
Her güne sıkıştırılmış bol şiddet, Suruç Ovası'nın geniş hacimli alanlarında yayıldıkça yayılıyor. Devletin katı, sıvı ve gaz hallerinin hepsi bolca mevcut. Herşey direnişi kırmak, insanları bu sınırlardan koparmak ve IŞİD’e daha rahat yardım edebilmek için…
Bu halka saldırı dalgaları sürekli artarken, görünen şiddetin yanında görünmez şiddet daha yaygın. Fırsat buldukları her yerde fazlasıyla kendinden geçen kolluk kuvvetleri, hayal güçlerini zorlayan sebepler öne sürerek şiddet uyguluyor.
Bunlardan bir tanesi de en büyük saldırı dalgasının gerçekleştirildiği 21 Pazartesi günü (21 Eylül) işgal edilen Etmankî Köyü'nde Adana Barış Anneleri İnsiyatifi'nden 48 yaşındaki Gülsüme Annenin başına getirilenler. Yoğun gaz saldırısı sırasında yanına düşen bir kapsülü toprağa gömerek etkisiz hale getirirken bir başkasının yanına düşmesi ile nefesi kesilen ve yakın olduğu köye kendini zar zor atan Gülsüme Kılıç, eve girişinin görülmesi ile jandarmanın saldırısına maruz kalıyor.
Astım ve bronşit sebebi ile gazdan etkilenen Gülsüme Ana, başına gelenleri şöyle anlatıyor:
“Ben içeride iken o esnada orada bulunan bir genç; ‘İçeriye kaçtı bir eylemci’ diyerek, beni şikayet ediyor komutana. İçeri girenler ayağımda spor ayakkabısı olduğu için ‘sen teröristsin’ dediler. Mantomun altında giydiğim pantolon da terörist olduğuma dair başka bir sebep oldu. Daha sonra üzerime bir minder attılar ve onun üzerinden vurmaya başladılar. Minder altında nefes alamaz oldum. Kafama, belime fazlası ile vurdular. Üzerimde tepinmeye başladılar. Sonra beni kaldırıp kameralarını açtılar. Kameraya konuş! Terörist olmadığını söyle dediler. Ben dayak yerken, beni şikayet eden genç de ağlıyordu! Yüzüne diyemedim ‘utanmıyor musun ağlamaya’ diye”…
Zorla kameraya konuşturulmak istenen Gülsüme Ana, vekillerin zamanında müdahalesi ile kurtulabildi. Yoksa o köyden tutuklanarak çıkacaktı. Kimliği başka yerde, telefonu ise bir panzerin içinden çıktı.
Fiziksel ve gizli fiziki saldırı/şiddetin yanında sembolik şiddete de başvuran devlet, alanda mehter marşı çalıyor. Suruç sokaklarında marş komutları ile yürüyüş yapıyor… Bir anlamı var mı? Halkın duruşuna bakılırsa, bırakın bir anlamı olmasını; gayet trajikomik…
Daha önce akla hayale sığmayacak şekilde terör damgası vurulan Kürtler, şimdi de ayağında spor ayakkabısı olduğu için ellinci yaşlarına dayanan bir kadın, pantolon giymiş olması da kanıt gösterilerek terörist ilan edildi. Bitmez tükenmez bir sevda bu! Her şey hemen her şekilde bu kategoriye girebiliyor.
Gülsüme Ana bir sonraki gün yine eylem alanında, sınırda idi… Durumu iyi, mücadelesine devam edeceğini söylüyor.
ÖZGÜR AMED