Açlık grevinde olanlar zaten bedenlerini yatırmışlar ölüme, daha fazla yakmasınlar yüreğimizi. Fedai eylemlerle ancak düşman sevinir. Tek tek eksiliyoruz diye sevinirler. Düşmanı sevindirmeyin, kurban olayım daha fazla ölüm olmasın. Kızımı kaybettim, bundan ötesi var mı. Başka gencimizi kaybetmeyelim.

BERİTAN CANÖZER / JİNHA /ANTEP

Zülküf Gezen, Uğur Şakar, Ayten Beçet, Zehra Sağlam, Medya Çınar… ”Daha kaç genç ölecek, oy hawar, Kürdün derdi bitmez mi, acısı dinmez mi” diyor anne Fatma Beçet. Etrafında toplanan onlarca kadının içinde güçlü durmaya çalışıyor, ağlıyor ama gözyaşları akmıyor. Belli, o kadar çok ağlamış ki göz pınarları kurumuş. Anne Fatma, Gebze Kadın Cezaevi’nde Öcalan’ın üzerinde devam eden tecridi protesto etmek için fedai eylem yapan Ayten Beçet’in annesi.

Kızının yaşamına son verdiğini onu arayan cezaevi yönetiminden öğreniyor. İnanmıyor, kim inanır evladının öldüğüne… Kızının cenazesi kaçırıldı, gecenin zifiri karanlığında polis ve jandarma ablukasında defnedildi. ”Kızım daha 24 yaşındaydı, 1 yıl 8 ayı kalmıştı özgür kalmasına” diyor Fatma.

Devletin zulmünden kaçtılar

Ayten’in ailesi 1985’li yıllarda devlet zulmünden kaçıp Antep’e göç etmiş yüzlerce aileden biri. Ayten’in kendi gerçekliğinden hiç kopmadığını belirten Anne Fatma, kızı Ayten’in henüz 18 yaşındayken cezaevine girdiğini ve sonrasında tahliye olduğunu söylüyor. Birkaç ay sonra yeniden gözaltına alınıp tutuklanan Ayten, 9 yıl hapis cezası alıyor.

Annesi, kızı Ayten’i şöyle anlatıyor: ”Kızımın kimseye zararı dokunmazdı. Bir dediğimizi iki etmezdi. Her zaman şen bir çocuk oldu. Kürt olmanın bilinciyle yaşıyordu, her zaman araştırıyordu, bana sürekli yaşanan katliamları soruyordu. Arkadaşlarıyla çok iyi anlaşıyordu. Kimseyle arasında sorun yaşadığına, tartıştığına şahit olmadım. Kızım özgürlük için, barış için kendini feda etti.”

Grevde değildi, çok üzülüyordu

Kızı Ayten’in açlık grevinde olmadığını belirten Anne Fatma, ”Kızım açlık grevinde olan tutsakların bakımını üstlenmişti o yüzden grevde değildi ama çok üzülüyordu. En son Perşembe günü telefonda konuştuk. Bana kızmıştı, ‘Siz neden açlık grevine girmiyorsunuz, aileler neden sessiz’ dedi. Ben de ona hasta olduğumu ve bu nedenle greve giremediğimi söyledim. Bana kızdı. ‘Siz bir şey yapmazsanız ben yapacağım’ dedi ama en fazla greve girer diye düşünüyordum. Eylem yapıp canını feda edeceğini düşünemedim. Bu gençler barış gelsin diye bedenini ölüme yatırdı. Bu gençler özgürlük için canlarından oluyorlar. Birileri duysun artık seslerini. Bizim yüreğimiz yandı, başka ananın yüreği yanmasın. Başka eve ateş düşmesin” diyor.

‘Anaların sesini duyun’ 

”Ben kimseden bir şey beklemiyorum, istemiyorum. Kızımı kaybettim, bundan ötesi var mı” diyen Anne Fatma, Türk devlet yetkililerine seslenerek şöyle dedi: ”Devlet ne zaman görecek, duyacak bu insanların sesini? Neyi bekliyorlar? Daha kaç eve ateş düşsün? Biz sadece barış istiyoruz, özgürlük istiyoruz. Kürt halkının çektiği dert, zulüm yetmedi mi? Başbakana, Cumhurbaşkanına sesleniyorum; anaların sesini duyun.”

Açlık grevindeki eylemcilere de seslenen Anne Fatma, son olarak şunları kaydediyor: ”Açlık grevinde olanlar zaten bedenlerini yatırmışlar ölüme, daha fazla yakmasınlar yüreğimizi. Fedai eylemlerle ancak düşman sevinir. Tek tek eksiliyoruz diye sevinirler. Düşmanı sevindirmeyin, kurban olayım daha fazla ölüm olmasın. Başka gencimizi kaybetmeyelim.”

JİNHA/ANTEP