulmadı mı? Düne kadar kıt kanaat geçinen köylüler daha da yoksullaşıp açlığa mahkum edilmedi mi?
Türkiye sınırları içindeki petrol yatakları Kürdistan’da, bunun da başını Batman çekiyor. Batman’da çıkan petrol Kırıkkale Rafinesine gönderilip orada işleniyor. Batman’da çıkarılan petrolün vergisini ise 1100 kilometre uzaklıktaki Kırıkkale alıyor. Peki bu reva mıdır? Bu gasp ve soygun değil midir? Vatandaşları arasında ayrım yapmadığını ileri süren, Kürtleri birinci sınıf vatandaş olarak gördüğünü iddia eden bir devlet bunu yapar mı? Ham petrol Batman‘da refineri kurularak işlense ve 1100 Km’lik nakliye ücreti tasarruf edilse olmaz mı?
Divriği ve Kangal’da çıkarılan demir cevherinin yüzlerce kilometre mesafedeki İskenderun ve Karabük’deki demir-çelik fabrikalarında işlenmesinin anlaşılır bir yanı var mı?  Sen birinin bağ, bostan ve bahçesinde ne varsa yüklenip götüreceksin, sahibi “ne oluyor, nerde hakkım” dediğinde ise sopa gösterip höt diyeceksin! İşte bu olmaz.
Şimdi TC, Kerkük-Yumurtalık petrol boru hattından pay alıyor mu? Alıyor. Niye? Petrol onun olmadığı halde sırf sınırlarından geçtiği için kira bedeli, ücret alıyor. Peki Kürtler, o toprakların sahipleri Amed ve Batman’da çıkan petrolden neden pay istemesin? Neden istediğinde bu yadırgansın, bölücüğe yorulsun?
Birinin bostanından bir kilo xıyar veya kabak alındığında, bunun karşılığı ödenmiyor mu? Ödeniyor ve kimse eşkiyalık edip “hayır ödemiyorum” demiyor. Ödemezsen adın hırsıza, talancı ve gaspçıya çıkmaz mı? Birileri gelip yakana yapışmaz mı?
Peki Kürtler, toprakları üzerinde elde edilen, üretilen petrolden, krom, demir, bakır ve enerjiden neden pay istemesin? Dünyada malının karşılığını istemeyen herhangi bir kimse, devlet veya halk var mı?
Güney Kürdistan’da çıkan petrolden Kürtler pay almıyorlar mı? Alıyorlar. O yakada petrolden pay alan Kürtler, bu yakada neden istemesin?
Kürtler Manavgat’tan İsrail’e satılan sudan pay ve hisse istemiyorlar. Kürtler Zonguldak ve Karabük’te çıkan kömürden pay ve hak istemiyorlar. Kürtler Samsun sınırları içindeki Altınkaya barajından üretilen enerjiden hak talebinde bulunmuyorlar.
Kürtler Antalya, Bodrum ve Kuşadası’nda turizmden elde edilen gelirden, Eskişehir ve Balıkesir’de çıkarılan Bor madenlerinden pay istemiyorlar. Kürtler üzerinde yaşadıkları ve kendilerine ait olan topraklar altındaki ve üstündeki doğal kaynaklardan, zenginliklerden pay ve hak talebinde bulunuyorlar.
Kürdistan’da üretim ve istihdama yönelik tek bir projeye bilinçli olarak imza atmamış, buna karşın bırakalım öncesini, şu son 30 yılda tarım ve hayvancılığı dumura uğratmış ve bu nedenle de halkı açlık ve sefalete sürüklemiş bir devletten çalıp götürdüğü servete Kürtlerin sahip çıkması neden yadırganıyor?
Batman’da çıkan petrolden elde edilen yüz milyarlarca TL Batman’a ve Kürdistan’ın tamamına kışla ve karakol, tank ve top, ordu ve polis olarak geri dönmüyor mu?
Kürt halkının iki asırlık mücadelesi kendisine ait olanı geri alma, toprakları üzerinde egemen olma, tasarrufta bulunma, kendi olma mücadelesidir. Petrolden, enerji ve doğal kaynaklardan pay isteme bu mücadelenin ufak, devede kulak parçasıdır.
Bu başarılır mı? Başarılır. Kürt halkının son 30 yılda katettiği yol, bunun uzak olmadığının kanıtı ve habercisidir.

msahin1@web.de