Kobanê direnişi Kürdistan’ın her tarafında yankı buldu. Ulusal duyguların ortaklaşması üst düzeyde yaşandı. ‘Her yer Kobanê her yer direniş’, bir slogan olmanın ötesine geçerek ulusal ruhun duygu ve düşüncede zirveleşmesinin yaşanmasına ön ayak oldu.

Kobanê insanlığın onur kimliğinin, benlik kimliğinin, bir toplumun kendi öz değerleriyle yaşamda ısrarının 21. Yüzyılın vahşi kapitalizm-faşizmine ve onun liberal ideolojisinin toplumu tüketen ve bireyi en vahşi bir şekilde insanlığından çıkaran sistemine karşı da insanlığın ve toplumsallığın eşsiz temsili oldu. Bu açıdan Kobanê sadece Kobanê olmaktan çıkmış, bir halkın, hatta tüm insanlığın özgürlükteki ısrarının timsali olmuştur.
Kobanê’ye sadece siyasal hesaplar düzleminden bakmak, hangi devletin, gücün güncel konjonktürdeki ne tür hesaplarını bozduğuna odaklanmak yerine, insanlığa kazandırdıklarıyla ele almak Kobanê’de yürütülen direnişin niteliğini daha öğretici kılacaktır. Çünkü Kobanê direnişi insanlık değerlerini ayaklar altına alan soysuz çete güruhuna ve ona karşı sessiz kalan kapitalizmin iğrenç çıkar odaklarına karşı da bir karşı duruştur.
Söz ve pratiğin en anlamlı buluşması sistemlerin en keskin şekilde alt-üst oluş zamanlarında ortaya çıkar. Tehlikenin ve vahşetin büyüklüğüne eş düzeyde ayağa kalkabiliyorsa insanlığınız, işte o zaman söz ve pratiğiniz en anlamlı noktada eş zamansal olarak buluşmuştur. Bu keskin zamanlarda sözünüz pratikte zirvede gerçekleşiyorsa, o zaman anlamın büyüklüğü de tarihsel bir hüviyet kazanır.
Kobanê direnişi tarihsel ve evrensel bir hüviyet kazanmıştır. Bütün dünya Kobanê’de yürütülen vahşete karşı insanların çıplak bedenlerini siper ederek direnişini konuşuyor. Bütün verili algılar, demogojiler, gerçek gibi insanların beyinlerine zorla sokulan çirkin propagandalar bir avuç insanın görkemli direnişi karşısında çöl rüzgarlarıyla birlikte yitip gitmiştir.
İnsanı diğer canlılardan farklı kılan bir özelliği de vicdan sahibi olmasıdır. Vicdan sorumluluktur, adalettir, zulme her koşul altında karşı durmak, ezilenin yanında olmak, kölelik zincirlerini kırmaktır. Kürtler dünyanın dört bir tarafında Kobanê direnişine sahip çıkarak kölelik zincirlerini asla kabul etmeyeceklerini, Kobanê’de yürütülen vahşete asla sessiz kalmayacaklarını her yerde gösterdiler. İşte bu vicdanın ayaklanmasıdır. Aslında tüm ezilen halklardan, demokratlardan, vicdan sahibiyim diyen insanlardan beklenen de budur. Gün vicdanların şahlanması günüdür. Bu topraklarda onurlu bir yaşam yaratılacaksa, ancak vicdanlı duruşla, zulme karşı ilkesel duruşla olacaktır. Ve Kürtler Rojava’dan, kuzeye, güneye, doğuya kadar bunun nasıl olabileceğini herkese göstermiştir.
Kobanê’de insanlık vahşete kurban edilirken, birilerinin de kalkıp Kürtlerin dükkanlara, iş yerlerine, okullara bilmem nereye zarar verdiğini söylemesi, Kürt hareketini suçlamaya çalışması en hafif deyimle soysuzluktur. Bir halkın şahsında insanlık değerleri katledilirken, çocuklar, kadınlar, yaşlılar çete sürüsünün saldırıları altında her gün doğranırken, kapitalizmin çirkefliğine bulanmış bu beyinler ancak maddi şeylerle uğraşırlar. Eğer işin bu tarafından dahi bakacaklarsa talan edilen, alınıp satılan yine Kürtlerin ülkesidir, maddi değerleridir.
Eğer ses çıkaracaksak ve gerçekten varsa vicdanımız ve ayaklandırmak istiyorsak, "Kobanê düştü düşecek, PKK ve IŞİD arasında bir fark yoktur" diyen ve Kobanê’nin düşmesi için pusuya yatmış Türk Cumhurbaşkanı Erdoğan’a ve kirli emellerine karşı ayaklandırmalıyız. Eğer böylesi bir vicdanımız ve zerre kadar direniş ruhumuz yoksa o zaman sessizce yerimizde oturalım ve ettiğimiz sözlerle tarihe karşı daha büyük suçlar işlemeyelim. Kürtlerin her ayaklanmasında kusur arayan, Kürdün aşağılanması, hor görülmesi, yok edilmesi üzerine dayandıranlara söylenecek tek söz; söz gümüşse sükûtun altın olduğudur. Bu söz en fazla da şu anda sizin için geçerlidir. Çünkü Kobanê sizin anlamayacağınız kadar eşsiz bir direniş ruhudur, maddiyatla ölçülemeyecek bir insani yüceliştir. Bugün vicdanlarımızın ayaklanması gerektiği gündür. Vicdanınız ayaklanmıyorsa o zaman susun.