
Öğretmen Rojbin Kezban Barut da küçük kızı Solin ile birlikte oturma eyleminde yer alıyor. “Öğrencilerimiz ölürken sessiz kalamazdık. Yarın yine olsa yine barışı savunacağız. Bu ülkede yaşayan her bireyin yaşam ve eğitim hakkını savunduk” diyen Barut, neden kızı ile direnişe katıldığını ise şöyle özetliyor: “Çünkü benim öğrencilerim de benim çocuğum. Biz eğitimciler kendi çocuklarımızı ikinci plana bırakıyoruz. Nusaybin’den göç etmek zorunda kalan öğrencim, kapının çarpmasıyla sıranın altına saklanıyorsa bu psikolojik bir travmadır. Buna sessiz kalmamızı kimse isteyemez ve yaptığımızın arkasındayız.
Dindar nesilden Erdoğan nesline!
Yaklaşık 18 milyon öğrencinin ders başı yaptığı yeni eğitim yılında öğrenciler 15 Temmuz darbe girişimi ve sonrasında yaşananlarla ilgili bir hafta sürecek etkinliklere katılacak. Eğitim Bakanlığı tarafından okullar için özel darbe programları oluşturulurken, okullarda öğrencilere ders kitaplarının üzerinde duran broşür içinde darbe girişimi fotoğrafları, ‘FETÖ sözlüğü’ ve ölen insanların fotoğrafları yer aldı. Yine broşür içerisinde darbe girişimi gecesi çekilen çatışmalara ait fotoğraflara yer verildi. Hafta dolayısıyla öğrencilere yönelik hazırlanan video da dikkat çekici. Video, iktidarın ‘dindar nesil’den ‘Erdoğan nesli’ne geçişini hedefliyor. Milli Eğitim Bakanlığı tarafından planlanan “15 Temmuz Demokrasi Zaferi ve Şehitleri Anma Programı” için hazırlanan video, öğrencileri yeni eğitim öğretim yılına hazırlamak yerine, savaşa hazırlık amacı taşıyor. Kötü savaş filmleriyle yarışır tarzda korku, dehşet, kin ve nefreti körükleyecek sahnelere yer verilen videoda aynı zamanda, Türk Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın sesinden İstiklal Marşı’nın tümü okunuyor
78 kat FARK VAR
Halkevleri Eğitim Hakkı Meclisleri, 4+4+4 eğitim sisteminin yürürlüğe girdiği yıldan bu yana aylık olarak hazırladığı Eğitim Hakkı Raporları’nın sonuncusunu duyurdu.
“Eğitimde Gericileşmenin 14 yılı” başlıklı raporda AKP’nin 14 yıllık eğitim politikasının “bir politikasızlık ve plansızlıktan ibaret olduğu” ifade edildi. Raporda, “14 yılda 6 Milli Eğitim Bakanı değişti. Her gelen AKP’li Milli Eğitim Bakanı bir önceki yine AKP’li olan bakanın yaptıklarını beğenmedi değiştirdi. 14 yıl boyunca eğitim sistemi AKP’li bakanların elinde yapboza dönerken öğrenciler veliler ve öğretmenler için enkaza döndü. 14 yıl boyunca 6’sı da AKP’li bakanın, 6’sının da yaptıkları AKP’nin aslında bir eğitim politikasının olmadığının en net göstergesi oldu” denildi. Rapora göre;
* 2015 yılında Türkiye’deki eğitim harcamalarının yüzde 52.3’ünü en zengin yüzde 10’luk kesim gerçekleştirdi. En yoksul yüzde 10’luk kesimin yaptığı eğitim harcaması ise yüzde 0.7’de kaldı. Eğitim için yapılan harcamada iki kesim arasında 78 katlık bir uçurum oluştu. Yoksul aileler harcayabildikleri her 100 liranın sadece 40 kuruşunu eğitime ayırabilirken, en zengin yüzde 10’luk kesim ise 100 liralık harcamasının 4.8 lirasını eğitime harcayabiliyor.
* Türkçe dışındaki anadillerin yok sayılamaya devam edilmesi sürdü. Bu konudaki yaygın kitlesel talepleri görmezden gelinmeye devam ediliyor.