“Zamanımızın ruhu bizlere özgürlük mücadelesini yükseltmeyi emrediyor” diyen KJK Koordinasyonu, “Yüzyılımızı kadın özgürlük çağına dönüştürmek imkan dahilinde olduğu gibi tarihsel zorunluluktur da. Gelin bunun için bütün dünya kadınları olarak ayağa kalkalım” dedi.

KJK Koordinasyonu tarafından 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü vesilesiyle yapılan uzun ve kapsamlı açıklamanın bazı bölümleri şöyle:

Hayatı durdurabilecek güçteyiz

Özgürlük mücadelesi verdiği için devlet zindanlarında esir tutulan on binlerce kadın siyasi tutsağın dört duvar arasında yükselttiği direnişi selamlıyoruz. Sizler bütün psikolojik-fiziki işkencelere, cezalara, tecride rağmen teslimiyeti kabul etmeyen, zindanı bir direniş alanına dönüştüren öncülersiniz. Türk devlet zindanlarında tecride karşı açlık grevinde olan kadın siyasi tutsaklara özel selamlarımızı iletiyor, bütün dünya kadınlarını zindanlardaki yoldaşlara ses olmaya ve onların eylemini güçlü sahiplenmeye çağırıyoruz.

Bilmeliyiz ki kadınlar olarak hayatı durdurabilecek güçteyiz. Yeter ki örgütlü olalım! Takvimdeki bir günle sınırlı kalmamamız, birliğimizi daimi kılmamız ve bunun üzerinden mücadelelerimizi ortaklaştırmamız, çağımızın bize dayattığı temel bir hedef ve ihtiyaçtır.

Direnişe kadınlar öncülük ediyor

Halk ve hareket olarak Türk faşizmine karşı büyük bir direniş içerisindeyiz. Direniş hamlesinin öncülüğünü ise kadınlar yürütüyor. Açlık grevi eyleminin tek talebi, 20 yıldır ada cezaevinde esir tutulan Önderimiz Abdullah Öcalan üzerindeki tecridin kaldırılmasıdır. Türk devleti, İmralı’da kendi yasalarını uygulamamakta ve insan haklarının geçersiz olduğu özel bir sistem yürütmektedir. Türk devletinin üyesi olduğu Avrupa Konseyi’ne bağlı İşkenceyi Önleme Komitesi başta olmak üzere bu konuda sorumlu kurum ve kuruluşlar sessiz kalarak bu işkence ve esaret sistemine onay vermektedir.

Önderimiz Abdullah Öcalan şahsında tecrit edilen, Kürt sorununun demokratik çözümüdür, barış umududur, halkların bir arada yaşamıdır, kadının özgürlüğüdür. Önder Abdullah Öcalan tecrit altında olduğu için TC’de faşizm yükseliyor, savaş ve çatışmalar derinleşiyor, milliyetçilik hortlatılıyor. Faşizm, milliyetçilik, toplumsal düşmanlıklar, savaş ve çatışmalar, ekonomik krizlerden en çok etkilenen ise kadındır.

Öcalan’ın şahsında tecrit edilen bizleriz. En çok biz kadınlarız. O yüzden Önder Abdullah Öcalan’ın özgürlüğü bizim özgürlüğümüzdür, diyoruz. O yüzden eylemdeyiz, o yüzden direnişin öncülüğünü üstleniyoruz. Çünkü O özgür olursa biz de özgürleşiriz. Biz direnişi büyütürsek tecrit kalkar, faşizm yenilir, Kürdistan özgürleşir. Sizlerden ise beklentimiz, bu mücadelemizde yanımızda yer almanız, dayanışma göstermeniz, sesimize ses katmanız, bizimle birlikte Türk faşizmine karşı direnmeniz!

