KJK yayınladığı 1 Eylül mesajında, AKP soykırım rejimine karşı kesintisiz ve radikal mücadelenin artık zorunlu hale geldiğini kaydetti ve tüm özgürlükçü güçleri ortak direnişi büyütmeye çağırdı.

Komalên Jinên Kurdistan (KJK), 1 Eylül Dünya Barış Günü dolayısıyla yazılı bir açıklama yaptı. KJK, günü özgür ve barışla inşa edilmiş bir dünya yaratacaklarına olan umut ve kararlılıkla kutladıklarını söyledi ve barış, demokrasi ve özgürlük uğruna canlarını feda eden şehitleri andı.

Komalên Jinên Kurdistan (KJK), 1 Eylül Dünya Barış Günü dolayısıyla yazılı bir açıklama yaptı. KJK, günü özgür ve barışla inşa edilmiş bir dünya yaratacaklarına olan umut ve kararlılıkla kutladıklarını söyledi ve barış, demokrasi ve özgürlük uğruna canlarını feda eden şehitleri andı.

Örgütlü birlik ve birleşik mücadele elzem

Tüm halkların ve ezilenlerin özgürce birlikte yaşayabileceği bir dünya ütopyası ile karşıladığı 21. yüzyılın tam bir kaos, çatışma ve ağır savaşlarla dolu bir yüzyıl haline dönüştüğüne dikkat çeken KJK, kapitalist modernite güçleri ve ulus devletlerin Ortadoğu’yu bir kan deryasına buladığını, tahakkümcü, cinsiyetçi uygulamalarının toplumsallık, demokrasi, kadın kırımı, doğa, halkların karşıtlığı temelinde ağır tahribatlara neden olduğu, savaştan güç elde etme hırsıyla halklar ve mezhepler arası çatışmaları körüklediğini vurguladı. KJK, “3. Dünya Savaşı olarak boyutlanan bu kadın ve toplum kırım saldırıları karşısında ezilenlerin, sömürülenlerin örgütlü birliği, örgütlülüğü ve birleşik direniş mücadelesi ile 21. yüzyılı barış, kardeşlik, özgürlük, demokrasi ve önemlisi de kadınların yüzyılı haline getirebiliriz” dedi.

Soykırım rejimi kurumsallaşıyor

Ortadoğu ve Suriye-Rojava merkezinde odaklanan ve giderek tüm insanlığın geleceğini tehdit eden hegemonik savaşın karşısında direnen en önemli gücün Kürdistan halkı ve kadınları olduğuna vurgu yapan KJK, Rojava’da halkların ortak direnişinin ve inşa ettiği özgür, demokratik toplum sistemin, hegemonik güçlerin ve Kürdistan’ı egemenliği altında sömüren ulus devletlerin korkulu rüyası olduğunu söyledi. Bu korku nedeniyle Erdoğan-AKP hükümetinin Kürt düşmanlığı temelinde geliştirdiği politikalarını sınırları dışına taşırarak Rojava-Suriye topraklarını işgale yöneldiğini, içte de baskıyla teslim alma politikası yürüttüğünü kaydetti.

Mutlak tecrit iç savaş demek

KJK, Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’a yönelik mutlak tecride de dikkat çekti ve bu saldırının en tehlikeli ve Türkiye’yi iç savaşa sürükleyecek politika olduğunun altını çizdi. KJK, şöyle devam etti: “5 Nisan 2015 yılından bu yana Önder APO’ dan haber alamamaktayız. İmralı işkence sistemiyle, mutlak tecritle ne yapılmak istendiğini, tüm barış savunucuları, ekolojik hareketler, kadın çevreleri, halklar özenle okumalıdır. Mutlak tecrit hareketimizi ve halkımızı derin kaygılandırmakta ve öfkesini taşırmaktadır. Uzun süredir avukatlarıyla, ailesiyle bile görüşmelerin yaptırılmaması durumun ne kadar tehlikeli boyutlara vardırıldığını göstermektedir. AKP, ateşle, oynamaktadır.”

Kesintisiz ve radikal hamle

Tüm bu saldırıları ‘uluslararası komplonun yeni bir saldırı konsepti’ olarak değerlendiren KJK, “Halkımızın ve özgürlükten, demokrasiden yana tüm kesimlerin bu saldırılar karşısında daha radikal mücadele etmesi artık zorunlu hale gelmiştir. Önder APO’nun özgürlüğünün Türkiye ve Ortadoğu barışına çok büyük bir etkisinin olabilmesi için, kadınları, halklarımızı ve dostlarımızı Önder APO etrafında kenetlenmeye ve her yerde kesintisiz radikal, süreklilik gerektiren özgürlük hamlesini büyüten eylemleri geliştirmeye çağırıyoruz” dedi.

Özgür bir gelecek için

“Faşist diktatörlüğe karşı Türkiye’deki halklar ve demokrasi güçler Kürt halkı ve özgürlük hareketimizle ortak mücadelesini daha fazla güçlendirmelidir” diyen KJK, kapitalist modernite güçlerinin ve bölgedeki ulus devletlerin hegemonik güç çatışmasının daha fazla can kaybına yol açmaması, sömürünün yaşamımızın her alanına hakim olmaması için çağın direniş mücadelesini geliştirmenin hayati önemde olduğunun altını çizdi.

