Kobane çok büyük bir saldırı altında. Üç kantonun en küçüğü olan Kobane’nin üç tarafı IŞİD tarafından kuşatılmış, Kuzeyi ise Türkiye tarafından tıkanmış. Rojava’nın Irak’la sınırını ise KDP kapatmış.

Kobane’nin karşı karşıya olduğu tehlike, Kürt sorunu açısından Kürt halkının tüm kazanımlarını tehdit altına alıyor, aynı zamanda Ortadoğu devrimci sürecini yok etmeye dönük karşı-devrimci bir hamle oluyor.
Kobane Kantonu halkı, tüm Kürdistana “seferberlik” çağrısı yaptı.
Şimdi Kobane’ye “komşu” durumundaki Suruç başta olmak üzere tüm Kürdistan şehir, kasaba ve köylerinin, AKP Hükümeti tarafından oluşturulan engelleri aşarak Kobane’nin yardımına koşması, şu son otuz yıllık mücadelenin geleceği bakımından büyük bir önem taşıyor.
IŞİD Irak devletinden gasp ettiği ağır silahlar ve zırhlı araçlarla, elinde sadece kaleşnikof tüfekleri olan Kobane’nin genç erkek ve kadınlarına saldırıyor. Kobane kahramanca direniyor. Silah üstünlüğü, ruh, inanç, bilinç üstünlüğü karşısında her çatışmada yenik düşüyor.
Şimdi Kuzey Kürdistan, Murat Karayılan’ın dediği gibi, “sınır adı altında çizilmiş telleri” gerçek “sınır” sayarak, Kürdistan’ın “bölünmüşlüğünü” onaylamamak için, Kobane’ye doğru “akmalıdır”... Lice halkı nasıl göğsünü Kalekollardan açılan ateşe gerdiyse, şimdi tüm Kürdistan IŞİD’ın vahşi saldırısına karşı direnmelidir.
Kahraman Kobane halkına yardım sorumluluğu yalnızca Kuzey halkına ait değil. Şimdi KDP ve YNK de çok ağır bir “ulusal sorumluluk” altındadır.
Geçtiğimiz gün Özgür Gündem’de yayınlanan ve KDP’nin Musul’a karşı DAİŞ (IŞİD) saldırısı öncesi Ürdün’de yapılan bir toplantıya katıldığına dair haber belli ki, Hewler’de ciddi yankı buldu. Nitekim, bu haberin yayınlanmasından bir gün sonra KDP adına yapılan bir açıklamada Özgür Gündem’in bu haberi “yalanlandı“ ve özellikle KCK Eşbaşkanı Cemil Bayık’ın bu haberden bağımsız olarak KDP yönelimine ait eleştirilerine, ağır suçlamalarla yanıt verildi.
Özgür Gündem’in haberini yorumlayan ve Cemil Bayık’ın eleştirilerine katılan bir gazete yazarı olarak, KDP’nin “yalanlamasından” memnuniyet duyduğumu belirtmek isterim. Eğer KDP’nin bu “yalanlaması“ “yalan” değil de “gerçek” ise, yalnız benim gibi gazeteciler değil, tüm Kürt halkı ve onun temsilcisi durumundaki örgüt ve kurumlar, bu “yalanlamadan” yalnızca sevinç duyacaklardır. Ve hep birlikte şöyle diyeceklerdir:
“KDP’nin IŞİD’in Musul saldırısına gerçekten de ortak olmaması, bu saldırının planlandığı toplantıya gerçekten de katılmaması, açıklamada dendiği gibi, gerçekten de Daiş’le çatışmalarda verdiği şehitlerin anısına bağlı kalması, hele bu açıklamada da ifade edildiği gibi, Kürt ulusal birliğinin güçlendirilmesini istiyor olması, bizi, hepimizi, Kürt, Türk, Arap, Fars tüm bölge halklarını sevindirir...”
Ve şöyle devam edeceklerdir; “Durum böyle ise, KDP’den ve Hewler yönetiminden beklenen, IŞİD’le ölümüne savaşan Rojava’ya destek vermesidir; bu desteğin ilk adımı bizzat KDP tarafından Rojava’ya karşı uygulanan ambargonun kalkmasıdır. Çünkü Rojava’ya karşı Türk devletinin uyguladığı ambargo ile IŞİD’in Rojava’ya saldırısı birbirini tamamlıyor ve IŞİD’in Musul’u işgal etmesinde AKP Hükümetinin ortaklığı bu olgu tarafından kanıtlanıyor. Hewler yönetimi ve KDP IŞİD’in Rojava’ya saldırısında ortaklık içinde olmadığını sadece ‘yalanlamalarla’ kanıtlayamaz; Özgür Gündem’in haberini yalanlamak için somut bir adıma ihtiyaç var: Rojava’ya karşı uygulanan ambargonun kaldırılması ve aynı zamanda Güney’in kazanımlarını da korumak için Kobane halkının “seferberlik” çağrılarına eylemli bir yanıt verilmesi...”
Ve IŞİD’i asıl caydıracak olan, Hewler’den, Süleymani’yeden,  Amed’den, Mahabad’dan, Kamişlo’dan, Kandil’den ve İmralı’dan aynı anda yapılacak “ulusal kongre” çağrısıdır.