İsveç’in Göteborg kentinde 6 Kasım’da başlayacak olan ‘12. Uluslararası Exil Film Festivali’nin ana teması Kürdistan.

74 film gösterileceği festivalde, filmlerin ortak paydasını sürgünde yaşamını sürdürmek zorunda kalan yönetmenlerin yapmaları ve yasaklı filmlerden oluşuyor.


Kobanê ile dayanışma

Festivalde, Kobanê, Rojava, Şengal ve Güney Kürdistan’da Kürt halkının DAİŞ çetelerine karşı verdiği destansı direnişe dikkat çekmek için bu yıl Kürt filmlerine ağırlık veriliyor. Harabeye çevrilen Kobanê’nin yeniden inşasına katkıda bulunmak için festival kapsamında dayanışma gecesi de yapılacak.

Kobanê için yapılacak geceye, İsveçli müzisyenlerin yanısıra Almanya’dan Darjush Shirevan ve Amerika'dan Prisa Heydari’nin de katılacak


Kürdistan filmleri

Festivalde, Kürdistan ve Kürtleri konu alan 9 film gösterilecek. Hawraz Mohammed’in yönetmeniğini yaptığı 14 dakikalık ‘Rekord’ filmi 1990’lı yıllarda savaştan kaçarak Batı’ya yerleşen gençleri konu alıyor.

Yönetmenliğini Shahrzad Arshada’nın yaptığı ‘Dancing for Change’ belgeseli ise Doğu Kürdistan’da savaşan 3 farklı kuşaktan 6 kadınla yapılan söyleşileri içeriyor. Hiner Saleem, Brwa Kamil Atar, Aco Aziz Mira ve Azad Bastan’ın ‘22/63’ filmleri de festivalde gösterilecek Kürt filmleri arasında yer alıyor.


Tutsaklarla söyleşiler

Yönetmenler Jose Pedro Charlo ile Alda Garay’ın ‘The Circle’ filmi Uruguay’daki Tupamaro gerillalarının cezaevlerindeki yaşamlarını ve mücadelelerini konu alıyor.

ABD ve Almanya yapımı ‘Budding Grief” ise katliamdan kurtulmayı başaran 12 tutsakla söyleşi ile festivale konuk oluyor.

Yönetmen Miguel Littin’in ‘Dawson Island 10’ filmi 11 Eylül 1973 askeri darbesinden sonra cezaevinde kalan politik tutsakların mücadelelerini anlatıyor.

Yönetmenliğini Ahu Öztürk’ün yaptığı Mardin’de işkencede tecavüze uğrayan politik bir kadın tutsağı konu alan 2004 yapımı ‘The Chest’ de film festivalinde gösterilecek filmler arasında.


Kolombiya'dan dikkat çekici bir film

Nicolas Rincon Gille’nin ‘Wounded Night’ filmi savaş yüzünden köyünü terk ederek Kolombiya’nın başkenti Bogota’da yaşamak zorunda kalan Klara adındaki bir köylü kadının üç torununu geçindirebilmek için yaptığı fedakarlıkları konu alıyor.

Azerbaycan yapımı ‘Nabat’ filmi oğullarını savaşta yitiren ve süt satarak yaşam savaşı veren bir köylü ailesinin yaşamını beyaz perdeye yansıtıyor.

‘La Guerra de Manuela Jankovic” Meksika, ‘End of Story’ Afganistan, Kanada yapımı ‘I am Alive’ de Suriye’deki savaşların kadınlar üzerindeki etkilerini ve kadınların savaş sırasındaki duygu ve düşüncelerini yansıtıyor.


Arap Baharı ve Feminist hareket


Festivalde feminist hareketleri konu alan 3 film gösterilecek. Bu filmlerden en ilginci Yönetmen Feriel Ben Mahmoud’un yönetmenliğini yaptığı “Feminism İnshallah”. ‘Arap Baharı’ndan sonra Tunus, Mısır, Cezayir, Fas, Lübnan ve Suudi Arabistan’a giden yönetmen Arap ülkelerinde ortaya çıkan ayaklanmaların feminist hareketler üzerindeki etkilerini incelemiş. Kadınların değerlendirmelerini 2014 yılında tamamladığı 58 dakikalık bir belgeselde toplamış.


STOCKHOLM / ANF / MURAT KUSEYRİ