
UMUT ŞERZAN/BEHDİNAN
2015 yılının Ocak ayı. Kobanê’ye geçmek üzere hazırlanan taburlar toplanıyor. 35 kişilik bir tabur, Kobanê’ye gidiyor olmanın sevinci ile yolun kenarında direniş sloganları atıyor. Her biri farklı kentlerden, coğrafyalardan ve en önemlisi farklı yaşamlardan gelen 35 gencin tek amacı, Kobanê’ye geçip yoldaşlarına destek sunmak. Kuzey Kürdistanlı gençlerin yer aldığı bir tabur bu. Son anda tabura iki gencin daha dahil olacağı söyleniyor. Güney Kürdistan’dan gelen iki genç, Genco ve Garzan.
Garzan kara gözlü, heyecandan yerinde duramayan bir genç. Öfkesi ve heyecanı gözlerinde okunuyor. İki dakikada bir soruyor yanındaki arkadaşlarına ‘Ne zaman yola çıkacağız, Kobanê çok uzak mı, arkadaşlar zorda mıdır?’ Taburdaki gençler, artık Garzan’ı ikna etmek için, yeminler edip duruyor ‘Welah, emê biçin (yemin ederim, gideceğiz)’
Onları götürecek araçları bekliyor 35 kara gözlü çocuk. Yerinde duramayan Garzan’a yaklaşıyorum. ‘Nedir bu heyecan, biraz sabırlı ol giderseniz’ diyorum.
Kürdistan Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın Kobanê’ye dönük çağrısı üzerine Başur Kürdistan’daki zomlarından(yayla) çıkıp düşmüş yola. Yolunu Rojava ile kesiştirene kadar epey vakit kaybettiğini düşünüyor. Kendi köyünden, yaşadığı topraklardan ilk defa dışarı çıkmış. Rojava’ya geldiğinde amacına biraz daha ulaşmış olmanın sevincini tarif edemiyor. Rojava’ya geçerken epey zorlanmış Garzan, Kobanê’ye yetişirse çığlık atacakmış.
Ve araçların gelişi ile hareket Kırmancî ve Soranî sloganlarla başlıyor. Taburda Soranî’den çat-pat anlayan birkaç kişi tercümanlık yapıyor Garzan’a.
Taburları uğurladım Kobanê’ye; ben kalakaldım yolun kenarında…
2 yıl sonra…
15 Ocak 2015 günü ulaşmışlar Kobanê’ye. Ben hikayenin gerisini 2017 yılının Ağustos ayında, Kobanê’ye gitmek üzere çıktığı Güney Kürdistan’daki zomlarında dinliyorum Garzan’dan.
Yolumuzun tesadüfi düştüğü zom’dan su içmek için aşağıya indiğimde gördüm Garzan’ı, saçları uzamış, değişmişti yüzü. Biz su içerken geldi yanımıza ‘Ben seni tanıdım, sen de beni hatırladın m?’ diye sordu. Gözlerine bakınca hatırladım Garzan’ı. Su molası, çay ve sohbet molasına dönüştü.
‘Gördüğün arkadaşlarımın çoğu şehit düştü’ diye başladı sözlerine. 15 Ocak’ta Kobanê’ye ulaştıklarında Miştenur Tepesi’ne konumlanmışlar bir takım arkadaşı ile. Tepenin DAİŞ çetelerinden henüz alınmadığını ve düşmanın şiddetli saldırılarının altında tanışmış Kobanê ile Garzan. Takımlarına bir Amerikalı genç de dahil olmuş sonradan ve birbirlerinin dillerinden anlamasalar da, ne yapmaları gerektiğini bildiklerini söylüyor. Tepe özgürleştirilene kadar süren çatışmalarda küçük yaralar almış Garzan. Her gözünü açtığında arkadaşlarının yanında olduğunu belirtiyor.
Kobanê arkadaşlığı
Kobanê’ye gelmeden önce de arkadaşlıklarının olduğunu ama Kobanê’deki arkadaşlığın kendisini şaşkına uğratmış Garzan’ı. ‘Yemeğimizi paylaştık hatta diğer arkadaşlar fazla yemek yesinler diye kavga ettik’ deyip ekliyor ‘Herkes üşüyordu ama üzerinde ne varsa yanındakinin üzerine atıyordu ilk fırsatta’. Her bir savaşçı yaralandığında, kendine her geldiğimde yanı başında arkadaşlarının olduğunu anlatıyor.
Laf aralarında en çok Botan’ın adı geçiyor. 14 Mayıs 2015’te Kobanê’de şehit düşen Geverli Botan’ı çok sevmiş. Garzan’dan yaşça küçük olmasına rağmen hep kollayıp gözetmiş onu. Botan’ın inadından ve inancından bahsediyor. Küçücük boyu ile Garzan yaralandığında hep Botan taşımış onu. Sürekli yaptığı şakalarla, gecelerin, günlerin nasıl geçtiğini hatırlamadıklarını anlatıyor.
Özgürlük halayı
Miştenur Tepesi’nin özgürleştirildiği gün, hayatında çekmediği kadar halay çekmiş Garzan. Tepeyi alınca Kobanê’yi tamamen özgürleştireceklerine bir kez daha inandığını söylüyor. Miştenur Tepesi’nden sonra kentteki özgürleştirme operasyonlarına katılmış ve 26 Ocak 2015’te Kobanê özgürleştirildikten sonra köylerdeki hamlelerle devam etmiş savaşmaya.
Mermi kafasına isabet ediyor
‘Yanında birinin şehit düşmesinin ne zor bir duygu olduğunu anladım’ diyor Garzan. Ölümün kendi yaşadığı topraklarda genelde yaşlıları, hastaları bulduğunu tanıklık eden Garzan, Kobanê’de yiğit genç kadınların ve erkeklerin yanı başında şehit düşmelerinin beynine kazınan anlar olduğunu söylüyor. Köylerde operasyonlar sürerken, Nisan ayının ortalarında kafasının sol tarafından aldığı mermi ile yaralanmış. Beraber Kobanê’ye geçtiği Genco Germiyani ise şehit düşmüş. Gözlerini hastanede açtığında sol yanının felçli halde imiş Garzan’ın. Uzun süre bir şey hatırlamadığını söylüyor. Şimdi de ara ara unutuyor ne söyleyeceğini. Aylarını alan tedavi sonrası sadece kolunda kalmış felç durumu. Hala süren tedavi sürecini ailesinin yanında geçiriyor.
İyileşince yine yollara düşecek…
Şimdilerde Reqa kent merkezine yürüyen YPG ve QSD savaşçılarının ilerleyişlerini radyodan takip ediyor Garzan. Kardeşleri, haber saatlerinde kulağını radyoya yapıştırıp öylece kaldığını söylüyorlar. Yine heyecanlı, ‘ben de gidebilseydim’ deyip duruyor. Zomlarının azıcık yukarısındaki küçük tepe, gün batımlarında Garzan’ın uğrak mekanı olmuş. ‘Arkadaşların geleceğini hayal ediyorum o yoldan’ diyor.
Kolu için gerekli olan tedavi sonrası Rojava’ya tekrar gitmek istiyor. Şehit arkadaşlarının mezarlarını ziyaret edip, yoldaşlıklarına bir kez daha teşekkür etmek istediğini belirtiyor.