Bugün Erdoğan rejiminin temsil ettiği faşizmi durdurmak için birlik olmalıyız. Faşizmin temel özelliği, kadın düşmanı olmasıdır. O yüzden en çok örgütlü kadının direnişinden korkar. Kürdistan Kadın Özgürlük Hareketi olarak diyoruz ki, yaşamlarımız üzerinde temel bir tehdit oluşturan popülist-faşist iktidarlara karşı mücadelelerimizi ortaklaştırıp birleştirelim. Faşizme karşı kadın direniş cephesini örmenin tam zamanıdır! Kenetlenmenin, el ele vermenin, böylece faşizme geçit vermemenin zamanıdır! Bunu yapabiliriz. Bu direniş ruhuyla Kuzey Kürdistan ve Türkiye’deki kadınların faşizme karşı ortak mücadeleyi yükseltmesi durumunda AKP-MHP faşizminin yıkılacağı kesindir.

Değiştirici gücü ortaya çıkaralım

Kadınlar olarak kısa bir süre içinde yüz binleri, milyonları sokağa dökme gücüne sahibiz. Sayımız her geçen gün daha da yükseliyor. Her geçen gün daha da büyüyoruz. Renkliyiz, dinamiğiz, kararlıyız, iddialıyız, güçlüyüz! Şimdi önemli olan, mücadelemizi daha örgütlü kılarak değiştirici gücü ortaya çıkarmaktır. Çok iyi bilinmeli ki kadın özgürlük mücadelesinin birinci ilkesi, örgütlülüktür. Örgütlülük olmadan özgürlük mümkün olamaz. Bununla birlikte protestoları kalıcı örgütlemelere dönüştürme ihtiyacı bulunmaktadır. 21. yüzyılın bu ilk çeyreğindeki koşullar ve kadınların duruşu, sadece karşı koyma değil özgür yaşamı inşa mücadelesini de elverişli kılmaktadır. Yani artık mücadelemizi bir üst aşamaya sıçratmalıyız. İtirazımızı örgütlü kılıp, antidemokratik, diktatör, erkek egemenlikli sisteme karşı mücadelemizi daha bütünlüklü ve ortak yürütmeliyiz. Zira mücadelelerimiz parçalı kalıp birbirini bütünlemediğinde yeterince değiştirici olamıyoruz. Oysa kadın devrimini gerçekleştirmenin, 21. yüzyılı kadın özgürlük çağına dönüştürmenin tam zamanıdır. Bunun koşulları her zamankinden daha fazla olgunlaşmıştır. Kürdistan Kadın Özgürlük Hareketi olarak küresel düzeyde yürütülen kadın mücadelelerini ortaklaştırmak için önerimizi Dünya Kadın Konfederalizmi olarak isimlendiriyoruz. Dünya Kadın Konfederalizmi, aynılaştırmadan ortaklaştırmayı, özerkliği koruyarak dünya kadınlarının mücadele birliğini geliştirmeyi amaçlıyor. Kadın örgüt ve hareketleri olarak aramızdaki parçalılık ve kopuklukları aşarak ortak tutumlar geliştirebilmeli, ortak mücadele strateji ve taktikler belirleyebilmeli, eylemde de ortaklaşabilmeli, ortak mekanizmalar inşa edebilmeliyiz. Bunun için gerekli olan örgütlenme anlayış ve ilkeleri birlikte tartışmaya ve kararlaştırmaya ihtiyacımız var. Hareket olarak 2002 yılında ilan ettiğimiz ve şu sıralar yeniden üzerinde çalıştığımız, yakın zamanda sizlerle paylaşacağımız Toplumsal Sözleşme bunun için temel bir çerçeve sunabilir.

Kadın özgürlük çağı

Zamanımızın ruhu bizlere özgürlük mücadelesini yükseltmeyi emrediyor. Yüzyılımızı kadın özgürlük çağına dönüştürmek imkan dahilinde olduğu gibi tarihsel bir zorunluluktur da. Gelin bunun için birlik olalım. Bütün dünya kadınları olarak ayağa kalkalım. Biz diyoruz ki kadın direnişi özgürleştirir. Öyleyse direniş ateşinin etrafında buluşalım, el ele verip özgürlüğün halayını çekelim, devrim ateşini gürleştirelim. Sömürgeciliğe, faşizme, işgale ve ataerkilliğe karşı her günü 8 Mart kılıp direnişimizi daimi kılalım. İşte o zaman yaşam değişir. O zaman dünya güzelleşir. O zaman devrim olur. Hep birlikte kadın devrimini büyütüp, geleceğimizi örelim!

 

ANF/BEHDİNAN