Emîne Zeydan Kalo, 60 yaşında Kobanêli bir anne. Suruç’ta çadır kentte yaşıyor. 14 çocuğu olan Emîne Zeydan Kalo’un 5 çocuğu Kobanê’de cephede savaşıyor. Rojava Çadır Kenti’nde çocuk ve torunlarıyla birlikte Kobanê direnişinin zaferle sonuçlanacağı günü iple çeken anne Kalo, Kürdistan devrimi için geriye kalan 9 çocuğunu da vermeye hazır olduğunu söylüyor. İki çocuğu zihinsel ve bedensel engelli olan Kalo, çadır kentte yaşadıkları zorluklardan söz edilmesini istemiyor, kendisi de dile getirmemeye itina ediyor. Önemli olanın Kobanê direnişi olduğunu söyleyen yaşlı kadın için varsa yoksa Kobanê direnişi. Her fırsatta Kobanê direnişinin kendileri için önemine vurgu yapıyor. 


Özgürlüğün güzelliğini anladık

DAİŞ çetelerine boyun eğmeyeceklerini ifade eden Emîne Zeydan Kalo, Rojava’da kimliksiz yaşamayı asla kabul etmeyeceklerini söylüyor. “Kürtler yüzlerce yıldır kimliksiz kaldı” diyen Kalo, artık buna tahammüllerini kalmadığını belirtiyor: “Son 4 yıldır artık insan olduğumuzu, kendi haklarımızın olduğunu görebildik. Biz Rojava’da devrim ile birlikte özgür olmanın ne güzel bir şey olduğunu fark ettik. Şimdi bu canavar sürüsü DAİŞ çeteleri bizi tekrardan köle yapmak istiyor ama biz köleliği artık kabul etmeyeceğiz.”

5 oğlu cephede
“Biz ya vatanımızı koruyacağız ya da katliamdan geçirilip öleceğiz” diyen Kalo’nun oğulları Zekeriya, Enwer, Salih, Nihat ve Rezan YPG saflarında savaşıyor. Anne Kalo, “Biz onlarla gurur duyuyoruz, çünkü o savaşçılarımız olmasaydı namusumuz pazarlarda satılmış olacaktı. Kobanê’nin özgürlüğü için gerekirse diğer çocuklarımı da veririm” diyor. 


Dönüş gününü bekliyor

Kalo’nun bedensel engelli oğlu Armanç Îso ise, tekerlekli sandalyede hayata tutunuyor. Kobanê’den asla gelmek istemediğini anlatan Armanç Îso, “DAİŞ çeteleri şehrin yakınına geldikten sonra YPG saflarında olan ağabeylerim beni arayıp ikna ettiler. Hayatım boyunca Kobanê dışına çıkmamıştım ve Kobanê olmadan asla yaşayacağımı düşünmüyordum” diyor. Îso, Kobanê’ye duyduğu özlemi şöyle ifade ediyor: “Eğer Kobanê özgürleşirse Suruç’tan Kobanê’ye kadar tekerlekli sandalyede gideceğim. Şimdi tüm umudumuz Kobanêmizin özgürlüğüdür.”

Oğlu DAİŞ’in elinde esir

Çadır kentteki annelerden birisi de 65 yaşındaki Emîne Diyar.  25 yaşındaki oğlu Mihemmed Nezîf, 9 aydır DAİŞ‘in elinde esir.  Diyar ana evlat acısı ve zorunlu göçe rağmen yaşam umudunu koruyor. Oğluyla ilgili en son Rakka bölgesinde tutulduğuna dair bilgi aldığını belirten Diyar, sağ olup olmadığını bilmediğini dile getiriyor: “Bu kirli çetelerin çocuğuma ne yaptığını bilmiyorum. Aç mıdır susuz mudur, yaşıyor mu, yaşamıyor mu, hiç bilmiyoruz. Bu yaşadığım acı yetmezmiş gibi birde üstüne etrafımız kuşatıldı. Hepimizi katletmek için saldırdılar. Evimizi barkımızı bırakmak zorunda kaldık. Oğlum eğer yaşıyorsa bırakılsa bile bize bıraktığı yerde bulamayacak. Sekiz kız bir oğlumla Suruç’a geldik. Hiçbir şey istemiyorum. Tek isteğim yurduma geri dönmek. Oğlum bırakılırsa, geldiğinde evde onu karşılayayım.” 


