Kobanê bir tesadüf sonucu mu?
Forum Haberleri —

Kobanê/foto:AFP
- Kobanê'nin Kürt direnişini sembolize etmesi bir tesadüf mü, yoksa uygun koşullar ile birleşen tarihsel bir çizginin yeniden şekillenmesi midir?
RÊZAN MEHMET BERAZÎ
Kobanê, 1921 tarihli Ankara Anlaşması çerçevesinde Xelfetî, Birecik ve Pirsûs'tan koparılıp aralarında sınırlar ve mayınlar döşendi. Suriye iç savaşının yaşandığı 2012'da Kürtlerin kontrolünde, Rojava'nın özerk yapısı içinde önemli bir merkez haline geldi. DAİŞ'in işgal saldırısına karşı direnişinde dünya çapında dikkat çekti ve cesur Kürt çocuklarının canı pahasına sembolleşti. Direnişin, Kobanê'de şekillenmesi bütün Kürt organizasyonların birliğe doğru ilerlemesinin gerekçesi olması bir tesadüf müydü, yoksa uzun zamandır koşulların oluşması fırsatını yakalayan tarihi bir damarın yeniden canlanması mıydı? Sorunun cevabını bulmak için şehrin tarihine bakmakta yarar vardır.
Berazîler ile Osmanlı ilişkisi
Kobanê, tarihsel olarak Berazî Konfederasyonu’nun önde gelen liderlerinin yerleşim yeri olması nedeniyle dikkat çeken bir merkezdi. Nasıl ki Wêranşar, Milan; Cizîr ise Bedirxanî konfedarasyonlarının merkezi olarak rol oynadıysa Kobanê de Berazî Konfederasyonu’nun siyasal, toplumsal ve kültürel işlevlerini üstlenen bir merkez olarak öne çıktı. Berazî Konfederasyonu’nun tarihi, Osmanlı yönetimiyle gergin bir ilişki içinde şekillendi. Zira Berazîler, ne Osmanlılara asker vermiş ne de vergi ödemeyi kabul etmiştir. Bu bağımsız ve kendi otoritesini koruyan tutumları nedeniyle Osmanlı'nın bazı Kürt konfederasyon liderliklerine verdiği Mirlik ya da Paşalık gibi unvanlara ne Berazîlerin talebi olmuş ne de Osmanlı tarafından kendilerine teklif edilmiştir. Böylece Berazî Konfederasyonu, Osmanlı idari yapısına eklemlenmek yerine, kendi geleneksel özerk yönetim biçimini sürdürmeyi tercih etmiştir.
Osmanlı'nın bitmeyen oyunları
Osmanlı bunu kabullenmemiştir. Birecik’in Mezra Düzü olarak bilinen yerde Berazîli Egîdler (hafif süvariler) ile Osmanlı birlikleri arasında yaşanan savaş ciddi bir örnektir. Bu savaşta, Osmanlı birlikleri top dahi kullanmış, ancak yenilmekten kurtulamamıştır. Rivayete göre; Hem Bey (Hemê Musikê) ve beraberindekilerin karşısında Osmanlı askeri toplarını bile bırakıp kaçtı. Hem Bey de mızrağını topun namlusuna vurarak “Ne güm güm diye gürlüyordun, yiğitlerimi mi korkutacaksın?” dedi. Elbette Osmanlı'nın sayısız politika ve entrikalarıyla başa çıkamamışlar. Görüşmeye davet edildikleri bir ortamda Hem ve Kerh beyler pusuya düşürülmüş. Hem Bey esir alınmış, Kerh Bey ise öldürülmüş. İdam edilmeden önce onurunu kırmak amacıyla elleri arkadan bağlı şekilde eşeğe ters bindirilerek Riha'nın merkezinde dolaştırılmış; bir tellalın eşlik ettiği bu aşağılayıcı teşhir sırasında “Hemê Musikê, eşek hırsızı yakalandı!” şeklinde hakaretlere maruz bırakılmış.
Sürekli havuç-sopa politikası
Bu idam ve ölümlerden sonra saldırılar durmamış; konfederasyon yapısını parçalamak için sürekli olarak havuç–sopa politikası izlenmiş. Bir taraftan direniş kollarına saldırılırken, diğer taraftan da Osmanlı politikalarına yakın duranlara makam ve yetki vaat etmekten geri durulmamış. Bu politikayı desteklemek için Pirsûs'a (Suruç) bir ordu konuşlandırılmış ve böylece “sopa” toplumun üzerinden eksik edilmemeye özen gösterilmiş. Hala halk arasında 'Siruc a ordi' denmesinin nedeni, konuşlanan ordudan kaynaklanıyor.
Beşravî ve Muradê Îlo
Bu koşullar altında dağılmaya yüz tutmuş Berazî liderliğini, Ketikanlı Beşravî ve Muradê Îlo (HPG Komutanı Murat Karayılan’ın amcası) ön saflarda yürütmüş. Osmanlı İmparatorluğu’nun çöküşüyle birlikte İngiliz ve Fransız mandası birliklerinin bölgede aktif hâle gelmesi döneminde Binbaşı Noel’in anılarında aktardığı kadarıyla, Bedirxan Bey’in çocuklarıyla birlikte Berazîlere de ziyaretlerde bulunmuş. Bu çabalar da Lozan Antlaşması ile birlikte sona ermiş ve bu antlaşmanın ortaya koyduğu siyasi çerçeveden kurtulamamışlar.
Ketikanlılar, Türkiye Cumhuriyeti’nin kurulmasına rağmen bağımsızlıkçı politikaları ve direnişçi karakterleri nedeniyle devlet tarafından sürekli olarak aşağılanmaya ve sıkı bir denetim altında tutulmaya çalışılmıştır. Bu durum, İngiliz derebeyliğini andıran bir yöntemle, Birecik bölgesindeki her Ketikan köyünün başına bir “Türk beyi"nin yerleştirilmesiyle sonuçlanmıştır. Ancak 1978’de yükselen yurtsever Kürt hareketinin çabalarıyla bu baskı düzeninin etkisi belirgin biçimde kırıldı.
Berazî–Ketikan geleneği
Sonuç olarak, konfederatif birlik her ne kadar çökmüş ve ağır bir yenilgiye yol açmış olsa da Berazî–Ketikan sakinleri, sarsılmaz ve yılmaz bir direniş geleneğini oluşturdu. Nitekim Kürt Özgürlük Hareketi'nin doğuşunu ve gelişimini önemli ölçüde şekillendiren Rêber Apo ile Murat Karayılan gibi isimlerin Berazî Konfederasyonu'ndan olmaları da bu geleğin ulusal düzeyde temsilidir. Yine başta Mazlum Ebdî olmak üzere Berazî bölgelerinden binlerce yigit devrimci özgürlük mücadelesine akın akın katıldı.
Bütün bunlar değerlendirildiğinde, Kobanê’nin Kürt ulusal birliğinin ve özgürlük uğruna verilen ortak direnişin sembolü hâline gelmesinin tesadüf olmadığı daha da belirginleşir. Kürtlerin yüzyıllardır süren özgürlük ideallerinin, Kobanê’nin bağrında taşıdığı direniş ruhuyla kaynaştığı ve büyük bir sinerji açığa çıkardığı aşikardır. Yüzyıllara yayılan Kürdistan Özgürlük Mücadelesi, toplumsal ve siyasal bilinçlenme süreçleri ile ardı ardına gelen direniş deneyimleri, Kobanê’yi Kürt halkının ortak hafızasında özgürlük iradesinin, sarsılmaz mücadele geleneğinin ve ulusal birlik idealinin somut bir sembolü hâline getirdi.