Demokrasi, özgürlük, barıştan yana herkesi direnişi büyütmeye davet eden KJK’nin açıklaması, “Özgür gelecek; sömürüsüz ve savaşsız bir dünya için ortak mücadele edenlerin direnişiyle inşa edilecektir.” n ANF/BEHDÎNAN

Tüm halkların ve ezilenlerin özgürce birlikte yaşayabileceği bir dünya ütopyası ile karşıladığı 21. yüzyılın tam bir kaos, çatışma ve ağır savaşlarla dolu bir yüzyıl haline dönüştüğüne dikkat çeken KJK, kapitalist modernite güçleri ve ulus devletlerin Ortadoğu’yu bir kan deryasına buladığını, tahakkümcü, cinsiyetçi uygulamalarının toplumsallık, demokrasi, kadın kırımı, doğa, halkların karşıtlığı temelinde ağır tahribatlara neden olduğu, savaştan güç elde etme hırsıyla halklar ve mezhepler arası çatışmaları körüklediğini vurguladı. KJK, “3. Dünya Savaşı olarak boyutlanan bu kadın ve toplum kırım saldırıları karşısında ezilenlerin, sömürülenlerin örgütlü birliği, örgütlülüğü ve birleşik direniş mücadelesi ile 21. yüzyılı barış, kardeşlik, özgürlük, demokrasi ve önemlisi de kadınların yüzyılı haline getirebiliriz” dedi.

Soykırım rejimi kurumsallaşıyor

Ortadoğu ve Suriye-Rojava merkezinde odaklanan ve giderek tüm insanlığın geleceğini tehdit eden hegemonik savaşın karşısında direnen en önemli gücün Kürdistan halkı ve kadınları olduğuna vurgu yapan KJK, Rojava’da halkların ortak direnişinin ve inşa ettiği özgür, demokratik toplum sistemin, hegemonik güçlerin ve Kürdistan’ı egemenliği altında sömüren ulus devletlerin korkulu rüyası olduğunu söyledi. Bu korku nedeniyle Erdoğan-AKP hükümetinin Kürt düşmanlığı temelinde geliştirdiği politikalarını sınırları dışına taşırarak Rojava-Suriye topraklarını işgale yöneldiğini, içte de baskıyla teslim alma politikası yürüttüğünü kaydetti.

Mutlak tecrit iç savaş demek

KJK, Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’a yönelik mutlak tecride de dikkat çekti ve bu saldırının en tehlikeli ve Türkiye’yi iç savaşa sürükleyecek politika olduğunun altını çizdi. KJK, şöyle devam etti: “5 Nisan 2015 yılından bu yana Önder APO’ dan haber alamamaktayız. İmralı işkence sistemiyle, mutlak tecritle ne yapılmak istendiğini, tüm barış savunucuları, ekolojik hareketler, kadın çevreleri, halklar özenle okumalıdır. Mutlak tecrit hareketimizi ve halkımızı derin kaygılandırmakta ve öfkesini taşırmaktadır. Uzun süredir avukatlarıyla, ailesiyle bile görüşmelerin yaptırılmaması durumun ne kadar tehlikeli boyutlara vardırıldığını göstermektedir. AKP, ateşle, oynamaktadır.”

Kesintisiz ve radikal hamle

Tüm bu saldırıları ‘uluslararası komplonun yeni bir saldırı konsepti’ olarak değerlendiren KJK, “Halkımızın ve özgürlükten, demokrasiden yana tüm kesimlerin bu saldırılar karşısında daha radikal mücadele etmesi artık zorunlu hale gelmiştir. Önder APO’nun özgürlüğünün Türkiye ve Ortadoğu barışına çok büyük bir etkisinin olabilmesi için, kadınları, halklarımızı ve dostlarımızı Önder APO etrafında kenetlenmeye ve her yerde kesintisiz radikal, süreklilik gerektiren özgürlük hamlesini büyüten eylemleri geliştirmeye çağırıyoruz” dedi.

Özgür bir gelecek için

“Faşist diktatörlüğe karşı Türkiye’deki halklar ve demokrasi güçler Kürt halkı ve özgürlük hareketimizle ortak mücadelesini daha fazla güçlendirmelidir” diyen KJK, kapitalist modernite güçlerinin ve bölgedeki ulus devletlerin hegemonik güç çatışmasının daha fazla can kaybına yol açmaması, sömürünün yaşamımızın her alanına hakim olmaması için çağın direniş mücadelesini geliştirmenin hayati önemde olduğunun altını çizdi.

Demokrasi, özgürlük, barıştan yana herkesi direnişi büyütmeye davet eden KJK’nin açıklaması, “Özgür gelecek; sömürüsüz ve savaşsız bir dünya için ortak mücadele edenlerin direnişiyle inşa edilecektir.”

ANF/BEHDÎNAN