TEV-DEM Yürütme Kurulu Üyesi Henîfe Hisên, ANHA’nın sorularını yanıtladı.

Kobanê’de direniş iki ayını geride bıraktı. Bazı kesimler neye güvenerek ‘Kobanê iki gün içerisinde düşecek’ dedi?

Kobanê şahsında uygulanan plan, Rojava’nın tamamı üzerinde uygulanmak istenen konseptin parçasıydı. Kobanê’nin bırakılacağınI, direnilmeyeceğini; biraz da askeri teçhizat ve donanımlarına güvenerek birkaç gün içerisinde Kobanê’nin düşeceğini sanıyorlardı. Plan, bu öngörü üzerineydi, saldırılar da buna göreydi. Bunun medya ayağı vardı, dünyanın sessizliğini de eşlik ediyordu. Türk devleti bütün imkanları seferber etmişti.
Bekledikleri olmadı; Kobanê’de gösterilen irade ve direniş, planların hepsini boşa çıkardı. Halk planlı bir şekilde tahliye edilerek, katliamların önüne geçildi. Eline silah alabilenler de mücadele etti.

Direniş büyüdükçe bölgesel ve uluslararsı güçlerin tutumu değişti, bu değişim nasıl oldu?

Aslında 3 yıldır Rojava’da toplum olarak savaş içindeyiz. Dünya görmezden geldi. Ne zaman Musul el değiştirdi, Güney’e saldırılar oldu, Şengal katliamdan geçirildi, YPG insani koridor açıp halkı Rojava’ya getirdi, uluslararası güçlerin hepsi görmeye başladı. Siyasetlerinde kısmi de olsa değişikliğe gitmek; DAİŞ’in tasfiyesinde yardım etmek zorunda kaldılar. Biz bu değişimi önemli, anlamlı buluyoruz ama stratejik olmadığını da biliyoruz. Kürtlerin varlığını, iradesini ve kendi toprağında demokratik esaslara göre özgürce yaşamasını kabul etmelerini umuyoruz.

Kobanê’deki direnişten sonra Türkiye’nin tutumunda değişiklik var mı?

Türk devleti, Kobanê’nin boşaltılmasını sağlayıp orada tampon bölge oluşturmak istiyordu. Uluslararası güçlerle çelişti. Uluslararası güçler Kürtler için statü kabul etti ama Türkiye Kürtlerin siyasi statüsünün olmasını istemedi. Türkiye’nin DAİŞ’e destek verdiğinden kuşkumuz olmamasına rağmen bunun böyle olmadığını göstermek, iyi komşu olmak istediğimizin Türkiye’nin yükümlülüğüdür.

Kürtler ve siyasi güçlerinin tutumunu nasıl değerlendiriyorsunuz?

Kürtler kendilerini strateji sahibi kılmalıdır. Bu hem Ortadoğu  hem de dört parça Kürdistan için olmalıdır.
Kürtler yeniden öncülük rolüyle karşı karşıya. Med İmparatorluğu ve Selahaddin Eyyubi döneminde de böyleydi. Tarihi bir fırsat yaratıldı. Kürtler, Kobanê için, Şengal için bir araya geldi. Şengal Kürtlerin köküdür, mirasıdır. Şengal’i birlik olmadığımız için koruyamadık. Şengal, Kürtlerin çelişkilerinin kurbanı oldu. Kürtler olarak bunu, yüzümüze bir tokat atılmış gibi görmeliyiz. Bir an evvel Ulusal Kongre’yi gerçekleştirmeliyiz.

Sizce Kobanê’de durum nereye gidiyor?

Ortadoğu’da kaos var. Yalnız bir noktada nettiz; Kobanê özgür olacak, DAİŞ’ten temizlenecek, Kobanê halkının hepsi geri dönecek.

Kürt kadını Kobanê direnişinde ön plandaydı. Kürt kadını direniş kültürünü nerden alıyor?

Kürt kadının direniş kültürü çok eskidir. Kürt kadınında toprağa bağlılık çok büyüktür. Büyük İskender dönemindeki Kürt kadınlarının örnek kahramanlığı Yunan destanlarında hala duruyor. Kürt isyanlarında da Kürt kadınları erkeklerle birlikte savaşmış. Zarife, Leyla Qasim, Besê, Beritan, Zilan gibi örnekler var. Kadın ordulaşması PKK’de örnektir. Arîn Mîrkan da bu toplamın ardılıdır. Kürt kadını Rojava Devrimi’nde, dinamik ve aktif bir güçtür. Her alanda büyük bir emekle öncülük yapıyor.

ANHA/QAMİŞLO