Kürt Kadın Hareketi'nin çatı örgütü Yüksek Kadınlar Topluluğu (Koma Jinên Bilind-KJB), 26-28 Mayıs tarihleri arasında 7. Olağanüstü Kurultayı’nı gerçekleştirdi. Kurultaya KJB bileşenlerinin yanı sıra Kürdistan’ın dört parçasından ve yurtdışından 110 delege katıldı.

Kürdistan özgürlük mücadelesinde yaşamını yitirenlerin anısına yapılan bir dakikalık saygı duruşu ile başlayan kurultayın açılış konuşmasını KJB Sözcüsü Roza Pınar yaptı. KJB’nin en son kurultayının 9 Ekim 2013 tarihinde yapıldığını hatırlatan Pınar, Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan'ın kadın hareketine yönelik perspektifleri doğrultusunda yürüttükleri kapsamlı tartışmalar sonucu, ahlaki ve politik toplumun inşaası temelinde kadın örgütlülüğünü ve sistemini yeniden ele alma kararına ulaştıklarını söyledi. 


Yeniden yapılanma kararı
Özgür Kadın Hareketi'nin 30 yıllık mücadele sonucunda birçok kazanım ve tecrübe elde ettiğini belirten Pınar, 1987 yılında ilan edilen Yurtsever Kürdistan Kadınlar Birliği'nden ordulaşmaya, ideolojik örgütsel bir oluşuma dayanan kadın partileşmesinin kurulması ardından bir çatı örgütü olan KJB ile bugüne gelinen süreci anlattı. Kadın örgütlülüğünün büyümesinde Kürt Halk Önderi'nin çabalarına dikkat çeken Pınar, "Önderliğimizin ortaya koymuş oluğu çözümlemelerle özgür kadının yaratılmasında ortay koymuş olduğu kadın kurtuluş ideolojisi ilkeleri ile yine son dönemde eşbaşkanlık sistemi ile daima kadın mücadelesine öncülük etmiş ve bizim perspektif kaynağımız olmuştur. Her ne kadar özgürlük yolunda büyük bir mücadele vermiş olsak da kadınların yaşamış olduğu toplumsal sorunlara bir bütünen cevap olma konusunda sistemsel bir dönüşüme ihtiyaç olduğunu gördük. Bu temelde KJB olarak yeniden yapılanmaya karar verdik” şeklinde konuştu.

Bu sistemin esas gücü kadındır

Pınar’ın konuşmasının ardından kurultayın gündemleri belirlendi. Siyasal süreç değerlendirmesini YJA Konsey üyesi Bêrîtan Dêrsim yaptı. Kapitalist sistemin kendisini yerleştirmek istediği her alanda ilkin kadına yöneldiğini belirten Dêrsim, “Erkek egemenlikli sistem kadına hiçbir çıkış kapısı bırakmamaktadır. Günümüzde yaşanan kadın cinayetleri bunun en somut göstergesidir. Kadınlar dünyanın her yerinde aynı sistem tarafından bir kafese alınmakta, nefessiz bırakılmakta ve yaşamın her alanından kopartılmaktadır. Bunun için kadınlar kendisini yakıyor, intihar ediyor. Cinnetin eşiğine gelmiş bir toplum ile karşı karşıyayız. Tüm bunlara çözüm olabilecek sistem, demokratik özgür kadın öncülüğünde gelişebilecek bir sistemdir. Bu sistem de Önderliğimizin yıllardır bize anlatmaya çalıştığı ve tüm dünyaya özgürlük getirecek halkların birlikte yaşayabileceği demokratik konfederal sistemdir. Konfederal sistemin esas öncü gücü de kadınlardır” dedi.

