7 Haziran genel seçimleri süreci tamamlanmak üzere. Birkaç güne kadar YSK’nın kesin listeleri açıklanacak, milletvekilleri yemin edecek ve hükümet kurulması için 45 günlük serüven başlayacak. Seçimlerin üzerinden iki hafta geçmesine karşın hala kimlerin hükümet olacağı veya kuracağı bir muamma. Diğer tarafta ise olası hükümet senaryolarını yukarıdan didikleyen cumhurbaşkanı var. 

Siyasal ve ekonomik istikrar, Kürt sorunun demokratik çözümü konusunda AKP-CHP koalisyonu toplumun genelinde akla yatkın görüneni. CHP’nin beklentileri ve cumhurbaşkanının kırmızı çizgilerinin olduğu biliniyor. Bunlardan birincisi, cumhurbaşkanını yetkileri diğeri ise bakanların yüce divana gönderilip gönderilmeyeceği konusu. CHP bu konuda ne kadar taviz verecek, Cumhurbaşkanı Erdoğan bu noktada ne kadar esneyecek belli değil.

CHP’de bu konuda tek bir ses yok. Bazı çevreler koalisyon yapılmasını savunurken, CHP’nin önemli bir tabanı ise AKP ile koalisyona karşı. Çünkü AKP iktidarının 13 yıllık süreçte izlediği politikalarla CHP’yi ötekileştirdiği görüşünde. Onlar ideolojik olarak AKP ile MHP’nin daha yakın olduğunu ve onların koalisyon kurmasını savunuyor.

CHP üst yönetimi ise MHP ve HDP desteğiyle hükümet kurmayı deniyor. Ya da denemeye çalışıyor diyebiliriz. MHP ile HDP’nin aynı koalisyonda olması da mümkün değil. Ne sosyolojik olarak, ne de ideolojik olarak böyle bir koalisyon günümüz koşullarında mümkün değil. CHP’nin seçim tarihi belli bir koalisyona HDP ve MHP dışarıdan destek verebilir. Bunun da koşulları oluşabilir. Seçim barajının düşürülmesi, yolsuzluk iddialarının araştırılması, yargının bağımsızlığı gibi kısa vadeli ortak hedeflere ulaşıldıktan sonra Türkiye yeni bir seçime gider. Bunun içinde 2 yıllık bir zaman dilimi yeterli olur. Bunun dışında Türkiye’nin en önemli sorunu olan çözüm süreci için MHP’nin kırmızı çizgisi biliniyor. Şu an zaten askıya alınmış çözüm süreci konusunda güçlendirilmiş bir ateşkes  formülüyle barış süreci devam ettirilerek seçimlerden sonraki hükümetlere bu konu devredilmiş olur. Fakat buna da Cumhurbaşkanı Erdoğan engel. 

Zaten bugünkü tablodan ve olası hükümet arayışlarından çözüm sürecinin devamı yönünde bir yol haritasının çıkarılması  şimdilik gözükmüyor. Fakat Kürt sorununun çözümü konusunda adımlar atmayan siyasi partilerin 7 Haziran seçimlerinde AKP’nin uğradığı oy kaybını yaşayacağı da bir başka gerçek. Çünkü artık hangi düşünceden olursa olsun, halk bu sorunun barışçıl yöntemlerle çözülmesini istiyor ve beklentisi de çözüm sürecinin devamından yana.

CHP lideri Kılıçdaroğlu tarafından, muhalefet partileriyle bir koalisyon yapılması çağrısı yapılsa da alttan alta CHP ile AKP arasında arabulucular üzerinden görüşmeler sürüyor. Bunu şimdi belgelemek mümkün değil ama TÜSİAD’ın girişimleri üst perdeden bilinen bir örnek. Deniz Baykal’ın Erdoğan ile görüşmesi de bunun sinyali. Bu görüşmeleri örten açıklamalar da var. CHP Genel Sekreteri Gürsel Tekin, “AKP milyonlarca dolar para kullanarak milletvekili transfer edecek. Bizde böyle milletvekilleri yok. MHP ve HDP’de olacağını sanmıyorum” açıklaması yaptı. Bu tedirginlik CHP’de olmasaydı, Tekin böyle açıktan açıklama yapmazdı. 

1973 yılında CHP ile MSP arasında koalisyonun mimarı Deniz Baykal’dı. Baykal’ın talebiyle gazeteci Kurthan Fişek MSP’liler ile ilişkiye geçerek bu görüşmeyi sağlar ve koalisyon oluşur. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Deniz Baykal görüşmesinde böyle bir girişim var. Her ne kadar Baykal daha sonraki süreçte bu koalisyon için, “Sosyolojik değil, ama siyasi hata” dese de bugün üstlendiği rol bunu içeriyor. 

Son seçimlerde Baykal’a yakın isimler ön seçimden çıkamadığı için CHP bu kadar rahat. AKP’nin transfer etmek istediği 18 isme ulaşamayacağı için transfer sıkıntısı yaşanıyor. Yoksa Baykal’ın benim olsun anlayışıyla geçmişte de parti yönetimini ele almak için bu tür girişimleri olduğu da biliniyor. Yoksa 1993 yılında SHP’den ayrılıp, CHP’yi kurduğu biliniyor. 1994 seçimlerinde hezimete uğradı. SHP-CHP görüşmelerini bizzat Baykal başlattı. Fakat bir süre sonra genel başkanlık ve hangi partide birleşmenin sorunu ortaya çıkınca askıya alındı. Hikmet Çetin’in geçici başkanlığında birleşme gerçekleşti. İlk kongrede Baykal genel başkan oldu. Ve kaset olayının patladığı 2010 yılına kadar CHP Genel Başkanlığını yürüttü. Baykal ile Erdoğan görüşmesi aslında AKP-CHP koalisyonu için bir adımdı. Ama ne kadar yaşam bulup, bulmayacağını hep birlikte göreceğiz.

Son olarak AKP, CHP, MHP ve HDP’nin kamuoyuyla paylaştıkları koalisyon şartları ya da kırmızı çizgilerinden taviz vermez ve yumuşama sinyalleri alınmasa, dört partinin ortak kuracağı bir hükümetle, ya da bir teknokrat hükümetin yönetiminde Türkiye’yi Kasım ayında yeni bir seçim bekliyor.