Evimde karşılayacağım

Kobanê’nin en kısa zamanda çetelerden temizleneceğine inandığını ifade eden Nezîf ana, “Evimize, toprağımıza geri döneceğiz. Oğlumu evimde karşılayacağım. Ne Kobanê ne de oğlumun özgürlüğüne dair umudumu yitirmedim” diyor. “Bu savaşta nice yiğitlerimizi şehit verdik. Hepsi bizim için kanını döktü” diyen anne şöyle sesleniyor: “Kobanê için kimin elinden ne geliyorsa yapsın. Kobanê bu çete saldırılarına karşı yalnız bırakılmasın.”

Boyun eğmeyeceğiz

“Ne kadar kirli insan varsa DAİŞ’in içerisinde bulunuyor” diyen Diyar, “Her zaman tüm dünya bize karşı durdu. Bizi her zaman ezmek ve yok etmek istediler. Şimdi de başımıza bu kirli insanları musallat ettiler. Ama biz kimseye boyun eğmeyeceğiz. İnşallah en kısa zamanda oğlum da bizde kurtuluruz bu pis insanlardan” diyor.

DİHA/URFA




Mutlaka döneceğiz


Köylerini tam karşıdan gören Mehser Köyü’ne yerleşen 7 çocuk annesi Fatma Cuma, “Gecemiz çabuk sabah olsun diye dua ediyorum. Bir gün köyüme döneceğim. Yiyecek lokma bulamasak da çocuklarımla birlikte köyümün toprağını yiyeceğiz” diyor.
Savaştan dolayı Suruç’a gelen Kobanêlilerin önemli bir kısmı terketmek zorunda kaldıkları köylerini de görebilecekleri sınır köylerine yerleşti. Koşulları ne kadar kötü olsa da onlar sınırı terketmemekte kararlı. Fatma Cuma ve 7 küçük çocuğu da sınırda yaşam mücadelesi verenler arasında. Kobanê’nin Mezraqit Davud Köyü’nden gelen aile, köylerinin hemen karşısında bulunan Suruç’un Mehser Köyü’ne yerleşmiş. Ancak gözleri hep geride bıraktıkları köylerinde.

Gözleri köylerinde

Köylerinin DAİŞ çeteleri tarafından talan edilişini buradan an an çıplak gözle takip ettiklerini belirten Fatma Cuma, köyüne geri döneceğinin hayalini kuruyor. Cuma, “Köyüm talan edilse de, bir gün köyüme döneceğim. Yiyecek lokma bulamasak da çocuklarımla birlikte köyümün toprağını yiyeceğiz” diyor.

Her şeyi dönüş üzerine

Fatma Cuma’nın eşi Salih Ramazan (45) ise üç yıldır Magrip ülkelerinde çalışıyor ve savaş nedeniyle geri dönemiyor. Çocuklarıyla birlikte köyde tek göz bir evde yaşayan Cuma, rutubetten ve topraktan dolayı her sabah halıları güneşe seriyor. Cuma, tavandan dökülen topraktan ve nemden gece uyuyamadıklarını söylüyor. En büyük çocuğu 14 yaşında olan Cuma’nın üç çocuğu pamuk tarlasında çalışıyor. Çocuklarını gözü yaşlı tarlaya gönderen anne, sınırın öte tarafına, köyüne dalıyor. Anne Cuma’nın her şeyi dönüş üzerine. Hayallerinden, düşüncelerinden, muhabbetinden dönüş umudunu eksik etmeyen Fatma Cuma, beş dakika dahi olsa vakit kaybetmek istemediklerini belirtiyor. Hiçbir şey istemediklerini, sadece evlerinde ve yurtlarında olmak istediklerini söylüyor.

Gecemiz çabuk sabah olsun

Sabahtan akşama kadar Kobanê’yi düşündüklerini belirten Fatma Cuma, Kobanê özlemini ise şu cümlelerle özetliyor: “Yeter artık Kobanê’ye dönmek istiyoruz. Burada gecemiz çabuk sabah olsun diye dua ediyorum.”