
Tatort Kurdistan, 66. Frankfurt Uluslararası Kitap Fuarı kapsamında, “Kürt otonomi modeli ve umut” başlıklı bir panel düzenledi. Panelde, avukat Mahmut Şakar ile Rojbîn Kadın Meclisi üyesi yazar Anja Flach sunum yaptı.
‘DAİŞ alternatiften rahatsız’
Türkiye ve uluslararası güçlerin Rojava’ya ve Kobanê’ye mesafeli durmasının toplumsal modele karşıtlıklarıyla ilişkili olduğunu belirten Şakar, sözlerini şöyle sürdürdü: “DAİŞ savaşçıları, bölgedeki Sünni İslam dışı kimliklere, halklara karşı bir yapı oluşturmak istiyor. Rojava’da ise hem etnik hem de dini farklılıkların birlikte yaşama dair bir alternatif yaratıyor olması, onlar açısından rahatsızlık verici bir durum.”
‘Siyaset üstü direniş’
Rojava’da “Demokratik Ulus” modeline yaslanan bir sistem kurulduğunu belirten Şakar, şunları kaydetti: “Öcalan’ın fikirleri Rojava’da kendini buldu. Yeni bir paradigma doğrultusunda üçüncü yol yaratıldı. Kobanê’nin direnişi de halkların yarattığı modelle ilişkili. Bu model, Ortadoğu ve dünya halklarına umut veren bir modeldir. Bu nedenle de halklar, bu modeli korumak istiyor. Kobanê hepimiz adına direniyor. Oradaki, ortak yaşamın direnişidir ve siyaset üstü bir durumdur. Dünyanın her tarafından, Kobanê’nin haritadaki yerini bile bilmeyen insanlar, Latin Amerika’dan Avustralya’ya kadar her yerde bu nedenle sokağa çıktılar.”
‘Muhteşem bir sistem bu!’
Rojava’ya bir heyetle birlikte ziyarete giden ve gözlemlerle bulunan yazar Anja Flach ise sunumunda izlenimlerini anlattı. Rojava’daki kadınların siyasetteki etkinliğini vurgulayan Flach, şunları söyledi: “Kadınlar, politika ve ekonomi alanlarında çok etkin çalışmalar yürütüyor. Çocuk evlilikleri yasak. Çocuk işçiliği yok. Komiteler, her evin eksiklerini, sorunlarını, durumunu biliyor ve bunlara ilişkin etkin çözümler üretmeye çalışıyor. Kadına yönelik şiddete karşı örgütlenmiş bir taban var. Kurulan sistemin çok etik olmasına özellikle dikkat ediliyor. Muhteşem bir sistem bu!”
Bu bir propaganda değil...
Kadınların kendi kooperatifleri ve basın kurumlarını örgütleyerek ataerkil dile ve yaşam biçimine köklü bir savaş açtığını aktaran Flach, “Bu bir propaganda değil: Hiçbir yerde böyle bir sistem yok. Üstelik bu sistem savaş koşullarında inşa edildi; bu nedenle eksikleri de elbette var. Ama eksikleri gidermek için çalışıyorlar” dedi.
Rojava’daki dillerle ilgili de konuşan Flach, görüştüğü Ermenilerin kendisine, “Dilimiz ilk defa Ermenistan dışında bir yerde resmi dil olarak tanındı” dediğini aktardı.
Avrupa’ya eleştiri
Flach, Alman solcularının ve toplumun yeterli duyarlılıkla yaklaşmadığını da belirttiği konuşmasında son olarak şunları kaydetti: “Avrupa ve Almanya’nın duruşu demokrasiyle asla bağdaşmıyor. YPG ve YPJ’ye silah yardımı yapmamak ve katliamı izlemek demokrasi adına çok büyük bir ayıp ve utançtır. Hala bazı insanlar, PKK’ye ve Rojava’ya terörist gözüyle bakıyor.”
HANNAH SEÇİL SCHNORR/FRANKFURT