Kobanê'de sadece askeri bir mücadele yürütülmüyor. Bunun böyle olduğunu düşünmek büyük bir yanılgı olur. Kobanê'de aynı zamanda büyük bir siyasi ve kültürel savaş var. Savaş, siyaset ve kültür kimi farklılıkları olsa da birbirinden ayrılmaz bir bütünü temsil ediyor. Kirleri ülkeden söküp atan halkların yürüttüğü mücadele ve savaş olmazsa siyaset, siyaset olmazsa kültür ve sanat yapılabilir mi? Bu savaş bataklığı temizliyor, meydanı açıyor, toplumsal işler yapılıyor, bunun kalıcı ve güzel olanına da kültür ve sanat diyoruz. Kobanê, bu anlamda askeri olduğu kadar siyasal ve kültürel bir savaş meydanıdır.
Ortadoğu'nun kalbi haline gelen Kobanê ve diğer alanlarda süren savaş ulus-devlet ile demokratik ulusun çatışma ve düğüm alanıdır. Bu düğüm çözülecek! Bu büyük kavga demokratik ulus fikri ile büyük bir kültüre dönüşecek. Çünkü ulus-devlet ve faşizm miadı doldurmuş ve insanlık tarafından kabul edilmeyecek bir aşamada. Ayrıca halkların devrim mücadelesi tecrübesi, demokratik kazanımlarını egemenlere kaptırmayacak derecededir. Kobanê savaşı bu mihverde bir insanlık savaşına dönüşmüştür. Bugünden bunun böyle olacağının işaretleri ortaya çıkmıştır. 2014 yılı yazı ve sonbaharı bunu açıkça göstermiştir.
Bu yüzden Ortadoğu'da süren savaşları salt petrole endekslemek doğru bir yöntem olmaz. Bu coğrafya dünya için stratejik bir konumu ifade etmektedir. Dünya tarihi ve özellikle son yüzyıl bu önemin ayrıntılarıyla doludur. Son yüzyılın haritalarının değişeceğinden söz ediliyor. Bu ifade de yetersiz bir tanımlama olur. Haritaların anlamı olduğu gibi kalır mı, bilemiyoruz ama son yüzyılın zihniyetinin değişeceği kesindir. Ortadoğu'yu ve bu toprakların insanlarını parça parça eden ulus-devlet ve onun milliyetçiliği iflas etmiştir. Halkların demokratik bütünleşmesi her zamankinden daha yakın bir konuma erişmiştir. Kapitalist modernitenin son hamlesi olarak piyasaya sürülen işbirlikçi kesimlerin sahte İslam'ı da tutmadı. Mursi gibi Erdoğan da elbet bir gün gidecek . Mısır ve Türkiye üzerinden Ortadoğu'ya çekidüzen verme planı boş çıktı. Halkların özgürlük mücadelesi sistemin yeniden yapılanmasına izin vermedi fakat halk kendi özgür, alternatif sistemini de tam inşa edemedi. Bu konuda en başarılı örnek ise Rojava'ydı. Kobanê saldırısını bu temelde görmek gerekiyor. Kobanê'nin işgal edilmesi emrini bu başarıyı kabul edemeyen, sindiremeyenler verdi. Başlangıç itibarıyla da 19 Temmuz'da Rojava Devrimi'inin ilk ateşini yakan Kobanê, özgür demokratik alternatif yaşamın sembolü olduğu için hedeftedir. Kobanê'yi savunmak ve korumak için harekete geçmek, özünde sisteme karşı mücadelenin esasıdır. Esastan kopmadan her eylemi bu stratejik bağlamda ele almak gerekir.
Demokratik İslam'ın gücü, İslam'ı işbirlikçilik temelinde kullanmak isteyenleri aştı. İşbirlikçiler panik-atak oldu. AKP büyük bir korkuya kapıldı. 6-8 Ekim serhıldanları ve 1 Kasım Kobanê günü eylemleri AKP'yi feci sarstı. AKP'nin saldırganlaşmasının altında bu korku var. Demokratikleşme gibi bir planları olsaydı bu korkuyu yaşamazlardı fakat yaşadıkları sarsıntı nedeniyle belli ki telaş içindeler.
AKP'nin DAİŞ hamlesini iyi anlamalıyız. Bu tür güçler halkların çaresizliğine seslenerek besleniyor. Toplumun bu tarz sessizliğini-çözümsüzlüğünü kötüye kullanarak kendilerini pazarlıyorlar. Kendilerini pazar konusu etmedikleri çevre kalmıyor. Elden ele gezip, kapı kapı dolandıkları halde kendilerini propagandaya dayandırarak başarılı göstermek çabasındalar. Kürt'e zulüm etmeyi, göçertmeyi, sürgünü başarı olarak görüyorlar. AKP-DAİŞ ortaklaşmaları bu eksendedir. Kobanê ve Şengal başta olmak üzere ortak amaç Kürt'ü sürme planı, asimilasyon ve kültürel kırım siyasetidir. Kürt halkı toprağından kopartılmak isteniyor. Sürgün bunu amaçlıyor. Toprağına sahip çıkmak ise sürgünü kabul etmemek, toprağı terk etmemek anlamına gelmektedir. Bu anlamda savaş en fazla da kültüreldir. Çünkü kültür topraktır. İnsanın yaptığı her şeydir. Ürettiği yaşamdır. İnsanlığın ilk gününden bugüne ortaya çıkardığı toplumsal değerler toplamıdır. Kültürel ve siyasal boyutları oldukça derin olan bu savaş, toplumu savunma savaşıdır. Kobanê savunması, özünde bir toplum savunmasıdır.
Kobanê savaşının kültürel ve politik boyutunu derinleştirmek durumundayız. Toplum olma mücadelesinin, parçalanıp yok olmamanın bir şartı da budur. Kobanê'deki güçler savaşı, anlam savaşıdır. Suruç'tan bakınca belki Kobanê küçük görünebilir fakat anlamı, kendisi ve savaşı büyüktür. Kobanê yeni ve özgür dünyanın ışığıdır. Bu ışığı görmek isteyenler Arîn, Paramaz Kızılbaş ve Kader Ortakaya yoldaşların gözlerine bakarsa gerçeği çok rahat görebilir, gerçeğin ışığıyla aydınlanabilir. Kobanê direnişiyle bütünleşen bu devrimci yüzler, insanlığın yeniden ayağa kalkışı ve toplumsallığın doruğunun adıdırlar.
Özel savaş çetelerini kahreden de bu devrimci duruşlardır. Artık soykırımcılar saklanamaz vaziyettedir. Bütün soykırım örtüleri kalkmış, Ortadoğu'da insanlık kendini yeniden bulmuştur. Kobanê savaşı, soykırımcıların yüzündeki maskeleri yırtma ve soykırımcıları saklı deliklerinden çıkarma savaşına dönüşmüştür. Ortadoğu'nun soykırımcılar birliği tahtlarıyla sallanmakta ve yıkılmayla karşı karşıyadır. Kim ne derse desin, Kürt halkı ve dostları dünyada en çok değer gören, en güvenilir halklar durumuna ulaşmıştır. Kürt halkı açık ki, dünyanın lanetiyle savaşıyor. Dünya bunu görüyor. Kürt Halk Önderi'nin görüşleri dünya halklarının ilgisini çekiyor. Kürt halkı toplumsallık; para ve konformizm karşısında yeniden dirilerek ayağa kalkıyor. Romanlara konu olacak bir savaş, siyaset ve kültürle toprak yeniden yeşeriyor.