Yerelden genele örgütlenme

Dêrsim’in konuşmasının ardından, diğer önemli gündem maddesi olan ve en çok tartışılan KJB Sözleşmesi’ne geçildi. Daha önce var olan sözleşmede birçok değişikliğe gidildi. Sözleşmede esas alınan konu, toplumsallık boyutunun ön planda tutulması oldu. Yaklaşık bir buçuk gün boyunca tartışılan sözleşme taslağı, alınan öneri ve yapılan tartışmalarla son halini aldı. Ardından karar ve planlamalara gidildi.
Bu temelde KJB, (Özgür Kadınlar Birliği (YJA) adıyla yeniden yapılanarak, yeni bir sistem ve örgütlenme biçimiyle değişikliğe gitti. 31 konsey üyesinden oluşan YJA, her alanın temsilini bulduğu yerelden genele örgütlenme biçimiyle kendisini yapılandırdı. KJB’nin 7. Olağanüstü Kurultayı, 9 Ocak 2013 tarihinde Paris’te katledilen Kürt Özgür Kadın Hareketi’nin öncülerinden olan Sakine Cansız, Fidan Doğan ve Leyla Şaylemez’e atfedildi. Bu temelde kurultayın sloganı; ‘Kadınlar Saraların Mücadelesiyle Demokratik Konfederalizmi İnşa Edecektir’ oldu.

Şimdi özgürleşme zamanı

Kurultay’ın kapanış konuşmasını ise KCK Genel Başkanlık Konseyi Üyesi Sozdar Avesta yaptı. Üç gün süren kurultayın başarısını kutlayan Avesta, "Artık diriliş gerçekleşmiştir, şimdi özgürleşme ve demokratikleşme zamanıdır. Konfederal sistemle, özgür ve demokratik bir yaşama gidilecek sistemin ilk adımları atılmıştır” diye konuştu.
Kürt kadınların geldiği özgürlük düzeyinin azımsanacak bir düzey olmadığını vurgulayan Avesta devamla, "Bütün kadınların, bütün toplumların gözü, kendi değerlerimiz, kendi topraklarımız üzerinde yürüttüğümüz özgürlük mücadelesinin sonuçlarındadır. Biz de üç gündür eksiklik, yetersizlik, ağırlıklarımız üzerinde durduk. Bu eksikliklerin temelinde zihniyet, anlama yetersizliği, kişilik özelliklerine bağlı eksiklikler olduğu kadar sistemin de etkileri vardır. Yine kendini zamanında örgütleyip topluma inememe konularını derinlikli tartıştık ve çözüm yolları üzerinde durduk” dedi.


Artık devrim sürecindeyiz

Kurultayın demokratik ve özgür bir toplum sistemi oluşturmaya dönük olduğuna işaret eden Avesta, sözlerini “Kurultayımız esasta toplumu kendi iradesi, öz gücüne dayalı, kendini yürütebilecek, örgütleyecek, öz savunmasını oluşturacak bir gerçekliğe kavuşturma temelindeki bir yaşam sistemini oluşturmaya yönelik gerçekleşti. Onun için de bu kurultayımıza farklı bir anlam biçiyoruz. 40 yıllık mücadelemiz bugün Rojava’da meyvesini veriyor. Rojava Devrimi ile halklarda demokratik ve özgür bir toplum modelinin geliştirilebileceğine yönelik umut doğmuştur. Artık biz yeni bir sürece giriyoruz. Biz artık devrim sürecindeyiz. Yani devrimleri gerçekleştirmemiz gereken dönemdeyiz” diyerek sürdürdü.

Öcalan'ın özgürlüğü daha yakın

Ortadoğu ve Kürdistan’da sömürgeciliğin kadın ve topluma yönelik saldırılarının henüz son bulmadığını dile getiren Avesta, buna karşı kurultayda ortaya çıkan kararlılık ve idea düzeyinin pratiğe geçirilmesi gerektiğini kaydetti. Avesta, sözlerini şu sözlerle tamamladı: "Özellikle her alanda özgürlüğü elde etme hamlesi her yerde başlatılabilir. Kürt kadınlar artık hem yerel hem de uluslararası düzeyde öncülük rolünü üstlenebilecek düzeydedir. Kürt kadını şimdi her zamankinden daha fazla bilinç sahibi, öz savunmasını güçlendirmiş, örgütlenmiş ve özgürlük ideasında netleşmiştir. Önderliğimizle özgür ülkemizde  yaşayabilme gerçekliğine her zamankinden daha fazla yakınız. Bir kez daha kurultayımız, başta Önderliğimiz olmak üzere tüm kadınlara, tüm analara özgürlük mücadelesi veren herkese kutlu olsun diyorum.”
Kurultay “Bijî Serok Apo”, “Bê Serok Jiyan Nabe”, “Jin Jiyan Azadî” ve “Şehîd Namirin” sloganlarıyla sona erdi.

ANF/BEHDÎNAN